Pled türkçesi Pled nedir

  • Minnet etmek.
  • Yalvarmak.
  • Müdafaa etmek.
  • Açıklamak.
  • Dava etmek.
  • Avukatlığını yapmak.
  • Bahane etmek.
  • İstirham etmek.
  • Savunmak.
  • Dilemek.
  • Rica etmek.
  • Duyurmak.
  • Savunma yapmak.
  • Mazeret göstermek.
  • Dava açmak.
  • Özür dilemek.

Pled ile ilgili cümleler

English: She pledged herself never to do it again.
Turkish: Bunu bir daha asla yapmayacağına dair kendi kendine söz verdi.

English: Ali found a crumpled piece of paper on the floor.
Turkish: Ali yerde bir parça buruşuk kağıt buldu.

English: I give my pledge that I will quit smoking.
Turkish: Sigara içmeyi bırakacağıma söz veriyorum.

English: Ali crumpled the paper.
Turkish: Ali kağıdı buruşturdu.

English: Ali pledged his support.
Turkish: Ali ona destek sözü verdi.

Pled ingilizcede ne demek, Pled nerede nasıl kullanılır?

Pledge : Söz. Sağlığına kadeh kaldırmak. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Rehine koymak. Taahhüt etmek. Borcun ödenmemesi durumunda alacaklı tarafından el konulmak üzere sözleşmenin yapıldığı anda alacaklıya borçlu tarafından güvence olarak gösterilen taşınır veya taşınmaz değer. Rehin. Söz vermek. Vaat etmek. Teminat.

Pledge of claim : Alacak üzerinde tutu hakkı. Pay, borç ve alacak belgitlerini tutulayarak bunlara karşılık bankalarca kişiye tanınan borç para verilme hakkı. Alacak üzerinde rehin hakkı.

 

Pledged : Kefalet vermek. Taahhüt edilmiş. Rehin vermek. Taahhüt edilen. Rehinli. Söz vermek. Vaat etmek. Sağlığına kadeh kaldırmak. Rehine koymak. Şerefine içmek.

Pledgee : Rehin alan. Rehinli alacaklı. İpotek alan. Rehine veren.

Pledgees : Rehine veren. Rehin alan. Rehinli alacaklı. İpotek alan.

Pledges : Sağlığına kadeh kaldırmak. Söz vermek. Kefalet vermek. Bağışlar. Rehine koymak. Rehin vermek. Şerefine içmek. Vaat etmek.

Pledger : Rehneden. Tutu karşılığı, borç para veren verdiği borç para karşılığı bir mal ya da özdeği tutulayan. Tutulandıran. Rehin veren. Tutu alan. Kendisine verilen borç para karşılığında alacaklısı yanında malını tutulandıran kişi. İpotek veren. Rehinli borçlu.

Pledgers : İpotek veren. Rehneden. Rehinli borçlu. Rehin veren.

Pledging : Söz vermek. Rehine koymak. Rehin verilmesi. Rehin verme. Sağlığına kadeh kaldırmak. Kefalet vermek. Vaat etmek. Rehin vermek. Şerefine içmek.

Campaign pledge : Seçim kampanyası vaadi. Bir kampanya esnasında siyasi bir aday tarafından verilen spesifik bir söz. Kampanya vaadi.

İngilizce Pled Türkçe anlamı, Pled eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pled ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Trudge : Zorla yürümek. Yorgun argın yürüme. Güçlükle yürüme. Yorularak yürümek. Uzun yorucu yürüyüş. Güçlükle yürümek. Ağır adımlarla yürümek. Yorgun argın yürümek. Yorucu yürüyüş.

Litigated : Dava ikame etmek. Mahkemeye başvurmak.

Complains : Şikayet etmek. Söylenmek. Sızlanmak. Şikayetçi olmak. İhbar etmek. Yakınmak.

 

Argue for : Lehinde konuşmak. Bir konuyu savunmak. Lehinde olmak.

Petitioned : Dilekçe. Dilekçe vermek. Talep etmek. Temenni. Talep. Dua. İstirham.

Advertize : İlan etmek. Reklamını yapmak. İlan vermek. Reklam yapmak. Tanıtım yapmak.

Advertizing : Tanıtım yapmak. Terfi ettirmek. Resmi olarak ilan etme eylemi (ayrıca advertising). Dikkati bir yöne çekmek (genellikle mal veya hizmet satmak için). İlan vermek. Reklamcılık. İlan etmek. Reklam yapmak. Reklamını yapmak.

Implored : Yakarmak.

Pled synonyms : splosh, give an excuse, make an excuse, annunciates, commenced, call, conjure, attest, walk, bring a lawsuit, advocate, broadcasts, pleads, beg, beseech, argued, implore, annunciated, apologising, pretexts, commence, accounted, apologizing, proceed, asserts, advertise, invoke, cleared, clarion, announced, clarifies, clarified, entreat.

Pled zıt anlamlı kelimeler, Pled kelime anlamı

Ride : Sürüklenmek. Gezinti. Binmek (at veya bisiklet). Yüzmek. Arabaya binmek (sürmeden). Taşımak (omuzunda vb). Üst üste binmek. Bindirmek. Süzülmek. Kayar gibi görünmek (ay, bulut vb).

Walk : Yürütmek. Gezinmek. Yürüyüşe çıkarmak. Dolaşmak. Eşlik etmek. Üzerinde yürümek. Adımla ölçmek. Yürüme. Gezdirmek. Gezmek.