Plugger türkçesi Plugger nedir

Plugger ingilizcede ne demek, Plugger nerede nasıl kullanılır?

Pluggers : Parmak arası terlik.

Plugged : Tapalı. Tıpalı. Tıkalı.

Unplugged : Akustik. Bağlı olmayan (internet argosu). Bağlantılı olmayan. Destekli enstrümanlarla değil ama akustik enstrümanlarla (rock müzik veya pop müzik) kaydedilen veya çalınan. Bağlantısız. Fişsiz.

Pluggable : Tak-çıkar. Takılabilir. Takçıkar.

Pluggable device : Takçıkar aygıtı.

Hot pluggable device : Çalışır durumda takçıkar aygıtı.

Plug and go application : Tak ve kullan uygulaması. 'tak ve kullan' uygulaması.

Plugging : Dübelleme. Tapalama. Tıkama. Düzenbaz. Tıkaçlama. Tıpalama.

Plugging box : Priz kutusu. İçinde çeşitli prizler bulunan ve bir yerden başka bir yere taşınabilen kutu.

Plug and go : Tak ve kullan.

İngilizce Plugger Türkçe anlamı, Plugger eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Plugger ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Decoy bird : Çığırtkan kuş.

Emboli : Emboli. Embolus. Kan pıhtısı. Embolusun çoğulu, çok sayıda embolus. Kan dolaşımında bulunan çözünmeyen bir madde kümesi (tıp veya medikal terimi). Damar tıkantısı.

 

Packings : Sarma. Ambalaj. Ambalajlama. Tampon. Paketleme. Sızdırmazlar. Taş kama. Salmastra. Sandıklama.

Barker : Kabuk soyucu. Bağıran kimse. New york eyaletinde yerleşim yeri. Kabuk soyan.

Shills : Diğer müşterileri kandırıp çekmek için müşteri gibi davranan kimse (kumarhanelerde, şans oyunlarında, vb.). Yem.

Lure : Yem. Kapan. Yemlemek. Çekim. Sentetik malzemelerden yapılan, uç, karın ve kuyruk kısmında olmak üzere 2-3 adet üçlü olta iğnesi taşıyan, genellikle yem balığı biçimli yüzer oltalar. Çekicilik. Cazibe. Rapala. Sırtı.

Embolus : Damar içinde yüzen ve damar lumenlerinin mekanik olarak daralmasına veya tıkanmasına neden olan doku parçası, bakteri kümesi ve yağ damlacığı gibi katı veya hava kabarciğı gibi maddeler. Emboli. Kan dolaşımında bulunan çözünmeyen bir madde kümesi (tıp veya medikal terimi). Embolüs. Kan veya lenf damarı içerisinde yüzen ve damar iç boşluklarının mekanik olarak daralmasına veya tıkanmasına neden olan katı, sıvı veya gaz halindeki yabancı cisim. embolusların büyük çoğunluğu kısmen veya bütünüyle yerinden kopmuş trombüslerden oluşur. tıkaç. Embolus. Damar tıkantısı. Kan pıhtısı.

Bung : Tapalamak. Savurmak. Tıkamak. Ağzını tıpa ile kapamak. Atmak. Tapa. Fırlatmak. Tıpa. Dövmek.

Neck : Büyük baş hayvanlarda boyun altındaki sarkık deri. bos indicus ırkı sığırlarda deri sarkıklığıyla belirgin ön bacaklar arasındaki alan. boyun eti. Gitar, jimnastik, veterinerlik, jeoloji alanlarında kullanılır. (giyside) yaka. Sap. Sarmaş dolaş olmak. Gerdan. Dil. Sarmaş dolaş öpüşmek. Giysi boynu. Berzah.

 

Boosters : Amplifikatör. Artış. Güçlendirici. Hayran. İtişi artırıcı şey. Yardım. Destekleyen. Yardımcı. Yükseltici.

Plugger synonyms : fillers, bungs, adman, obturator, tout, filler, runners, lures, plug, barkers, shill, runner, advertiser, cork, crier, promoter, packing, botts, bot, advertizer, corks, bott, criers, booster.

Plugger ingilizce tanımı, definition of Plugger

Plugger kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who, or that which, plugs.