Point of inflexion türkçesi Point of inflexion nedir
- Uzay alanında kullanılır.
- Dönüm noktası.
- Bir eğrinin içbükeylikten dışbükeyliğe (ya da karşıtı) döndüğü nokta.
Point of inflexion ingilizcede ne demek, Point of inflexion nerede nasıl kullanılır?
Point : Çevirmek. Bitirmek. Noktalamak. Nokta. Göstermek. Uç. Doğrultmak. Fermaya oturmak. Tevcih etmek. Doğrultmak (silah).
Of : Karşı. In. İle ilgili. Li. -in. -nin. -den. -nın. Yüzünden. Nin.
Inflexion : Sesin yükselip alçalması. Bükün. Sesin perdesini değiştirme. Çekim. Bükülme. Yapım ve çekim sırasında kelime köklerinin farklı biçimlere girmesi şeklindeki kırılma olayı. büküm; arapça, almanca, ingilizce, rusça gibi sami, cermen ve islav dillerine özgü bir olaydır: ar. ketebe «yazdı» kökünün kütibe «yazıldı», yüktebü «yazılır», yüktebune «yazılırlar», litükteb «yazıl!»; katebu «mektuplaştı, yazıştı», katibun «yazan, katip», mektubun «yazılmış şey, mektup» mektebun «mektep okul» şekillerine girmesi; almanca sehen «görmek», sah «gördü», gesehen «görmüş, görülmüş»; ing. to write «yazmak» wrote «yazdı», written «yazmış, yazılmış» gibi. Eğilme. İçe bükme veya bükülme. İnfleksiyon. Gramer, veterinerlik alanlarında kullanılır.
Point of application : Uygulama çekidi. Uygulama noktası.
Point of articulation : Ağız boşluğunda seslerin oluştuğu çeşitli noktalar; bir ünsüzün çıkışı sırasında ses yolunun daralan veya kapanan noktası. Boğumlama noktası. Boğumlanma noktası. Eklemleme noktası.
Point of call : Çağırma noktası.
Point of divergence : Iraksaklık noktası.
Point of convergence : Yakınsaklık noktası.
Point of continuity : Süreklilik noktası.
Point of discontinuity : Süreksizlik noktası.
İngilizce Point of inflexion Türkçe anlamı, Point of inflexion eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Point of inflexion ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Crossroad : Ara yol. Kavşak. Çapraz yol. İki yolun kesişmesi. Dört yol ağzı. Yan yol. Abd'de ana yola katılan veya onu kesen bir başka yol. Uzayıp giden şeylerin kesiştikleri veya birleştikleri yer (akarsu, yol gibi).
Climaxed : Orgasm olmak. Doruk. Orgazma ulaşmak. Doruk noktası. En yüksek dereceye varmak. Zirveye ulaşmak. Doruğa ulaşmak. Doruğa ulaştırmak. Giderek artmak.
Airglow : Gece boyunca gökyüzünde gördüğümüz donuk ışık; gece aydınlığı. Gök aydınlığı.
Crisis : Bir oyunda gerilimin ve ilginin arttığı, işlerin karıştığı, çapraştığı yer. düğüm öğesi çatışmalardan, çevrilen dolaplardan, birtakım gizlerden elde edildiği gibi, kişilerin karakter özellikleriyle de yaratılabilir. Kriz. Bunalım. Hastalığın dönüm noktası, hastanın iyileşeceği veya öleceğinin belli olduğu an. aniden gelişen şiddetli belirtilerle ayırt edilen nöbet, hastalık nöbeti. Nöbet. Bunluk. Sermaye ve gelir kayıplarına yol açan ve iktisadi bütünlüğün her düzeyinde etkisi olan politik, ideolojik ve iktisadi tüm değerleri bozan bir rahatsızlık. iktisadi çevrimdeki genişleme ve sürekli bir ilerleme döneminden sonra uzun ya da kısa daralma evresine geçerek yön değiştirme. Buhran. Badire. İktisat, sosyoloji, veterinerlik, uluslararası ilişkiler alanlarında kullanılır.
Aerolite : Havataşı. Taşımsı göktaşı. Göktaşı. Aerolit. Meteorit veya meteor taşı. Meteorit. Demire göre taş oranı yüksek olan göktaşı türü.
Climax : Bir dramatik yapıtta, serimden sonra, olguların birbiriyle çatıştığı, çatallaştığı, içinden çıkılmaz gibi görünen tıkanıklıklar yarattığı, gerilimli noktalar. En yüksek dereceye varmak. Doruk noktası. Düğüm. Doruk. Giderek artmak. Bir oyunun geliminde ve gelişiminde kesin dönüm ya da değişim noktası. kişilerin ön planda olduğu oyunlarda baş oyun kişisinin, olayların önde olduğu oyunlarda ana olayın yönelişindeki kesin dönüm noktası. Orgasm. Orgazm. Baskın türün çevre şartlarına tamamen uyduğu, peş peşe komüniteler serisinde olgunlaşmış durum.
Climaxes : Zirve. Giderek artmak. Doruk. Zirveye ulaşmak. Doruğa ulaştırmak. Orgazma ulaşmak. Doruk noktası. En yüksek dereceye varmak. Doruğa ulaşmak.
Absolute value : Bir ölçümün değişmez değeri ya da bir değerin kullanılan ölçü birimine göre niceliği, bk. göreli değer. Bir sayının değerinin pozitif olarak ifadesi (ör. -23'ün mutlak değeri 23'tür). Saltık değer. Başka değerlerle karşılaştırılmamış, tek başına göz önüne alınan değer; artılığı ya da eksiliği göz önüne alınmamış değer. Mutlak değer. Salt değer.
Acceleration due to gravity : Yerçekiminin etkileri nedeniyle yolun artışı. Serbest düşen bir cismin kazandığı ivme. Yerçekimi ivmesi.
Absolute brightness : Bir yıldızın 20 parsek uzaklığa indirgenmiş parlaklığı. Salt parlaklık.
Point of inflexion synonyms : climaxing, almak, absolute parallax, albedo, absolute orbit, adhara, climacterics, breakthroughs, crises, catastrophe, absorptive power, altair, cusp, accidental error, accuracy, achondrite, absorption line, climacteric, end point, breakthrough, decisive moment, catastrophes.

Bu kısımda Point of inflexion kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Point of inflexion ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Point of inflexion anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Point of inflexion ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.