Polar nedir, Polar ne demek

Polar; kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

Kimya'daki anlamı:

Kutuplanma gösteren veya kutuplu.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Su gibi üzerinde pozitif veya negatif yük taşıyan suda çözünen moleküller veya gruplar.

İngilizce'de Polar ne demek? Polar ingilizcesi nedir?:

polar

Polar kısaca anlamı, tanımı:

Polargı : Polarıcı.

Polarıcı : Işığı polarmaya yarayan alet, polargı.

Polarimetre : Polarölçer.

Polarimetri : Polarma sisteminde etkin maddelerden geçerken oluşan dönmenin ölçülmesi.

Polariskop : Bir ışığın doğal veya polarılmış olup olmadığını belirlemeye yarayan alet.

Polarite : Bir elektrik üretecinin kutuplarını birbirinden ayırt etmeyi sağlayan nitelik.

Polarizasyon : Kutuplanma. Polarma.

Polarma : Doğrudan doğruya kendi kaynağından çıkan bir ışığın, yansıdıktan veya kırıldıktan sonra gösterdiği özelliklerin tümü, polarizasyon. Kimyasal tepkimeler dolayısıyla bir pildeki gerilimin düşmesi.

Polarma düzlemi : Polarılmış ışıkta, ışık titreşimlerinin doğrultusunu belirleyen düzlem.

Polarmak : Polarma olayına uğramak.

Polaroit : Çekim ve baskı işlemlerini çok çabuk ve otomatik olarak yapan fotoğraf makinesi. Bu makineyle çekilen fotoğraf. Geçirdiği ışığı polaran saydam yaprak.

 

Polarölçer : Bir ışığın polarma oranını ölçmeye yarayan alet, polarimetre.

Kutup : Elektrik akımını oluşturan gerilim ayrılığının en yüksek dereceyi bulduğu iki noktadan her biri. Birbiriyle karşıt olan şeylerden her biri. Bir mıknatıs demirinin iki ucundan her biri. Gök küresinin, dolayında döndüğü varsayılan eksenin iki ucundan her biri. Bir konuda yüksek bilgisi ve yetkisi olan kimse. Yer yuvarlağının, Ekvator'dan en uzak olan yer ekseninin geçtiği varsayılan iki noktasından her biri.

Polar bağ : Bir kimyasal maddede kutup olan birimlerle meydana getirilen bağ.

Polar bileşik : Kutuplu bileşik.

Polar cisimcik : Oositin mayoz bölünmesiyle oluşan sitoplazmik fazlalık. Sonradan dejenere olur. Bakteri hücresinin bir veya iki ucunda bulunan metakromatik tanecik.

Polar çözücü : İyonlar için iyi bir çözücü olan yüksek dipol momentine sahip çözücüler.

Polar flagella : Hücrenin bir ucundan çıkan tek veya demet durumunda kamçı bulunması durumu.

Polar halka : Sporozoit ve merezoitlerin ön ucunda hücre zarının altında bulunan ve fonksiyonu bilinmeyen elektron yoğun organel.

Polar kep : gibi kimi nematod yumurtalarının ve kimi koksidiya ookistlerinin uç kısmında bulunan yumurta kabuğu modifikasyonları.

Polar kovalent bağ : Bir bağdaki bir çift elektronun bağı oluşturan iki atom tarafından ortak kullanıldığı ancak bu bağ elektronlarının atomlardan birisine daha yakın bulunduğu bağ. Bir kovalent bağdaki ortak kullanılan elektronun elektronegativitesi fazla olan atoma daha yakın bulunduğu bağ.

Polar madde : Polar kovalent bağ içeren çözündüklerinde veya eritildiklerinde iyonlaşabilen moleküller.

 

Polar molekül : Eksi ve artı yüklerin ağırlık merkezinin çakışmadığı su, amonyak, hidrojen klorür v.b. gibi moleküller.

Diğer dillerde Polar anlamı nedir?

İngilizce'de Polar ne demek? : adj. of the North and South Poles; opposed; of the poles, of the extremities

adj. polar, of the North and South Poles; opposed; of the poles, of the extremities

adj. polar, of the North and South Poles; opposed; of the poles, of the extremities