Political offence türkçesi Political offence nedir

  • Siyasi suç.
  • Hukuk alanında kullanılır.
  • Siyasal suç.

Political offence ingilizcede ne demek, Political offence nerede nasıl kullanılır?

Political : Siyasi. Hükümet. Devlet. Politik. Hükümete ait. Politikayla ilgilenen. Siyasal. Devlete ait.

Offence : Kalbini kırma. Töhmet. İncinme. Kusur. Hakaret. Dargınlık. Ağır suç. Kırılma. Tecavüz. Saldırı.

Political asylum : İltica hakkı. Sığınma hakkı. Siyasal iltica. Sığınma. Siyasi iltica. Siyasi sığınma.

Political business cycles : Politik iş çevrimleri. Tekrar seçilmek isteyen hükümetlerin seçim öncesi ve sonrasında farklı hedeflere yönelik iktisat politikaları uygulamaları sonucu ortaya çıkan iş çevrimleri. Siyasi konjonktür.

Political capture theory : Düzenleyiciyi kuşatma kuramı. Sanayideki egemen firmanın, konumunu sürdürmesini sağlayan düzenlemeleri yapan düzenleyici kurumun önünde sonunda tamamen sözkonusu firma tarafından kuşatılacağını ileri süren kuram.

Political cinema : Sinemanın, toplumu siyasal yönden bilinçlendirme aracı, siyasal savaşımda bir silah olarak kullanılmasını savunan ve bu yolda filmler gerçekleştiren sinema akımı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Siyasal sinema.

İngilizce Political offence Türkçe anlamı, Political offence eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Political offence ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

American law of corporation : Dernekler tüzesi.

Allegation : Mazeret. Suçlama. Özür. Sav. İtham. Bahane. İddia. İthamname. İleri sürme.

Act of witness : Tanıklık.

Absente : Yitimli. Latince absente reo (davalının hazır olmaması) deyiminin bir parçası.

Administration of justice : Kaza uygulamaları. Yargı idaresi. Adalet yönetimi. Yargı. Adliye.

Aggravating circumstances : Cezayı ağırlaştırıcı nedenler. Ağırlaştırıcı nedenler. Cezayı ağırlaştırıcı sebepler. Suçu ağırlaştırıcı sebepler. Ağırlaştırıcı sebep. Cezayı ağırlatıcı nedenler.

Accused : Suçlu. Maznun. Zanlı. Sanık. İtham edilen. Müttehem. Suçlanan.

Acts contra bonos mores : Töreye aykırı işlemler.

Abetment : (suça) yardımda bolunmak. Yardakçılık etme. Tahrik ve teşvik. Azmettirme. Kışkırtma. Tahrik etme. Suça teşvik. Suça katılma. Suç ortaklığı.

Abduction : Kaçırma. Adam kaçırma. Abdüksiyon. (kas) dışarı çekme. Kız kaçırma. Adam kaldırma. Dışaçekim. Dışaçekim (tıp veya medikal terimi). Zorla kaçırma.

Political offence synonyms : abstention, administer an oath, abstainer, administrative districts, annulment, a wide saloon.