Political türkçesi Political nedir
Political ile ilgili cümleler
English: At about this time, Lucius Cornelius Sulla, after becoming the dictator of Rome, thought that Caesar was a political threat to his rule.
Turkish: Bu sıralarda, Lucius Cornelius Sulla, Roma diktatörü olduktan sonra, Sezar'ın onun egemenliği için siyasi bir tehdit olduğunu düşündü.
English: Ali joined a political party.
Turkish: Ali bir siyasi partiye girdi.
English: Communism was the political system in the Union of Soviet Socialist Republics, but that stopped in 1993.
Turkish: Komünizm Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğinde politik bir sistemdi fakat 1993'te sona erdi.
English: Dictator's fall will upend political landscape.
Turkish: Ditatörün devrilmesi siyasi manzarayı alt üst edecek.
English: At the party, one of his political opponents humiliated him in the presence of many guests.
Turkish: Partide,onun politik rakiplerinden biri onu birçok misafirin önünde küçük düşürdü.
Political ingilizcede ne demek, Political nerede nasıl kullanılır?
Political asylum : Sığınma hakkı. Siyasal iltica. Sığınma. Siyasi iltica. Siyasi sığınma. İltica hakkı.
Political business cycles : Siyasi konjonktür. Politik iş çevrimleri. Tekrar seçilmek isteyen hükümetlerin seçim öncesi ve sonrasında farklı hedeflere yönelik iktisat politikaları uygulamaları sonucu ortaya çıkan iş çevrimleri.
Political capture theory : Düzenleyiciyi kuşatma kuramı. Sanayideki egemen firmanın, konumunu sürdürmesini sağlayan düzenlemeleri yapan düzenleyici kurumun önünde sonunda tamamen sözkonusu firma tarafından kuşatılacağını ileri süren kuram.
Political cinema : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Siyasal sinema. Sinemanın, toplumu siyasal yönden bilinçlendirme aracı, siyasal savaşımda bir silah olarak kullanılmasını savunan ve bu yolda filmler gerçekleştiren sinema akımı.
Political economy : İktisadi politika. Ekonomi. İktisat bilimi. Siyasi iktisat. Ekonomi politik. Kişilerdeki gereksemeleri karşılamak amacıyla yapılan davranış ve uygulamaları düzenleyen ve yöneten yasaları inceleyen bilim dalı. Ekonomi-politik. Siyasal iktisat. Politik iktisat. İktisat ilmi.
Political pluralism : Siyasal çoğulculuk. Siyasal gücün ve yetkilerin devlet kuruluşları ile özerk ya da bağımsız kimi ekonomik, toplumsal ve siyasal örgütler arasında bölüştürülmesini savunan bir görüş. bu özellikteki siyasal - toplumsal yapı.
Political party : Siyasal parti. Siyasal erki denetimleri altına almak amacıyla işbirliği içinde bulunan bireylerin ve toplumsal kümelerin oluşturdukları örgüt. Siyasi parti.
Political participation : Bireylerin ve toplumsal kümelerin içinde yaşadıkları toplumsal çevrenin yönetimine, görev almak, seçmek, seçilmek, örgütlenmek, görüş açıklamak vb. yollarla katkıda bulunması. Siyasal katılım. Siyasal katılma.
Political preferences : Bireylerin ve toplumsal kümelerin içinde yaşadıkları toplumsal çevrenin düzenleniş ve yönetim biçimine ilişkin beğenileri. Siyasal yeğlemeler. Siyasi tercih. Siyasal tercih.
Political risk : Siyasi risk. Bir ülkede yatırımcıları olumsuz etkileyecek hükümet politikalarındaki köklü değişiklikler veya savaş, devrim, iç savaş, ayaklanma gibi toplumsal olayların ortaya çıkma olasılığı. Siyasal risk. Politik risk.
İngilizce Political Türkçe anlamı, Political eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Political ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Civilest : Resmi. Ferdi. Uygar. Laik. Medeni hukuk ile ilgili. Nazik. İç. Medeni. Sivil. Kamu.
Jurisdiction : Yetki sınırı. Yargı çevresi. Yetki. Kaza. Hükümetin nüfuz dairesi. Davayı gören yargılık. Yargılıkların görevi. Görev. Yargılama gücü.
Diplomatic : Usta. Dış politika ile ilgili. İlişkilerde usta. Nazik. Dikkatli. İnce. Başkalarıyla ilişkide usta. Diplomatik. Resmi belgelere dayanan.
Polity : Hükümet şekli. Hükümet biçimi. İdare şekli. Yönetim biçimi. Politika. Yönetim. Kurumsal yapı. Devlet şekli. Devletin yönetim şekli.
Polities : Politika. Devletin yönetim şekli. Kurumsal yapı. İdare şekli. Hükümet biçimi. Hükümet şekli. Yönetim. Yönetim biçimi.
Commonwealth : Kamu yararı. İngiliz milletler topluluğu. Eyalet. Ulus. Cumhuriyet. İngiliz imparatorluğu. Bağımsız devlet veya topluluk. Milletler topluluğu.
Realm : Krallık. Dünya. Ülke. Alem. Alan. Memleket. Diyar. Saha.
Body politic : Siyasal yapı. Siyasi teşekkül. Organize olmuş toplum. Siyasi topluluk. Siyasi cemiyet. Devlet kurumu. Siyasal kuruluş. Devlet oluşturan halk kitlesi.
Semipolitical : Kısmen siyasi. Bir dereceye kadar siyasi doğası olan. Kısmen politik. Yarı politik.
Council of ministers : Bakanlar meclisi. Kabine. Bakanlar konseyi. Bakanlar kurulu.
Political synonyms : policy making, governments, corporatism, commonweals, politic, administration, governmental, civiler, official, the community, govt, commonweal, civil, state, commonwealths, public, state owned, government, politician, executives.
Political zıt anlamlı kelimeler, Political kelime anlamı
Nonpolitical : Apolitik. Siyasetle ilgili olmayan. Politik olmayan. Siyasal olmayan.
Political ingilizce tanımı, definition of Political
Political kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Having, or conforming to, a settled system of administration.

Bu kısımda Political kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Political ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Political anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Political ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.