Political party türkçesi Political party nedir
- Sosyoloji alanında kullanılır.
- Siyasi parti.
- Siyasal erki denetimleri altına almak amacıyla işbirliği içinde bulunan bireylerin ve toplumsal kümelerin oluşturdukları örgüt.
- Siyasal parti.
Political party ile ilgili cümleler
English: Winning the election was a great victory for the candidate's political party.
Turkish: Seçimi kazanmak adayın siyasi partisi için büyük bir zaferdi.
English: Ali joined a political party.
Turkish: Ali bir siyasi partiye girdi.
English: They formed a new political party.
Turkish: Yeni bir siyasi parti kurdular.
English: They are trying to organize a new political party.
Turkish: Onlar yeni bir siyasi parti kurmaya çalışıyorlar.
Political party ingilizcede ne demek, Political party nerede nasıl kullanılır?
Political : Hükümet. Hükümete ait. Politikayla ilgilenen. Politik. Siyasal. Devlet. Siyasi. Devlete ait.
Party : Hissedar. İştirakçi. Grup anlamına gelecek şekilde kullanılan sözcük. Alem. Yöre. Ortak. Topluluk. Eğlence. (parti yaparak) kutlamak. Taraf.
Political asylum : Siyasi iltica. İltica hakkı. Sığınma. Siyasal iltica. Siyasi sığınma. Sığınma hakkı.
Political business cycles : Siyasi konjonktür. Politik iş çevrimleri. Tekrar seçilmek isteyen hükümetlerin seçim öncesi ve sonrasında farklı hedeflere yönelik iktisat politikaları uygulamaları sonucu ortaya çıkan iş çevrimleri.
Political capture theory : Sanayideki egemen firmanın, konumunu sürdürmesini sağlayan düzenlemeleri yapan düzenleyici kurumun önünde sonunda tamamen sözkonusu firma tarafından kuşatılacağını ileri süren kuram. Düzenleyiciyi kuşatma kuramı.
Political cinema : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Sinemanın, toplumu siyasal yönden bilinçlendirme aracı, siyasal savaşımda bir silah olarak kullanılmasını savunan ve bu yolda filmler gerçekleştiren sinema akımı. Siyasal sinema.
İngilizce Political party Türkçe anlamı, Political party eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Political party ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Age distribution : Yaş dağılımı. Bir popülasyondaki her bir yaş grubu içerisindeki bireylerin sayısı veya oranı. Bir toplum ya da toplumsal küme nüfusunun yaş kesimlerine göre dağılma oranları.
Affection : Düşkünlük. Hastalık. Sevgi. Etkileme. Duygusal yakınlık. Şefkat. Meyil. Eğilim. Muhabbet. Anlık süreçlerinin dışında kalan ve insanın toplumsal kümesi içindeki davranışı üzerinde istençli denetimini ortadan kaldıran kısa süreli duygusal tepkiler (kızgınlık, korku vb.) gösterme durumu.
Alienation : Belli tarihsel koşullarda insan ve toplum etkinlikleri ürünlerinin (emeğin, paranın, toplumsal ilişki sonuçlarının, insanın özelliklerinin ve yeteneklerinin) bu etkinliklerden bağımsız ve bunlara egemen ya da özlerinde olduklarından değişik biçimde kavranması. Bireyin çevre koşullarına aykırı düşmesi ya da kendisini başkasının gözüyle görmesi. Dengesizlik. Ötekileştirme. Soğutma. Yabancı emek. Yabancılaştırma. Devretme. Devir.
Acculturation : Kültürleşme. Ekinsel yozlaşma. Bir toplumun ekinine, başka (özellikle daha gelişkin) toplum ya da toplumların ekininden kimi özdeksel ve tinsel öğelerin geçmesi ve o ekinin göreli bütünlüğünün bozularak tutarsızlaşması olayı ya da süreci. Kültürel etkileşim. Kültürlenme. Çevresindeki kültürü kabullenme. Bir kültürün başka bir kültürden aldığı tesir. Kültürel uyum. Kültür etkileşimleri.
Adjustment in marriage : Eşlerden her birinin öbürü ile birlikte uyumlu bir aile yaşamı oluşturup sürdürme yeterliği. Evlilikte uyum.
Abilities : Geniş anlamında, bireyin, davranışlarını düzenleyen, etkinliklerini koşullandıran ve dirimbilimsel-toplumsal olarak belirlenen özellikleri. dar anlamında, bireyi belli bir uğraşsal etkinliğe uygun kılan bir dizi ruhsal özellikleri. Yeterlik. Yetenekler. Güç. İktidar. Beceri. Yetenek. Kabiliyet.
Age group : Yaş grubu. Üyeleri yaş ölçüsüne göre belirlenen toplumsal küme. Yaş kümesi. Belli bir çoğanın yaşlara göre dağılımını göstermek ve sıklıkları değer aralıkları içinde dile getirmek üzere kullanılan alt-üst yaş sının belli aralık. Yaş öbeği.
Aesthetic : Nesnel toplumsal ilişkilerin bireyin uyumlu gelişimine, soyluyu ve alpı özgürce geliştirmesine, çirkin ve aşağılıkla savaşmasına... yardımcı olan ya da olmayan yanlarının duyusal belirişi. Güzelduyu. Bedii. Estetik.
Agression : Saldırı. Kişilerin, toplumsal kümelerin ya da toplumların, başka kişi, küme ya da toplumların doğal varlıklarını, eylemlerini ya da iyelikleri altındaki şeyleri, kendilerine çıkar sağlamak, onlara da zarar ya da acı vermek ve belli davranışlardan caydırmak amaçlarıyla denetim altına almaya girişmeleri.
Acclimatation : İklimuyum. Toplumsal kümelerin, dirimbilimsel bakımdan yeni bir ortamın iklim koşullarına uyum sağlaması süreci.
Political party synonyms : achievement motive, adaptive behavior, age grade, aesthetical ideal, all round development of individual, bloc, agnation.

Bu kısımda Political party kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Political party ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Political party anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Political party ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.