Posing türkçesi Posing nedir

  • Şekil yapma.
  • Soru sorarak şaşırtmak.
  • Poz verdirmek.
  • Taslamak.
  • Fiyaka.
  • Poz vermek.
  • Tavır takınmak.
  • Sormak.

Posing ile ilgili cümleler

English: Supposing you had one million yen, what would you do with it?
Turkish: Diyelim ki bir milyon yenin olsa, onunla ne yaparsın?

English: Cybotron was composing excellent music.
Turkish: Cybotron harika müzik besteliyordu.

English: He joined the opposing team.
Turkish: O, karşı takıma katıldı.

English: My four-year-old son likes composing little melodies on the piano.
Turkish: Benim dört yaşındaki oğlum piyanoda küçük melodiler bestelemeyi sever.

English: Supposing you could travel, where would you go first?
Turkish: Seyahate çıkabileceğiniz farzedilse, önce nereye giderdiniz.

Posing ingilizcede ne demek, Posing nerede nasıl kullanılır?

Always supposing : Her zaman farz etmek. Daima – olması kaydıyla. Her zaman varsayarak.

Apposing : Yapıştırmak. Yakına koymak. Yan yana koymak.

Composing : Düzme. Rahatlatıcı. Oluşturan. Dizgi. Yatıştırıcı. Oluşturma. Dizgi ile ilgili. Birleştirme.

Composing e mail messages : Elektronik posta mektupları oluşturmak.

Composing galley : Gale.

Composing message : Mektup oluşturma.

Deposing : Şahitlik etmek. Tahtından indirmek. İfade vermek. Azletmek. Zorla görevden çıkarmak. Görevden almak. Görevden çıkarmak. Yeminli şahitlik etmek. Yeminli ifade vermek. Tahttan indirmek.

 

Composing stick : Dizgi harf yatağı. Kumpas.

Discomposing : Bozmak. Şaşırtmak. Düzenini bozmak. Sinirlendirmek. Karıştırmak. Tedirgin etmek. Sinirlenme.

Decomposing : Ayrışmak. Dağıtmak. Ayrıştırmak. Ayrıştırma. Çürümek. Çürüme. Dağılmak. Çürütmek.

İngilizce Posing Türkçe anlamı, Posing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Posing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Motion : Nesnenin, tüm ya da kimi noktalarının zamana bağlı olarak yer değiştirmesi olayı. Hareket ettirmek. Devinim. El ile işaret etmek. Her türlü değişimi gösteren özdeğin bir varlık biçimi. ötelenme, dönme, titreşim gibi konum değiştirme. Yer değiştirme. İşaret. Hareket. Önerge. İşaret etmek.

Spruceness : Şıklık. Zarafet.

Attitudinized : Yapmacık davranmak. Poz yapmak. Pozuna girilmiş. Kasılmak. Havalara girmek.

Enquires : Soruşturmak. Soru sormak.

Feigns : Taklit etmek. Numarası yapmak. Gibi yapmak. Yalandan yapmak. Davranışta göstermek. Gibi görünmek (yapar). Rol yapmak. Vurmak. Uydurmak.

Feign : Uydurmak. Vurmak. Gibi görünmek (yapar). Gibi yapmak. Davranışta göstermek. Taklit etmek. Numarası yapmak. Rol yapmak. Yalandan yapmak.

Strike an attitude : Poz yapmak. Tavır yapmak. Tavır koymak.

Swank : Caka satmak. Hava atmak. Caka. Çalım. Kurum satmak. Kurumlanmak. Şıklık. Kasıntı. Horozlanmak.

Motility : Hareket edebilme yeteneği, hareket gücü, hareketlilik. Hareketlilik. Kendiliğinden hareket edebilme. Motilite.

Dissimulate : Gizlemek (gerçeği). Duygularını gizlemek. Başka türlü göstermek. İki yüzlülük yapmak. İkiyüzlülük etmek. Yalandan göstermek. Belli etmemek.

 

Posing synonyms : enquire, sits, swanking, attitudinize, affect, sitting, attitudinizing, enquired, inquires, swanked, posture, inquire about, dissimulating, gimmickry, pose, sit for, asks, ask, attitudinizes, inquire, demands, assume, movement, postured, posturing, affects, swanks, consult, demanded, blazon, consults, take a stand, enquiring.