Prawn türkçesi Prawn nedir
- Büyük karides.
- Karides.
- Zayıf veya güçsüz kimse.
- Kabuklular (crustacea) sınıfından, 15-20 cm kadar uzunlukta, akdeniz'de bol bulunan ve yenen bir eklem bacaklı türü.
- Eklem bacaklı hayvanların, kabuklular (crustacea) sınıfından, uzun ve testereli hortumlu, 7-10 cm kadar uzunlukta, akdeniz'de bol bulunan bir tür.
- Küçük karides.
- İri karides.
- Teke.
- Biyoloji alanında kullanılır.
- Deniz tekesi.
Prawn ile ilgili cümleler
English: The prawn cocktail was delicious.
Turkish: Karides kokteyli lezzetliydi.
Prawn ingilizcede ne demek, Prawn nerede nasıl kullanılır?
Come the raw prawn : Aldatmaya çalışmak. Yanlış yol göstermek. (avustralya argosu) aldatmaya çalışmak. Kandırmak. Dolandırmak. Aldatmak. Yanlış yönlendirmek.
Prawning : Teke. Zayıf veya güçsüz kimse. Büyük karides. Karides.
Prawns : Büyük karides. Karides. Deniz tekesi. Teke. İri karides. Zayıf veya güçsüz kimse.
Send somebody sprawling : İki seksen uzatmak. Yere sermek.
Sprawl : Çok geniş bir alana yayılmak. Yayılıp yatmak. Yayılarak oturmak. Sere serpe uzanmak. Yayılma. Yayılmak. Sereserpe uzanmak. Dağılma. Serilmek. Genişlemek.
Prac : Yükselti. Sahne üzerinde değişik düzey elde etmek için çeşitli yükseklikte yapılan düzey.
Sprawls : Çok geniş bir alana yayılmak. Yayılıp yatmak. Dağılma. Sere serpe uzanmak. Genişlemek. Sereserpe uzanmak. Serilmek. Yayılmak. Uzanmak. Yayılarak oturmak.
Sprawler : Gerinen kimse (otururken veya uzanırken). Rahatlayan bir şekilde bacaklarını ve kollarını yayan kimse.
Sprawl out : Yaymak. Germek. Uzatmak. Serilmek.
Practicability : Bir gözlem ya da ölçüm aracının öngördüğü bilgi ya da ölçüm düzeyine ulaşabilme yeteneği. İcra yeteneği. Kullanışlılık. Elverişlilik. Yapılabilirlik. Uygulanabilirlik. Pratiklik. İşlerlik.
İngilizce Prawn Türkçe anlamı, Prawn eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Prawn ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
A cell : A hücresi. Mayalarda eşeyli üreme sırasında alfa hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre.
Aardwolf : Yeleli sırtlan. Etçiller (carnivora) takımının, sırtlangiller (hyaenidae) familyasından, 80 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, bütün sırtı boyunca uzanan bir yelesi olan, kuzey afrika'da yaşayan bir tür. Bir sırtlanın özelliklerine sahip ve esas olarak böceklerle özellikle termitlerle beslenen güney ve doğu afrika yerlisi çizgili memeli.
Abiotic environment : Organizmanın topografi, jeoloji, iklim, inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Abiyotik çevre. Cansız çevre. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim ve inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Abiyotik ortam.
Aardvarks : Damarlı dişliler. Yer domuzugiller. Memeliler (mammalia) sınıfının, etenliler (placentalia) alt sınıfından, az sayıda ve sütun biçiminde sıralanmış ve her birinin bir kanalı olan minesiz ve köksüz dişleri olan, ağızları boru biçiminde uzamış, kulakları büyük, seyrek kıllı, parmaklarında büyük kanca şeklinde tırnakları olan türlere sahip bir takım. Yerdomuzu. Memeliler (mammalia) sınıfının, damarlı dişliler (tubulidentata) takımından, vücutları aralıklı olarak kıllarla örtülü, parmakları ve kulakları büyük, kanca tırnaklı türleri içine alan bir familya.
Hircus : Koltuk altında çıkan kıl. Hirkus. Koltuk altı kılı.
Billy : Sopa. Cop. Erkek keçi. Erkek ismi. Çomak. Çaydanlık. Amfetamin.
Fish : Omurgalı hayvanlardan, sularda yaşayan, yüzgeçleriyle hareket eden, kemikli veya kıkırdaklı olan, soğukkanlı, suda erimiş oksijeni solungaçlarıyla soluyan, genellikle yüzme keseleri bulunan, ayrı eşeyli, yumurtayla çoğalan, çoğunlukla pullu, mekik biçiminde yüzmeye elverişli vücutları olan canlılar. Bulup çıkarmak. Denizden çıkarmak. Avlamak. Balık. Araştırmak. Balığa çıkmak. Balık avlamak. Balık tutmak. Tutmak.
A protein : Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri. Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. A proteini.
Abiotic factor : Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen iklim faktörleri, toprağın özellikleri, suyun kimyasal yapısı gibi faktörler. Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen, iklim faktörleri, toprağın özellikleri ve suyun kimyasal yapısı gibi faktörler. Abiyotik faktör.
Prawn synonyms : long clawed prawn, river prawn, palaemon australis, decapod crustacean, genus palaemon, palaemon, goats, abo blood groups system, he goat, billygoat, shrimped, abacus bodies, a cells, scampi, shrimp, abambulacral area, abramis zone, acacia, aardvark, abductor muscle, a chromosome, prawns, billy goat, prawning, goat, decapod, a site.
Prawn ingilizce tanımı, definition of Prawn
Prawn kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Any one of numerous species of large shrimplike Crustacea having slender legs and long antennæ. They mostly belong to the genera Pandalus, Palæmon, Palæmonetes, and Peneus, and are much used as food. The common English prawn is Palæmon serratus.

Bu kısımda Prawn kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Prawn ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Prawn anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Prawn ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.