Sprawl türkçesi Sprawl nedir

Sprawl ile ilgili cümleler

English: She found her sister sprawled unconscious on the sidewalk.
Turkish: O, kız kardeşini kaldırımda bilinçsizce yatarken buldu.

English: Houston is a huge, sprawling city.
Turkish: Houston kocaman, büyüyen bir şehir.

English: Ali is sprawled out on his bed.
Turkish: Ali yatağında uzanıyor.

English: Urban sprawl and chaos create many planning problems.
Turkish: Çarpık kentleşme ve kaos pek çok planlama sorunları yaratır.

English: Ali is sprawled out on the sofa.
Turkish: Ali kanepeye uzandı.

Sprawl ingilizcede ne demek, Sprawl nerede nasıl kullanılır?

Sprawl out : Serilmek. Germek. Yaymak. Uzatmak.

Urban sprawl : Kentsel yayılma. Bozuk kentleşme. Aşırı ölçüde kalabalıklaşması, toprak değerlerinin yükselmesi ve işlevlerini, gereği gibi yerine getirememesi sonucunda, kentteki insanların ve işleyim kuruluşlarının özel taşıtların ve toplu taşıma araçlarının varlığından da yararlanarak yörekentlere göçmeleri süreci. bk. yayılma. Kentin düzensiz yayılması. Çarpık şehirleşme. Çarpık kentleşme. Kentsel boşalma. Düzensiz gelişme. Yerleşim yerlerinin, genellikle bir tasara uygun olmayan, toplum yararına aykırı, bireycil eğitim ve etkinlikler doğrultusunda gelişmesi. Uygunsuz kentsel gelişme.

 

Sprawled : Serilmek. Uzanmak. Yayılarak oturmak. Sereserpe uzanmak. Yayılmak. Yayılarak oturmuş. Yayılmış. Genişlemek.

Sprawler : Rahatlayan bir şekilde bacaklarını ve kollarını yayan kimse. Gerinen kimse (otururken veya uzanırken).

Sprawlers : Gerinen kimse (otururken veya uzanırken). Rahatlayan bir şekilde bacaklarını ve kollarını yayan kimse.

Send somebody sprawling : Yere sermek. İki seksen uzatmak.

Sprains : Burkmak. İncitmek.

Sprawls : Serilmek. Uzanmak. Yayılmak. Çok geniş bir alana yayılmak. Sere serpe uzanmak. Yayılarak oturmak. Dağılma. Yayılma. Sereserpe uzanmak. Genişlemek.

Sprained : Burkulmuş. Yerinden oynamış (bir eklem yerinin bağ dokuları ile ilgili). Yaralanmış. Yerinden oynamış (bir eklem yeri). İncinmiş.

Sprag : Dayak. Takoz. Fırça. Eğleç takozu. Payanda. Maden ocağı desteği. Fren takozu. Maden ocağı direği. Morina balığı.

İngilizce Sprawl Türkçe anlamı, Sprawl eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sprawl ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Dilates : Büyümek. Açmak. Kabarmak. Açılmak. Genleşmek. Genişletmek. Şişirmek. Açıklamak. Büyütmek.

Diaspora : Bugün israil dışında yaşayan yahudi topluluğu için kullanılan terim. Aynı aile mensupları arasındaki yahudilerin israil dışındaki ülkelere dağılımı (babil esaretinden sonra). Diyaspora. Yahudi sürgünü. Ülke dışındaki ulusal kökendeki grup.

Circulation : Dolanım. Tedavül (para için). Bitki, biyoloji, iktisat, veterinerlik alanlarında kullanılır. Piyasadaki para miktarı. Devir. Baskı sayısı. Dağıtım. Devridaim. Döngüsel yer ya da konum değiştirme devinimi. Bir sıvının, kanın ya da sitoplazma gibi sıvı içeren yapıların bir kanal ya da bir yönde sürekli hareketi. sirkülasyon.

 

Kips : Uyuklama. Misafirhane. Surat. Uyumak. Pansiyon. Yatmak. Şekerleme. 1000 libre ya da paundluk bir ağırlık birimi. Yatak.

Dilating : Açılmak. Açmak. Açıklamak. Genişletmek. Şişirmek. Kabartmak. Büyütmek. İrileşmek. Büyümek.

Brachiating : Bölünme. Dallanma. Dallanıp budaklanma. Dallandırma. Dallanıp budaklandırma.

Extend : Avcı hattına yayılmak. Uzatmak. Genişletmek. Yardım eli uzatmak. Devam ettirmek. Daha uzun ya da büyük bir hale getirmek. Sunmak. Germek.

Deploying : Dağıtmak. Görevlendirmek. Yaymak. Harekete geçirmek. Uygulamak.

Being opened : Açılma. Serilme. Açılmış olma.

Diffusion : Diffüzyon. Yayma. Kültür öğelerinin ya da kültür karmaşalarının coğrafya bakımından yer değiştirerek bir toplumdan başka bir topluma yayılması süreci. Difüzyonizm. Moleküllerin ya da iyonların yüksek konsantrasyonlu bir alandan düşük konsantrasyonlu alana geçişleri. Nüfuz. Bilgisayar, biyoloji, fizik, kimya, iktisat, veterinerlik alanlarında kullanılır. Doğrultulu bir ışınımın bir ortamdan geçerek ya da bir yüzeyden yansıyarak uzaysal dağılışının değişmesi ve birçok doğrultulara yayılması. Molekül, iyon gibi taneciklerin yüksek yoğunluklu bir alandan düşük yoğunluktaki bir alana doğru net akışı. derişim farkı artışı, moleküllerin küçük oluşu, difüzyon bölgesinin yüzey alanının büyük olması, ısı artışı gibi faktörler difüzyon hızını artırır.

Sprawl synonyms : desintegration, deconcentration, diffusing, breaking down, lie, crackup, branch, crackups, broadened, distribute, grasp at, spread, being split, lengthen, be rife, kip, unroll, decomposition, beam, breaking up, lain, unrolls, contagion, ease up, jutted, sprawl out, bourgeons, creepages, dilate, outstretches, breakups, demerger, arborized.

Sprawl zıt anlamlı kelimeler, Sprawl kelime anlamı

Lie : Uzanmak. Mideye oturmak. Durmak. Palavra. Kandırmak. Yalan. Yatmak. Yasal olmak. Atmak. Kalmak.

Stand : Gitar, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Tahammül etmek. Çekilmek. Dayanmak. Desteklemek. Bulunmak. Sineye çekmek. Durmak. Ismarlamak. Statif.

Sit : Konmak. Sınava girmek. Modellik yapmak. Poz vermek. Oturmak. Kuluçkaya yatmak (tavuk). Oturuma katılmak. Olmak (imtihan). Tam oturmak. Kalmak (bir yerde).

Sprawl antonyms : gather.

Sprawl ingilizce tanımı, definition of Sprawl

Sprawl kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To spread and stretch the body or limbs carelessly in a horizontal position. To lie with the limbs stretched out ungracefully.