Sprawlers türkçesi Sprawlers nedir

  • Gerinen kimse (otururken veya uzanırken).
  • Rahatlayan bir şekilde bacaklarını ve kollarını yayan kimse.

Sprawlers ingilizcede ne demek, Sprawlers nerede nasıl kullanılır?

Sprawler : Gerinen kimse (otururken veya uzanırken). Rahatlayan bir şekilde bacaklarını ve kollarını yayan kimse.

Sprawled : Serilmek. Uzanmak. Yayılmış. Yayılarak oturmuş. Genişlemek. Yayılmak. Yayılarak oturmak. Sereserpe uzanmak.

Sprawl out : Serilmek. Yaymak. Germek. Uzatmak.

Urban sprawl : Yerleşim yerlerinin, genellikle bir tasara uygun olmayan, toplum yararına aykırı, bireycil eğitim ve etkinlikler doğrultusunda gelişmesi. Aşırı ölçüde kalabalıklaşması, toprak değerlerinin yükselmesi ve işlevlerini, gereği gibi yerine getirememesi sonucunda, kentteki insanların ve işleyim kuruluşlarının özel taşıtların ve toplu taşıma araçlarının varlığından da yararlanarak yörekentlere göçmeleri süreci. bk. yayılma. Çarpık kentleşme. Bozuk kentleşme. Çarpık şehirleşme. Kentin düzensiz yayılması. Kentsel yayılma. Kentsel boşalma. Düzensiz gelişme. Uygunsuz kentsel gelişme.

Sprawl : Sere serpe uzanmak. Genişlemek. Çok geniş bir alana yayılmak. Serilmek. Uzanmak. Yayılıp yatmak. Dağılma. Yayılmak. Yayılarak oturmak. Yayılma.

Sprawls : Dağılma. Genişlemek. Sere serpe uzanmak. Serilmek. Sereserpe uzanmak. Yayılmak. Uzanmak. Çok geniş bir alana yayılmak. Yayılma. Yayılıp yatmak.

 

Send somebody sprawling : İki seksen uzatmak. Yere sermek.

Sprawling : Büyüyen. Sallı. Genişleyen. Yayılma. Yayılan.

İngilizce Sprawlers Türkçe anlamı, Sprawlers eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sprawlers ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Someone : Biri. Birisi. Önemli kimse. Şahsiyet. Kimse. Bir kimse.

Individual : Fert. Kişisel. Tek. Tek kişilik. Özel. Başlıbaşına. Kişi. Ferdi. Bir grup canlının yapı ve görevleri bakımından tek bir varlık olan tek bir organizması; tür meydana getiren ve çiftleşebilen organizmaların her biri. fert. Belirli bir tür içinde kimi özellikleriyle öbürlerinden ayrılan ve bölünmez bir bütünlüğü olan varlık. 2-bir toplumu oluşturan birimlere verilen ad.

Scribbler : İkinci sınıf yazar. Kötü yazan kimse. Yazısı çirkin kimse. Kargacık burgacık yazan kimse. Yazar bozuntusu. Kötü yazar. Ditme makinesi. Karalamacı.

Soul : Dinlerin ve birtakım ikici felsefe öğretilerinin bedenden ayrı ve ölümsüz bir yaşamı olduğunu ileri sürdükleri varlık. Zencilere ait. Gönül. Canlılık. Temel direk. Hissiyat. Kök. Tin. Kimse. Esas.

Somebody : Birisi. Bazısı. Önemli birisi. Kimse. Şahsiyet. Biri. Kimisi. Önemli kimse. Bir kimse.

Writer : Yazdırma programı. Haberi yazan. Gazete ve dergilere yazılar yazan ya da ortaya bir kitap koyan kimse. Muharrir. Haber yazan. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Müellif. Yazan. Yazar. Redaktör.

Person : Fiilin gösterdiği işin hangi şahıs tarafından yapıldığını belirten dil bilgisi kategorisi. kılışın, konuşanın ağzından ifade bulan biçimi şahıs (geldim, yazıyorum vb.); dinleyen şahıs (getirdin, okuyacaksın vb.); konuşan ve dinleyen dışındaki kişi veya nesne şahıs (ağlamış, gülüyor vb.)’tır. Şahıs. Tip. Beden. Kişilik. Adam. Zat. Kişi. Fert. Vücut.

 

Mortal : İnsanlık. Ölümlü. Beşer. Geçici. Mortal. Amansız. Ölüm. Fani. Öldürücü, ölümlü, ölümle ilgili olan.