Sprawled türkçesi Sprawled nedir

Sprawled ile ilgili cümleler

English: She found her sister sprawled unconscious on the sidewalk.
Turkish: O, kız kardeşini kaldırımda bilinçsizce yatarken buldu.

English: Ali is sprawled out on the sofa.
Turkish: Ali kanepeye uzandı.

English: Ali is sprawled out on his bed.
Turkish: Ali yatağında uzanıyor.

Sprawled ingilizcede ne demek, Sprawled nerede nasıl kullanılır?

Sprawler : Gerinen kimse (otururken veya uzanırken). Rahatlayan bir şekilde bacaklarını ve kollarını yayan kimse.

Sprawlers : Rahatlayan bir şekilde bacaklarını ve kollarını yayan kimse. Gerinen kimse (otururken veya uzanırken).

Sprawl out : Uzatmak. Serilmek. Germek. Yaymak.

Urban sprawl : Aşırı ölçüde kalabalıklaşması, toprak değerlerinin yükselmesi ve işlevlerini, gereği gibi yerine getirememesi sonucunda, kentteki insanların ve işleyim kuruluşlarının özel taşıtların ve toplu taşıma araçlarının varlığından da yararlanarak yörekentlere göçmeleri süreci. bk. yayılma. Çarpık şehirleşme. Kentin düzensiz yayılması. Düzensiz gelişme. Kentsel boşalma. Uygunsuz kentsel gelişme. Çarpık kentleşme. Yerleşim yerlerinin, genellikle bir tasara uygun olmayan, toplum yararına aykırı, bireycil eğitim ve etkinlikler doğrultusunda gelişmesi. Kentsel yayılma. Bozuk kentleşme.

 

Sprawl : Çok geniş bir alana yayılmak. Sere serpe uzanmak. Uzanmak. Dağılma. Genişlemek. Yayılma. Yayılıp yatmak. Sereserpe uzanmak. Serilmek. Yayılmak.

Sprag : Takoz. Morina balığı. Fırça. Dayak. Maden ocağı direği. Yokuş mesnedi. Eğleç takozu. Köstek. Maden ocağı desteği.

Sprawling : Genişleyen. Sallı. Yayılan. Yayılma. Büyüyen.

Sprained ankle : Burkulan ayak. Dönmüş bilek. Yaralanmış bilek. Burkulmuş bilek. Bilek burkulması. İncinmiş bilek. Yerinden oynamış bilek.

Sprain : Burkulmak (bilek veya ayak vb). Burkulmak. Burkulma. İncitmek. Burkulmayla incinme. Burkmak.

Sprains : İncitmek. Burkmak.

İngilizce Sprawled Türkçe anlamı, Sprawled eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sprawled ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Lengthen : Uzatmak. Sulandırmak. Daha uzun yapmak. Uzamak.

Sprawl : Sere serpe uzanmak. Dağılma. Çok geniş bir alana yayılmak. Yayılma. Yayılıp yatmak.

Arborize : Ağaç gibi dal şeklinde yayılmak (ayrıca arborise). Ağaca benzemek. Dal budak salmak. Ağaç gibi dal şeklinde yayılmak. Dallanmak.

Dilating : Büyütmek. Büyümek. Kabarmak. İrileşmek. Açıklamak. Açılmak. Açmak. Kabartmak. Genleşmek. Genişletmek.

Outspreading : Serilmiş.

Be ranging to the : Uzanarak akmak.

Jut : Çıkıntı. Çıkıntı yapmak. Çıkmak.

Unrolls : Sargıyı açmak. Açmak. Açılmak. Açmak (rulo). Teşhir etmek. Sermek. Yaymak. Göz önüne sermek.

Broaden : Genişletilmiş. Genişletmek.

Circulated : Dolaştırmak. Tedavül etmek. Deveran etmek. Devretmek. Dolaşmak. Yaymak. Tedavül ettirmek.

 

Sprawled synonyms : sit down, extend, dilates, bestrewn, propagated, be out at grass, arborise, outstretch, lie, sit, outstretching, mushroomed, broadens, outspread, sprawls, lain, juts, jutted, be rife, effuse, hand up, diffused, kip down, sprawl out, arborizes, diffuse, bourgeons, outspreads, bulk, bourgeoned, enlarge, evangelized, dilate.

Sprawled zıt anlamlı kelimeler, Sprawled kelime anlamı

Lie : Yalan söylemek. Palavra. Uzanmak. Yalan atmak. Yasal olmak. Yalan. Kalmak. Kandırmak. Atmak. Mideye oturmak.

Stand : Kanıtlamak. Devam etmek. Durmak. Ayağa kalkmak. Bulunmak. Karşı koymak. Statif. Üçayak. Gitar sehpası. Tahammül etmek.

Sit : Sınava girmek. Burnunu sürtmek. Modellik yapmak. Kuluçkaya yatmak (tavuk). Tam oturmak. Kalmak (bir yerde). Yola getirmek. Tünemek. Binmek. Toplanmak.

Sprawled antonyms : gather.