Sprained türkçesi Sprained nedir

  • Yaralanmış.
  • İncinmiş.
  • Burkulmuş.
  • Yerinden oynamış (bir eklem yeri).
  • Yerinden oynamış (bir eklem yerinin bağ dokuları ile ilgili).

Sprained ile ilgili cümleler

English: Ali sprained his ankle.
Turkish: Ali ayak bileği burktu.

English: He sprained his ankle.
Turkish: O, ayak bileğini burktu.

English: He sprained his ankle trying to jump off this wall. What a fool he is!
Turkish: Bu duvarın üstünden geçmeye çalışırken bileğini burktu. O ne kadar aptal!

English: A sprained ankle disabled him from walking for a month.
Turkish: Burkulmuş bir ayak bileği onu bir ay yürümekten alıkoydu.

English: Ali said you sprained an ankle.
Turkish: Ali bir ayak bileğini burktuğunu söyledi.

Sprained ingilizcede ne demek, Sprained nerede nasıl kullanılır?

Sprained ankle : Yerinden oynamış bilek. İncinmiş bilek. Bilek burkulması. Burkulmuş bilek. Dönmüş bilek. Burkulan ayak. Yaralanmış bilek.

I sprained my ankle : Ayak bileğimi incittim.

Be sprained : Burkulmak.

Sprain : Burkulmak. Burkmak. İncitmek. Burkulma. Burkulmayla incinme. Burkulmak (bilek veya ayak vb).

Spraining : İncitmek. Burkmak.

Sprats : Çaçabalığı. Çaça. Çaça balığı. Hamsi gibi küçük bir balık.

Dispraised : Ayıplamak. Küçültme. Küçültmek. Kötüleme. Kötülemek. Ayıplama.

 

Dispraise : Hafifseme. Küçültmek. Küçültme. Ayıplama. Ayıplamak. Kötülemek. Kötüleme.

Spraddle leg : Ayrık bacaklılık. Domuz ve tavşanlarda iskelet kaslarının iyi gelişememesi, kas ipliklerinin sayısının azlığı, aşırı derecede glikojen içermesi, arka bacakların birbirinden ayrık durması ve ayağa kalkamamayla belirgin doğuştan görülen, geçici nitelikte bir yapılış bozukluğu, kas tellerinin hipoplazisi.

Sprag : Eğleç takozu. Köstek. Yokuş mesnedi. Maden ocağı direği. Dayak. Takoz. Fren takozu. Fırça. Payanda.

İngilizce Sprained Türkçe anlamı, Sprained eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sprained ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Galled : Yaralı. Sürterek yara yapmak. Kızdırmak. İncinmek. Yara olmak. Gücendirmek. Kızmak. Ovalamak. İncitmek.

Harmed : Zarar görmüş. Hasara uğramış olan. Ağrısı olmuş olan. Mutazarrır. Yaralı. Zarara uğramış olan.

Aggrieved : Üzüntülü. Kederli. Dertli. Mağdur. Kırılmış. Üzgün. Mazlum. Haksızlığa uğramış. İncitilmiş.

Drilled : Alıştırılmış. Delikli. Delinmiş. Matkap ile delinmiş. Sürekli alıştırmalarla bir beceri konusunda eğitilmiş.

Atwirl : Çarpıtılmış.

Gammy : Sakat. Aksak. Sakat (bacak). Sakatlanmış.

Wounding : Fiziksel zarar verme. Cerh. Yaralanma. Acıtıcı. Yaralama.

Housebroken : (özellikle tuvalet alışkanlıkları ile ilgili) eğitilmiş (hayvan). Terbiye edilmiş. Munis. Evcil. Bkz.house-trained. Ehlileşmiş.

Cause damage : İzrar. Hasar meydana getirmek. Hasar yapmak. Hasara neden olmak. Hasar oluşturmak. Zarar görmüş. Hasar yaratmak.

Wounded : Yaralı. Mecruh. Resis. Kırılmış.

 

Sprained synonyms : pot trained, toilet trained, potty trained, disciplined, lacerated, scotched, the wounded, twisted, injured, caused damage, wrenching, hurting, gashed, pained, slashed, done for, house trained.

Sprained zıt anlamlı kelimeler, Sprained kelime anlamı

Unstained : Lekesiz. Renksiz. Temiz.

Untrained : Eğitimsiz. Terbiye edilmemiş (hayvan). Antremansız. Ustalaşmamış. Deneyimsiz. Antrenmansız. Acemi. Tecrübesiz. Eğitilmemiş.