Spraining türkçesi Spraining nedir

Spraining ingilizcede ne demek, Spraining nerede nasıl kullanılır?

Sprain : Burkulma. Burkulmak (bilek veya ayak vb). Burkulmayla incinme. Burkulmak. Burkmak. İncitmek.

Sprained : İncinmiş. Burkulmuş. Yaralanmış. Yerinden oynamış (bir eklem yeri). Yerinden oynamış (bir eklem yerinin bağ dokuları ile ilgili).

Sprained ankle : Yerinden oynamış bilek. İncinmiş bilek. Burkulan ayak. Bilek burkulması. Dönmüş bilek. Burkulmuş bilek. Yaralanmış bilek.

Sprains : Burkmak. İncitmek.

Be sprained : Burkulmak.

Dispraisingly : Ayıplayarak. Küçülterek.

I sprained my ankle : Ayak bileğimi incittim.

Dispraise : Ayıplama. Kötülemek. Hafifseme. Ayıplamak. Kötüleme. Küçültme. Küçültmek.

Dispraised : Ayıplama. Kötüleme. Ayıplamak. Kötülemek. Küçültmek. Küçültme.

İngilizce Spraining Türkçe anlamı, Spraining eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Spraining ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

The twist : Saçını örgü yapmak. Ters anlam vermek. Büklüm. Bükmek. Büküm. Burmak. Bükme. Bükülmek. Vücudun kıvrılması hareketlerini içeren 1960'larda popüler rock and roll dansı.

Schooling : Tedrisat. Okullaşma. Eğitme. Öğretim. Okul çağındaki çocuklara okuma olanağının sağlanmış olması. Terbiye. Ders alma veya verme. Eğitim.

 

Turns : Çevirmek. Dansçının bir bacak üzerinde dönme hareketleri. Dönmek. Bulandırmak. Etkilemek. Dönüşler. Geçmek. Dönüşmek. Döndürmek.

Give offense : Gücendirmek. Sinirlendirmek. Darıltmak. Kırmak.

Toilet training : Tuvalet eğitimi. Bir çocuğa bebek bezi yerine tuvaleti kullanmayı öğretme.

Ricks : Kuru ot yığını. Saman yığını. 3 teker. Triportör. Fıçılık. Burkulma. Tınaz. Bükülme.

Drill : Delik açmak. Cerrahi matkap. Sondaj yapmak. Delgi. Alıştırma yapmak. Açmak. Alıştırı. Tohum ekmek. Tatbikat. Sonda ile yoklamak.

Exercise : Bir alan gözlemcisine uygun gözlemler yapacak biçimde deneyim ve beceri kazandırma. Vücudun, biyolojik yönden gelişimini sağlayan devinim çalışması. Çalıştırmak. Alıştırma yapmak. Uygulamak. Egzersiz yapmak. Çalışma yapmak. Üzerinde çalışılmış bir konunun daha iyi anlaşılması amacıyla düzenlenen, karşılığının verilmesi ya da uygulamaya konulması istenilen ödev. öğrencilerin, öğrendiklerini yeni durumlara uygulamalarına olanak sağlayacak biçimde düzenlenen çalışmalara ve yinelemelere verilen ad. Alıştırma. Kullanmak.

Activity : Bir bilgi işlem dizgesinde ana kütük tutanaklarının, öngörülen belirli bir dönem içinde, gördükleri işlem sayısıyla gösterilir nitelikleri. Yapılan işler. Kimyasal gerilimi logaritmik olarak veren nicelik. İşleklik. İş. Hareket. Hareket halinde olma. Hareketlilik. Meşguliyet. Eyleyim.

Spraining synonyms : gram's procedure, gram stain, athletic training, skull practice, practice session, gram's method, gram's stain, gram method, sprains, luxate, practice, ricking, turn, military training, endamaged, harm, dyeing, aggrieves, sprain, rick, distorts, galls, grooming, cuts, skull session, aggrieving, aggrieve, endamage, disservices, retraining, disservice, cut up, ricked.

 

Spraining zıt anlamlı kelimeler, Spraining kelime anlamı

Inactivity : Durgunluk. Avarelik. Tesirsizlik. Üşengeçlik. Etkisizlik. Hareketsizlik. Tembellik.

Effortless : Çaba gerektirmeyen. Gayret etmeyen. Çabasız. Çaba göstermeyen. Kolay. Zahmetsiz. Gayretsiz.