Preemptions türkçesi Preemptions nedir

  • Ön alım hakkı.
  • Önalım hakkı.
  • Şufa hakkı.
  • Rüçhan hakkı.
  • Önalım.
  • Satın almada öncelik hakkı.
  • Önce satın alma hakkı.
  • Herkesten önce satın alma hakkı.

Preemptions ingilizcede ne demek, Preemptions nerede nasıl kullanılır?

Right of preemption : Özel kişilerin iyeliğinde bulunan bir taşınmazın, iyesince satışa çıkarıldığında, öncelikle devlet, kent yönetimi ve öteki kamu kuruluşlarına satılmasını öngören sınırlama; kamu kuruluşlarına bu amaçla tanınan öncelikli satınalma hakkı. Şufa hakkı. Önalım hakkı. Önce satın alma hakkı.

Preemption : Satın almada öncelik hakkı. Herkesten önce satın alma hakkı. Şufa hakkı. Ön alım hakkı. Rüçhan hakkı. Önalım hakkı. Önalım. Önce satın alma hakkı.

Preempting : Önceden tutmak. Önceden ayırmak. Önceden satın almak. İşlem üstünlüğünü kullanmak. Herkesten önce ele geçirmek.

Preemptive : Önceden satın alınmış hakları olan. Önceden satın alma hakkı olan. Şufa hakkı olan. Önalımsal. Şufa ile ilgili. Herkesten önce satın alma hakkı olan. Sonsuz öncelikli. Başkasına engel olarak. Önce satın alma hakkına sahip. Baraj (briç oyunu).

Preemptive marketing : Engelleyici pazarlama. Yeni bir teknikle piyasaya giren ilk firmanın reklam kampanyalarıyla ve pazarlama stratejileriyle tüketicileri ikna ederek kendinden sonra girecek firmalar karşısında rekabet üstünlüğünü ele geçirmesi.

 

Preempt : İşlem üstünlüğünü kullanmak. Önceden ayırmak. Önceden satın almak. Herkesten önce ele geçirmek. Önceden tutmak.

Non preemptive multitasking : Geçişsiz çoklu görev.

Preemptive priority discipline : Sonsuz öncelikli düzence.

Preempts : Önceden tutmak. Önceden ayırmak. Önceden satın almak. İşlem üstünlüğünü kullanmak. Herkesten önce ele geçirmek.

Preemptively : İlk saldırıyı gerçekleştirerek. Öncelikle. Düşmanından önce saldırarak.

İngilizce Preemptions Türkçe anlamı, Preemptions eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Preemptions ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Preferential right : Birinin diğerinden üstün olması, seçimde söz iyesi olan kişi. Hukuk, ekonomi alanlarında kullanılır. Sıra hakkı. Yeğleme hakkı. Öncelik hakkı. Tercih hakkı.

Right of preemption : Özel kişilerin iyeliğinde bulunan bir taşınmazın, iyesince satışa çıkarıldığında, öncelikle devlet, kent yönetimi ve öteki kamu kuruluşlarına satılmasını öngören sınırlama; kamu kuruluşlarına bu amaçla tanınan öncelikli satınalma hakkı.

Preference : Yeğleme. İktisadi karar biriminin herhangi bir kısıt olmaksızın farklı seçenekler arasında yaptığı sıralama. Öncelik. Belli kimi ülke malları için tanınan ve "en çok kayrılan ulus kuralı" dışında yalnızca o ülkelere uygulanan bildirmelik indirimi, bağışıklıklığı ya da nicelik kısıtlamalarının dışında tutulma gibi ayrıcalıklar a. bk. bildirmelik yeğlemeleri. Tercih yapmak. Üstünlük. Tercih edilen şey. Yeğ tutma. Tercih.

 

Preferences : İmtiyazlı hisse senedi. Öncelik. Tercih hakkı. Yeğ tutma. Yeğlenenler. Tercihler. Yeğleme. Tercih.

Refusals : Seçme hakkı. Almamazlık. Ret. Red. Reddetme. Ayrıcalık. Iskarta. İlk seçme hakkı. Kabul etmeme.

Privileging : Müsaade. Ruhsat. Muaf tutmak. Ayrıcalık tanımak. Öncelik hakkı. Ayrıcalıklı kılmak. İmtiyaz vermek. Ayrıcalık. İmtiyaz.

Privilege : Herhangi bir konuda, bir kişiye ya da kişilere belirli koşullarla tanınan hak. Muaf tutmak. Şeref. İmtiyaz. İmtiyaz vermek. Dokunulmazlık. Nasip. Ayrıcalık. Özel hak. Ruhsat.

Stock warrant : Rüçhan hakkı belgesi. Rüçhan hakkı gösteren belge. Öncelik hakkını gösteren belge.

Appropriation : Üstüne oturma. Temellük etme. Tahsisat. Ödenek. Benimseme. Mahsup. Kendine maletme. İç etme. Mal etme. Kendine mal etme.

Preemptions synonyms : pre emption, judicial doctrine, legal principle, judicial principle, preemption, priorities, pre emption right, refusal, privileges, pre emptive right, option to purchase, priority, option to call, right of priority.