Presenter türkçesi Presenter nedir

Presenter ile ilgili cümleler

English: No wonder that the presenter sounded weird, she was sick.
Turkish: Sunucunun tuhaf göründüğüne şaşmamalı. O hastaydı.

English: A drunk TV presenter vomited during a live broadcast.
Turkish: Sarhoş bir TV sunucusu, canlı yayın esnasında istifra etti.

Presenter ingilizcede ne demek, Presenter nerede nasıl kullanılır?

Presenters : Takdimci. İbraz eden. Tanıtıcı. Spiker. Sunan kişi. Sunucu. Sunan.

Representer : Temsil eden. Gösteren.

Presented : Sunulan. Doğrultmak. Sahneye koymak. Aday göstermek. Ortaya koymak. Sahnelemek. Arzetmek. Çıkarmak. İbraz etmek. Nişan almak.

Presentee : Görev alan kimse.

Was presented to him : Fikir alışverişi için ona belirtildi. Onun önüne döküldü. Ona sunuldu. Tartışma için ona açıldı.

Overrepresented : Fazla temsil edilmiş.

Present company excepted : Sözüm meclisten dışarı. Buradakileri tenzih ediyorum. Söz meclisten dışarı.

Present continuous : Şimdiki zaman.

Represented : Tarif etmek. Temsil etmek. Oynamak. Canlandırmak. Temsilciliğini yapmak. Vekalet etmek. Belirtmek. Betimlemek. Vekili olmak. Sahneye koymak.

Misrepresented : Yanlış temsil edilmiş. Yanlış tanıtmak. Kötü temsil etmek. Biçimi bozulmuş. Saptırılmış. Yanlış sunmak.

 

İngilizce Presenter Türkçe anlamı, Presenter eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Presenter ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Conferrer : Başkasıyla görüşe alışverişinde bulunan kimse. Biriyle danışan kimse. Müzakere eden kimse.

Emceed : Emcee (sunmak). Sunmak. Protokol müdürü. Bir kutlamanın ev sahipliğini yapmak. Bir programın sunuculuğunu yapmak. Sergilemek. Protokol yetkilisi olarak çalışmak. Bir etkinliği sunmak. Teşrifatçı olarak çalışmak.

Exhibitioners : Teşhir hastalığı olan. Sergileyen. Teşhirci. Gösteren. Burs alan öğrenci (ingiliz ingilizcesi). Harçlık veya ödenek alan öğrenci. İlaç olarak veren. Kendini gülünç duruma düşüren. Arzeden.

Emcees : Sunmak. Teşrifatçı. Bir etkinliği sunmak. Emcee (sunmak). Protokol yetkilisi olarak çalışmak. Sergilemek. Teşrifatçı olarak çalışmak. Bir programın sunuculuğunu yapmak. Protokol müdürü olarak çalışmak.

Philanthropist : İyiliksever kişi. Yardımsever. İnsancıl. İnsancıl kimse. Hayırsever kimse. Hayırsever.

Settlor : Mülkünü vasiyetle bırakan kimse.

Host : Kalabalık. Ev sahipliği etmek. Çokluk. Bir parazitin veya enfeksiyöz etkenin hayatının tümünü veya bir kısmını içerisinde veya üzerinde geçirdiği, besin ihtiyacını veya korunmasını sağladığı hücre veya organizma. enfekte olmuş canlı. Bir parazitin hayatının tümünü veya bir kısmını içerisinde veya üzerinde geçirdiği, besin ihtiyacını veya korunmasını sağladığı organizma, konakçı. Ordu. Asalağın erginini ya da gelişim evrelerinden herhangi birini taşıyan canlı. a. bk. arakonakçı, son konakçı. Kutsanmış ekmek.

 

Enunciators : Anons yapan kimse. Telaffuz eden. Açık seçik veya anlaşılır tarzda konuşan kimse. İlan eden. İfade eden. Tarif eden. Beyan eden. Bildiren. Deklare eden kimse.

Narrators : Hikayeci. Anlatımcı. Ekran okuyucusu. Ekran okuyucu. Anlatıcı. İletişim. Aktarımcı. Ekran okuyucusu hakkında. Anlatan.

Presenter synonyms : subsidiser, indian giver, subsidizer, presenters, compere, preambulatory, comperes, introductive, identifier, speakers, declarator, tipper, emcee, informative, newsman, narrator, narrater, advertiser, identifier field, abnegator, commentator, introducer, announcers, communication server, anchorperson, submitter, narraters, introductory, introducers, benefactor, compered, exhibitory, newsmen.

Presenter ingilizce tanımı, definition of Presenter

Presenter kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who presents.