Pressor türkçesi Pressor nedir
- Kan basıncı artırıcı.
- Baskılayıcı.
- Presör.
- Basıcı.
Pressor ingilizcede ne demek, Pressor nerede nasıl kullanılır?
Pressoreceptor : Basınç reseptörü. Presoreseptör.
Air compressor : Basaca oranla daha az basınç yükselmesi sağlayan, buna karşın, daha yüksek verdilerde çalışan hava sıkıştırma aygıtı. Hava kompresörü. Fren hava kompresörü. Tenek kompresörü. Havayı atmosfer basıncından daha yüksek yapan makina. Hava kompresörü ünitesi. Hava sıkacı.
Air compressor governor : Hava basacının çıkış basıncını istenilen düzeyde tutmaya yarayan aygıt. Hava basacı düzenleyicisi.
Arc suppressor : Ark söndürücü.
Axial compressor : Aksiyal kompresör. Eksenel kompresör.
Compressor gun : Kompresör tabancası.
Carbonic acid compressor : Karbonik asit kompresörü.
Centrifugal compressor : Santrifüj kompresör.
Compressor : Islak bez. Sıvı yada gaz sıkıştırma aleti. Sıkıştıraç. Sesi sıkıştıran ve tüm frekansları belirli bir üst eşiğe kadar veren devre. Kompres. Havayı sıkıştırarak bir basınç veren aygıt. Sıkaç. Sıkıştıran, bastıran. Bir akışkan ya da uçunu sıkıştırarak basıncı yükseltilmiş olarak veren aygıt. Gaz ortamların basıncını yükseltmeye yarayan aygıt.
Corepressor : Bir reseptöre bağlanarak onun operatör bölgesine bağlanmasına engel olan bir molekül. Korepressör.
İngilizce Pressor Türkçe anlamı, Pressor eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Pressor ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Adrenalin : Böbrek üstü bezleri ve sempatik sinir sistemindeki sinir uçlarından salgılanan, kalp atışını hızlandıran, kas ve karaciğerde glikojenin glikoza parçalanmasını sağlayan bir katekolamin. epinefrin. Adrenalin. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Böbrek üstü bezleri ve sempatik sinir sistemindeki sinir uçlarından salgılanan, kalp atışını hızlandıran, kas ve karaciğerde glikojenin glikoza parçalanmasını sağlayan bir katekolamin, epinefrin. parenteral yollarla kullanıldığında, perifer damarlarda daralma ve koroner damarlarda genişlemeye, kalp kasının kasılma gücü, atım sayısı ve oksijen tüketiminde artmaya, beta-2 almaçlarını uyararak solunum yolları ile sindirim kanalındaki düz kaslarda gevşemeye sebep olan ve klinikte kan basıncının düşmesi, kanama, alerji, astım ve dolaşım şoku gibi hastalıkların tedavisinde hidroklorür ve bitartarat tuzları şeklinde kullanılan, çözeltileri ısı ve ışığa karşı dayanıksız olan bir katekolamin.
Frigidness : Firijitlik. Cinsel ilişkiden zevk almama durumu. Soğukluk. Buz gibi olma durumu. Duygusuzluk.
Norepinephrine : Norepinefrin. Noradrenalin.
Epinephrin : Adrenal bezi tarafından salgılanan hormon. Epinefrin. Böbrek üstü bezleri ve sempatik sinir sistemindeki sinir uçlarından salgılanan, kalp atışını hızlandıran, kas ve karaciğerde glikojenin glikoza parçalanmasını sağlayan bir katekolamin. epinefrin. Adrenalin. Böbrek üstü bezleri ve sempatik sinir sistemindeki sinir uçlarından salgılanan, kalp atışını hızlandıran, kas ve karaciğerde glikojenin glikoza parçalanmasını sağlayan bir katekolamin hormon, epinefrin.
Vasoconstrictor : Damar büzücü. Damar büzücüsü. Damar büzülmesi yaratan. Vazokonstriktör. Kan damarlarının kasılmasına sebep olan, kan damarlarının duvarlarındaki düz kasın kasılmasını sağlayan maddeler. Vazokonstrüktör. Kan damarlarını daraltan. Damar büzücü ilaç. Damar daraltıcı.
Pressing : Israrlı. Presleme. Basınç yardımıyla bir araya sıkıştırma veya biçimlendirip kalıplaştırma, yağı veya öz suyu basınç altında özüte etme işlemi. Sıkıştırma. Acil. İvedi. Basma. Basınçlama. Sıkma.
Frigidity : Soğukluk (cinsel). Frijidite. Duygusuzluk. Cinsel soğukluk. Soğukluk. Son derece soğuk olma durumu.
Adh : Antidiüretik hormonun kısaltması. Vazopressin. Pitiütrin. Antidiüretik hormon.
Epinephrine : Epinefrin. Adrenal bezi tarafından salgılanan hormon. Adrenalin.
Adrenaline : Adrenalin. Böbrek üstü bezleri ve sempatik sinir sistemindeki sinir uçlarından salgılanan, kalp atışını hızlandıran, kas ve karaciğerde glikojenin glikoza parçalanmasını sağlayan bir katekolamin hormon, epinefrin. Tansiyonun yükselmesine neden olan hormon.
Pressor synonyms : pitressin, hypertensin, sudafed, lypressin, privine, adrenergic drug, naphazoline, pressings, coldness, vasopressor, noradrenaline, low temperature, printer, adrenergic, agent, repressive, vasoconstrictive, oppressive, antidiuretic hormone, depressants, angiotensin, repressor, suppressor, angiotonin, repressing, vasopressin, editor, cold, depressant, nicotine.
Pressor zıt anlamlı kelimeler, Pressor kelime anlamı
Hotness : Sıcak olma durumu veya niteliği. Hararet. Sıcaklık. Isı.
Pressor ingilizce tanımı, definition of Pressor
Pressor kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, pressor nerve fibers, stimulation of which excites the vasomotor center, thus causing a stronger contraction of the arteries and consequently an increase of the arterial blood pressure. Causing, or giving rise to, pressure or to an increase of pressure. Opposed to depressor.

Bu kısımda Pressor kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Pressor ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Pressor anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Pressor ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.