Epinephrine türkçesi Epinephrine nedir

  • Epinefrin.
  • Adrenalin.
  • Adrenal bezi tarafından salgılanan hormon.
  • Veterinerlik alanında kullanılır.

Epinephrine ingilizcede ne demek, Epinephrine nerede nasıl kullanılır?

Hyperepinephrinemia : Kanda aşırı epinefrin bulunması. Hiperepinefrinemi.

Hypoepinephrinemia : Hipoepinefrinemi. Kandaki epinefrin miktarının anormal derecede azalması.

Norepinephrine : Norepinefrin. Noradrenalin.

Epinephrin : Adrenalin. Böbrek üstü bezleri ve sempatik sinir sistemindeki sinir uçlarından salgılanan, kalp atışını hızlandıran, kas ve karaciğerde glikojenin glikoza parçalanmasını sağlayan bir katekolamin hormon, epinefrin. Epinefrin. Böbrek üstü bezleri ve sempatik sinir sistemindeki sinir uçlarından salgılanan, kalp atışını hızlandıran, kas ve karaciğerde glikojenin glikoza parçalanmasını sağlayan bir katekolamin. epinefrin. Adrenal bezi tarafından salgılanan hormon.

İngilizce Epinephrine Türkçe anlamı, Epinephrine eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Epinephrine ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A c deformity : Arnold-chiari yapılış bozukluğu. A-c kusuru.

Abaxial : Abaksiyal. Eksenden uzak. Aks kemiği dışında. Eksendışı. Eksenden uzak, eksen dışı. Eksenden uzakta bulunan (biyoloji terimi). Eksen dışı.

 

A c syndrom : Arnold-chiari yapılış bozukluğu. A-c sendromu.

Hormone : İç salgı. İç salgı bezleri (endokrin bezler) tarafından salgılanıp kana verilerek vücudun başka bölgesindeki hücre ya da hücre gruplarını faaliyete geçiren, kimyasal yapılarına göre (peptitler, proteinler, steroitler) ve etki şekillerine göre (faaliyeti hızlandırıcı ve azaltıcı) gruplandırılan, başta beyin olmak üzere eşey organları, adrenal bezler, tiroit, pankreas vb. gibi organlardan salgılanan birincil haberci maddeler. örnek: pankreasın langerhans adacığından salgılanan insülin ve glukagonun kan şekerini düzenlemesi gibi. İç salgı. düzenleyen. iç salgı bezi dokuları tarafından genel dolaşıma verilen, almaçlar aracılığıyla etki gösteren, hedef doku veya organın işlevini artıran azaltan veya tamamen durduran, kimyasal yapıları açıklanmış maddeler. İç salgı bezleri tarafından salgılanıp kana verilerek vücudun başka bölgelerindeki hücre veya hücre gruplarını faaliyete geçiren, kimyasal yapılarına göre peptitler, proteinler ve steroitler olarak, etki biçimlerine göre ise faaliyeti hızlandırıcı ve azaltıcı biçiminde gruplandırılan, başta beyin olmak üzere eşey organları, adrenal bezler, troit, pankreas vb. organlardan salgılanan haberci maddeler. İçsalgı. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Hormon.

Abattoir : Hayvanların etleri için kesildikleri yerler, hlk. ekdi. Salhane. Mezbaha. Kesimevi.

Abdominal fat necrosis : Karın içi yağ nekrozu. Karın yağı nekrozu.

Vasoconstrictor : Damar daraltan ilaç veya sinir. Damar büzülmesi yaratan. Damar büzücüsü. Damar büzücü ilaç. Kan damarlarını daraltan. Damar daraltıcı. Vazokonstrüktör. Kan damarlarının kasılmasına sebep olan, kan damarlarının duvarlarındaki düz kasın kasılmasını sağlayan maddeler. Vazokonstriktör.

 

Abdominal distention : Karın duvarının gergin olması, abdominal gerginlik. Karın gerginliği. Abdominal gerginlik.

Neurotransmitter : Bir uyarıya cevap olarak sinapslarda, presinaptik akson ucundan salınarak postsinaptik nöron veya kas hücresinin yüzeyindeki özgül almaçlar aracılığında iletinin bir uçtan diğerine geçişini sağlayan ve sonuçta bu hücreleri uyaran veya baskılayan asetilkolin, adrenalin, noradrenalin, dopamin, serotonin, gaba, glisin, glutamat, nitrik oksit, histamin vb. kimyasal maddelerin ortak adı. Nörotransmiter. Sinir devim salgısı. Sinir iletici. Nöronun ucundan salgılanan ve bir sonraki nöronun özgün bir reseptörüne bağlanan, sinir impulslarının iletimine yardımcı olan, genellikle nitrojen içeren düşük moleküler ağırlıklı bir bileşik. Sinir sistemi boyunca kimyasal bilgi taşıyıcı (nöroloji). Sinirler arası kimyasal iletici. Nörotransmitter. Sinir taşıyıcısı.

A crochordon : Akrokordon. Köpeklerde küçük, kılsız, hiperplastik bir epidermisle damardan zengin kollajen dokudan ibaret, saplı veya sapsız, deri eklentileri içermeyen, deri sarkmalarıyla belirgin iyicil tümör, fibrovasküler papillom, yumuşak fibrom, pendilöz yumuşak fibrom.

Epinephrine synonyms : adrenaline, a clay, a amplitude mod, vasoconstrictive, pressor, catecholamine, a dna, internal secretion, a band, abamectin, endocrine, adrenin, epinephrin, abdominal palpation, abdominal pain, abdominal ovariectomy, adrenalin, abdomen.