Propagator türkçesi Propagator nedir

Propagator ingilizcede ne demek, Propagator nerede nasıl kullanılır?

Propagators : Yayan. Bulaştıran. Üreten. Bulaşan. Propagandacı. Üreyen.

Propagate : Yaymasını sağlamak. Nakletmek. Öndürmek. Çoğaltmak. Üremek. Neşretmek. Yaydırmak. Bulaştırmak. Çiftleştirmek. Çoğalmak.

Propagated : Üremek. Üretmek. Yayılmış. Yavrulamak. Propaganda yapmak. Yaymak. Bulaştırmak. Çoğaltmak.

Propagated error : Yayılmalı hata. Yayıl malı hata.

Propagates : Üretmek. Yavrulamak. Çoğaltmak. Geçirmek. Propaganda yapmak. Çoğalmak. Çiftleştirmek. Nakletmek. Yaymak. Neşretmek.

Propagation : Elektromıknatıs ya da radyoelektrik dalgaların çeşitli yönlerde yol alma yeteneği. Bir dalganın ya da parçacık akışının, kaynağından her yana akışı. Çoğalma. Bilgisayar, fizik, kimya, madencilik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Yayılma. İlerleme. Yayılım. Üreme. Bir zincir tepkimesinin ya da ardışık tepkimeler dizisinin başlatıldıktan sonraki aşamaları.

Anomalous propagation : Anormal yayılım.

Beyond the horizon propagation : Ufuk ötesine yayılım.

Back propagation : Geri yayılma.

Propagative : Propagatif.

İngilizce Propagator Türkçe anlamı, Propagator eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Propagator ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Booster : Yükseltici. Çığırtkan. Destekleyen. İtişi artırıcı şey. Yardımcı. İteç. Bir elektrik çevriminin erkilini yükseltmek ya da alçaltmak için dizgeye ardışık bağlanan aygıt. Ses sinyalini güçlendiren devre. Dönüştürgecin, akımı daha yüksek gerilime çeviren çeşidi. Fizik, gitar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Infectors : Hastalık bulaştıran. Hastalık yayan. Lekeleyen. Kirleten.

Evolvers : Çıkaran. Açan. Geliştiren. Gelişen.

Contaminant : Bulaştırın parçacık. Kirletici. Kaza sonucu ya da doğal olarak ürünlere bulaşan, çevreye kaçan ve bunların niteliğini bozan özdek. Atık. Kontaminant. Bulaştırıcı parçacık. Kirletici madde. Bulaşkan. Kirliliğe sebep olan madde.

Secreting : Sızdıran. Gizleme. Salgılayan. Çıkaran.

Infecter : Kirleten. Lekeleyen. Hastalık bulaştıran. Hastalık yayan.

Procreators : Doğuran. Yaratıcı.

Evolver : Gelişen. Geliştiren. Açan. Çıkaran.

Sower : Ekici. Tohum eken. Ekim makinesi. Ekme makinası. Saçan. Ekme makinesi. Dağıtan. Tohumlayan. Tohum saçan.

Propagator synonyms : plant scientist, propagandists, stumper, canvasser, dispersant, botanist, propagandist, disseminator, on foot, boosters, emitter, canvassers, emissive, divulger, infective, infector, infecters, afoot, divulgers, breeder, horseless, exhalant, phytologist, spawning, distributive, breeders, communicator, generating, propagators, producing, stumpers, biogenic, procreator.

Propagator ingilizce tanımı, definition of Propagator

Propagator kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who continues or multiplies. One who propagates.