Public offer türkçesi Public offer nedir

  • İktisat alanında kullanılır.
  • Sermaye piyasası araçlarının satın alınması için borsalar veya örgütlenmiş diğer piyasalar aracılığıyla halka çağrıda bulunulması.
  • Halka açılma.
  • Halka arz.

Public offer ile ilgili cümleler

English: Moustapha became a billionaire when his company sold shares in an initial public offering.
Turkish: Onun şirketi halka arz hisse sattığında Mustafa milyarder oldu.

Public offer ingilizcede ne demek, Public offer nerede nasıl kullanılır?

Public : Otel. Ulusal. Umumi. Topluluk oluşturucu ortak çıkarlar çevresinde oluşan ve üyeleri bu ortak çıkarlar konusunda karar birliğine ulaşmak için etkileşimde bulunan toplumsal kesim. Halka açık. Halk. Milli. Herkesin bildiği. Kamu. Devlete ait.

Offer : Teklif. Takdim. Sunu. Yazılı veya sözlü bir sözleşmenin bağıtlanabilmesi için karşı tarafa yapılması gerekli ilk irade bildirimi. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. İkram etmek. Fiyat teklifi. Önermek. İcap. Sözleşmeyi yapabilmek için karşılıklı olarak ileri sürülen gerekli istem.

Initial public offering : İlk halka arz. Hisse senetlerinin halka ilk kez arzı. Halka ilk arz. İlk kez kamuya arz. Halka arz. Sermaye piyasası araçlarının satın alınması için borsalar veya örgütlenmiş diğer piyasalar aracılığıyla halka çağrıda bulunulması. Bir şirketin borsadaki hisselerinin halka ilk kez arz edilmesi. Halka açılma. Ipo.

 

Public accounting : Devlet muhasebesi. Kamu muhasebesi. Yetkili muhasebeci. Devletin gelir, gider ve ayniyat akımlarıyla ilgili tüm işlemlerini içeren kayıt sistemi. Serbest muhasiplik. Muhasebe.

Public administration : Amme idaresi. Kamu idaresi. Kamu yönetimi. Amme yönetimi. Merkezi hükümet.

Public assistance : Sosyal yardım.

İngilizce Public offer Türkçe anlamı, Public offer eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Public offer ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abnormal budget : Olağanüstü bütçe. Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe.

A change in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

A pass through certificate : Tutsat senedi. Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt.

Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçenin giderleri. Olağanüstü bütçe gideri.

A shift in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

 

Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

A change in individual demand : Bireysel istem kayması. Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Ability rent : Yetenek rantı. Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı.

Floatation : Flotasyon. Yüzdürme. Bir işe başlama eylemi. Tahvil ihracı. Hisse senedi veya tahvil çıkarma. Denize indirme. Tahvil satışı.

A change in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

Public offer synonyms : a shift in demand, ipo, going public, a type mutual funds, public issue, abolition of forced labour convention, abnormal budget receipts, a shift in individual demand, a group shares, ability to pay approach, initial public offering.