Offer türkçesi Offer nedir

  • Fiyat teklifi.
  • Teklif vermek.
  • Sözleşmeyi yapabilmek için karşılıklı olarak ileri sürülen gerekli istem.
  • Sunu.
  • Öneri.
  • Takdim.
  • Vermek.
  • Teklif.
  • Yazılı veya sözlü bir sözleşmenin bağıtlanabilmesi için karşı tarafa yapılması gerekli ilk irade bildirimi.
  • Satmak amacıyla sunulan mal. satılması için sataklara mal gönderme.
  • Teklif etmek.
  • İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır.
  • Ortaya çıkmak.
  • Sunma.
  • Gerek.
  • Arz.
  • Arzetmek.
  • İkram etmek.
  • Açmak (savaş).
  • Adamak.
  • Önermek.
  • Bildirmek.
  • Sunmak.
  • Alıcıya, aranılan özelliğinde satılacak mal olduğunu ederiyle bildirme. genel olarak satılacak mal için ederleriyle birlikte aracıya ve alıcılarına bildiride bulunma.
  • İcap.

Offer ile ilgili cümleler

English: Ali didn't even offer to help Mary.
Turkish: Ali bile Mary'ye yardım etmeyi önermedi.

English: Ali certainly has had more than one job offer by now.
Turkish: Ali şu ana kadar birden fazla iş teklifi aldı.

English: Ali didn't even offer Mary a cup of coffee.
Turkish: Ali bile Mary'ye bir fincan kahve ikram etmedi.

English: Ali didn't offer any explanation.
Turkish: Ali herhangi bir açıklama sunmadı.

English: Ali accepted our offer and joined our company.
Turkish: Ali teklifimizi kabul etti ve bizim şirkete katıldı.

Offer ingilizcede ne demek, Offer nerede nasıl kullanılır?

 

Offer a bribe : Rüşvet teklif etmek.

Offer a price : Pey sürmek.

Offer a sacrifice : Kurban etmek. Bağışta bulunmak. Fedakarlıkta bulunmak.

Offer a suggestion : Öneri teklif etmek. Teklif etmek. Teklif yapmak. Öneri sunmak.

Offer an excuse : Mazeret göstermek. Özür dilemek.

Offer itself : Ortaya atılmak. Görülmek. Ortaya çıkmak. Beklenmedik bir şekilde gelmek.

Offer an opinion : Arz etmek.

Offer battle : Savaş açmak.

Offer letter : Bir işin yüklenici tarafından yerine getirilme koşullarını içeren belgelerin bütünü. Teklif yazısı. Teklif mektubu.

Offer for sale : Satışa çıkarmak. Satılığa çıkarmak. Satışa sunmak.

İngilizce Offer Türkçe anlamı, Offer eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Offer ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Proposal : Evlilik teklifi. Tasavvur. Plan. Önerme. Tasarı. Takrir. Önerge. Evlenme teklifi.

Arose : Meydana gelmek. Oluşmak. Kaynaklanmak. Doğmak. Doğrulmak. Kalkmak. Zuhur etmek. Ayağa kalkmak. Yükselmek.

Exhibition : Teşhir. Oynatım. İktisat, sinema, televizyon, ekonomi alanlarında kullanılır. İbraz. İbraz etme. İzhar. Teşhir etme. Gösterme. Ülke ürünlerinin tümüyle gösterilmesi, duyurulmaları ve satılmaları sağlanılmak amacıyla meydana getirilen büyük sataklar.

Conferred : Görüşmek. Danışmak.

Consecrated : Kutsal. Kutsamak. Vakfetmek. Takdis etmek. Kutsanmış.

Accords : Uyum sağlamak. Bağdaşmak. Uymak.

Devoting : Tahsis etmek. Vakfetmek. Kendini vermek. Ayırmak. Hasretmek. -e hasretmek.

Counseled : Nasihat etmek. Öğütlemek. Akıl vermek. Nasihat vermek. Öğüt vermek. Tavsiye etmek. Salık vermek. Maksat. Tavsiye.

 

Allowing : İtiraf etmek. İzin vermek. Ayırmak. Hesaba katmak. İmkan vermek. İzin verilen. Göz önüne almak. İndirim yapmak. Fikrinde olmak.

Offer synonyms : announce for, acquaint, posit, presentations, afforded, proffers, approve oneself, hold out, confer, bestows, move, demonstrations, advise, appears, dish, impartation, dedication, affords, make a suggestion, pointer, advisory, allows, treating, needed, posits, consecrating, accord, preferment, impartment, terrenes, arisen, assign, affording.

Offer zıt anlamlı kelimeler, Offer kelime anlamı

Take : Reaksiyon. Hasat. Almak. Pay. Alıntı. Tepki. Kavramak. Kabul edilmek. Tutulan balık miktarı. Tutuş.

Refrain : Alıkoymak. Frenlemek. Geri durmak. Çekinmek. Sakınmak. Nakarat. Kendini tutmak. Kaçınmak.

Offer ingilizce tanımı, definition of Offer

Offer kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A proffer. To sacrifice. A first advance. To present itself. The act of offering, bringing forward, proposing, or bidding. To present, as an act of worship. Often with up. To be at hand. To immolate. To present in prayer or devotion.