Public transportation türkçesi Public transportation nedir

  • Toplu taşıma.
  • Bir kent halkının ulaşım gereksinmesinin özel taşıt, dolmuş ve küçük binitler yerine, genbinit ya da altulaşım gibi kısa sürede çok sayıda insan taşımaya elverişli büyük taşıma araçlarıyla karşılanmasını içeren ulaşım dizgesi.
  • Toplu taşuna.
  • Kamusal ulaşım.
  • Bir anakent ya da kentte, insanların evlerinden işyerlerine taşınmalarını, yaşamlarını daha kolay sürdürebilmeleri için gereken yolculukları yapmalarını sağlamak amacıyla kamu kuruluşlarının ve özellikle kent yönetiminin ya da ona bağlı tüzel kişiliklerin kurup çalıştırdığı ulaşım dizgesi.
  • Toplu taşımacılık.
  • Toplu ulaşım.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • İnsanların ulaşım gereksinimini topluca karşılayan ve yerel yönetimler tarafından metro, otobüs gibi araçlarla sağlanan yarı kamusal mal.
  • Umumi taşımacılık.
  • Devlet taşımacılığı.

Public transportation ile ilgili cümleler

English: Do you know how to get there by public transportation?
Turkish: Toplu taşıma ile oraya nasıl gideceğini biliyor musun?

English: There is no public transportation around here.
Turkish: Buralarda hiç toplu taşıma yoktur.

English: The public transportation system runs like clockwork.
Turkish: Toplu taşıma sistemi saat gibi çalışır.

 

English: A typhoon hit Tokyo on Wednesday with strong winds and heavy rains stopping public transportation.
Turkish: Bir tayfun kuvvetli rüzgarlarla ve toplu taşıma araçlarını durduran şiddetli yağmurlarla çarşamba günü Tokyo'yu vurdu.

English: It's a pain in the neck to get there by public transportation.
Turkish: Toplu taşıma aracı ile oraya gitmek can sıkıcı.

Public transportation ingilizcede ne demek, Public transportation nerede nasıl kullanılır?

Public : Bir film gösterimine izleyici olarak katılan kimseler, izleyici topluluğu; genel olarak izleyici. tv. televizyon yayınlarını toplu olarak izleyen kimseler. Herkese açık. Genel. Amme. Umum. Otel. Topluluk oluşturucu ortak çıkarlar çevresinde oluşan ve üyeleri bu ortak çıkarlar konusunda karar birliğine ulaşmak için etkileşimde bulunan toplumsal kesim. Seyirciler. Halk için. Seyirci.

Transportation : Gönderme. Mal, özdek ya da kişilerin çeşitli araçlarla bir yerden diğer bir yere taşınmaları. Taşımacılık. Taşınım. Sürgün. Kimyasal tepkimeler ya da fiziksel olaylarda özdeğin uzay içinde bir konumdan bir başka konuma götürülmesi. Nakliye ücreti. Nakliyat. Nakil. Nakledilme.

Public accounting : Devletin gelir, gider ve ayniyat akımlarıyla ilgili tüm işlemlerini içeren kayıt sistemi. Yetkili muhasebeci. Kamu muhasebesi. Serbest muhasiplik. Devlet muhasebesi. Muhasebe.

Public administration : Kamu idaresi. Kamu yönetimi. Amme yönetimi. Merkezi hükümet. Amme idaresi.

Public assistance : Sosyal yardım.

Public auction : Açık mezat. Açık artırma ile satmak. Müzayede. Aleni müzayede. Genel müzayede. Açık satış. Açık artırma.

İngilizce Public transportation Türkçe anlamı, Public transportation eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Public transportation ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A type mutual funds : A tipi yatırım fonu ortaklığı. A tipi yatırım fonu. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu.

A change in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

Transited : Transit. Aktarma (bir yerden başka bir yere). Transit geçmek. Taşıma. Geçme. Geçmek. Geçiş. Teodolit. Aktarma.

Ability to pay approach : Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı. Güç yaklaşımı.

A shift in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçenin giderleri. Olağanüstü bütçe gideri.

Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

Mass transport : Kitle taşımacılığı. Kütle taşınımı. Kütle taşıması.

A change in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Public transportation synonyms : collective transportation, mass transit, a pass through certificate, a group shares, abolition of forced labour convention, a shift in individual demand, abnormal budget receipts, mass transportation, a shift in demand, ability rent, abnormal budget, a change in individual demand, transits, transit.