Pushier türkçesi Pushier nedir

Pushier ingilizcede ne demek, Pushier nerede nasıl kullanılır?

Pushiest : Aceleci. Öne çıkmaya çalışan. Pişkin. Saldırgan.

Pushily : Aceleci bir şekilde. Saldırgan bir biçimde.

Pushiness : Öne çıkmaya çalışma durumu. Acelecilik. Saldırganlık.

Pushing : Küstah. Kol ya da öteki vücut bölümlerini gerici kas gücü ile çalıştırarak bir direnci uzaklaştırma. İtiş. Sataşkan. İtme. Girişken. Atak. İtici. Sıkılmaz.

Pushing gases : İtici gazlar. Gıdanın bulunduğu kaptan dışarı çıkmasını sağlayan hava dışındaki gazlar.

Push away : Bir yana itmek. Geriye itmek veya püskürtmek. İtip defetmek. Bir kenara itmek.

Magnetron pushing : Manyetron itmesi.

Push bolt : Sürgü.

Push along : Yaylanmak. Gitmek. Kaçmak. Devam etmek. Kalkmak.

Be pushing : Yaklaşmak (yaş). Merdiven dayamak.

İngilizce Pushier Türkçe anlamı, Pushier eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pushier ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Aggressor : Tecavüz eden. Mütecaviz. Saldırgan kimse. Saldıran. Mütecaviz kişi. Saldırgan kişi. Saldırgan ülke.

Hardened : Su verilmiş. Kaşarlanmış. Katır kutur. Kürlenmiş veya sertleşmiş. Katılaşmış. Sertleştirilmiş. Zemini sertleştirilmiş. Sertleşmiş.

 

Propulsion : İleri itiş. İleriye doğru sürme. Yürütme. Sevk. Tahrik. İleriye sürme. Yürütücü güç. İtme. İtici güç.

Pressing : Baskılayıcı. Sıkma. Acele. Ütü. Basınç yardımıyla bir araya sıkıştırma veya biçimlendirip kalıplaştırma, yağı veya öz suyu basınç altında özüte etme işlemi. Sıkıştırma. Sıkıştıran. Zımbalama. Israrlı.

Headfirst : Başı önde. Tepesi üstü. Patavatsız. Balıklama (dalma). Başı ilerde olarak. Baş aşağı. Acele ile. Düşüncesizce. Burnunun dikine.

Attackers : Saldıran kişi. Hücum oyuncusu.

Drug trafficker : Uyuşturucu kaçakçısı. Yasadışı uyuşturucu maddeler alıp satan kimse. Uyuşturucu satıcısı.

Nudge : Dürtmek. Dürtüklemek. Sürükle. Dirseklemek. Hafifçe dürtme. İtelemek. Hafifçe dürtmek. Dürtme. Dirsekle dürtmek. Dirsek ile dürtmek.

Pushful : Becerikli. Sırnaşık. Atak. Yüzsüz. Girişken.

Brazening : Sarı. Pirinç gibi. Yüzsüz. Utanmaz. Pirinçten yapılmış. Pirinç. Tunçtan. Şımarık. Pirinçten.

Pushier synonyms : assailer, brasher, gross, shove, jog, belligerent, push, crook, agressive, pressure, hard bitten, outlaw, brazen faced, hard nosed, assailant, cagy, get tough, headlong, brash, assailants, assaulters, boost, brazens, attacker, hastier, depression, peddler, press, felon, pushiest, assaultive, cagiest, choleric.