Raising türkçesi Raising nedir

  • Kabartma.
  • Kendini bilen.
  • Yükseklik, herhangi bir mal ya da nesneye ilişkin değerin arttırılması.
  • Tüylendirme.
  • İlave.
  • Ekonomi alanında kullanılır.
  • Eder artırımı.
  • Kaldırma.
  • Yetiştirme.
  • Zam.
  • Yükselen.
  • Şardonlama.
  • Yükseltme.

Raising ile ilgili cümleler

English: Ali and Mary did a wonderful job raising John.
Turkish: Ali ve Mary John'u büyütürken harika bir iş yaptı.

English: Ali thinks raising the minimum wage would be a bad idea.
Turkish: Ali asgari ücreti yükseltmenin kötü bir fikir olacağını düşünüyor.

English: Ali and Mary were discussing the pros and cons of raising the minimum wage.
Turkish: Ali ve Mary asgari ücretin artırılmasının artılarını ve eksilerini tartışıyorlardı.

English: Ali had a hard time raising enough money build the orphanage he'd promised to build.
Turkish: Ali yapmayı söz verdiği yetimhaneyi yaptırmak için yeterli parayı toplamada zor zamanlar geçirdi.

English: Ali doesn't know anything about raising children.
Turkish: Ali çocukları yetiştirme hakkında bir şey bilmiyor.

Raising ingilizcede ne demek, Raising nerede nasıl kullanılır?

Raising agent : Kabartıcı.

Raising heading level : Başlık düzeyini yükseltme.

Raising of seals : Mührün kaldırılması. Mühür açılması.

Animal raising : Hayvan yetiştirme.

 

Capital raising : Kaynak büyümesi. Sermaye artırımı. Paranın çoğalması. Paranın güçlenmesi. Sermayenin büyümesi.

Sheep raising : Koyunculuk. Koyun yetiştiriciliği.

Fire raising : Kundakçılık.

Consciousness raising : Bilinçlendirme. Bilinç yükseltme.

Fund raising : Kaynak geliştirme. Para toplama. Kaynak yaratma.

Trunk raising : Gövde kaldırmak. Vücut kaldırmak. Bükülen ya da indirilen gövdeyi eski durumuna getirmek.

İngilizce Raising Türkçe anlamı, Raising eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Raising ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ascension : Ağış. Hz.isa'nin göğe yukselişinin 40. günü. Uruç. Gökcisminin yükselişi. Yükselme. Miraç. Ufuktan yükseklik derecesi (astronomi terimi). Göğe yükselme.

Price increase : Mal, hizmet ve üretim faktörü fiyatının artırılması. Fiyat artışı.

Ascent : Yükselme. Sporda verilen herhangi bir işaretle yarışa başlama. Bayır. İlerleme. Tırmanma. Çıkış. Rampa. Tırmanış. Yamaç.

Acclivitous : Yukarıya doğru eğilimli. Eğimli.

Abel blanchard model : Abel-blanchard modeli. A-b modeli.

Glyph : Oyma. Oyma kabartmalı şekil. Oyuk şeklinde yiv. Dik oluk. Glif.

Defeasance : Lağvetme. İptale bağlı ayrıştırma. İptal. Fesih.

Exaltation : Büyük sevinç. Büyük sevinç ya da heyecan. Övme. Vecit. Yüceltme. Büyük heyecan. Aşka gelme. Aşırı heyecan. Coşkunluk.

Lift : Yukarı kaldırmak. Kalkmak. Kaldırmak. Yükseltmek. Havalanmak. Yükselmek. Çıkmak. Topraktan çıkarmak. Germek. Çalmak.

Aalen estimator : Aalen tahmincisi.

Raising synonyms : napping, educating, a priori probability, nurturing, bringing up, heightening, raises, escalations, addenda, heaving, boss, rise, embossment, adjuncts, raisings, aalens linear regression model, accession, edification, additional, self aware, brought up, lifting, incrementing, accretionary, endurance, accessive, embossed, escalation, price increasing, education, a posteriori criteria, addendum, effervescing.

 

Raising zıt anlamlı kelimeler, Raising kelime anlamı

Decreasing : Azaltan. Eksilen. Düşen. Azalan. Küçülen. Mütenakıs. Alçalan. Azalış.

Fall : Oturmak (laf). Devrilmek. Yatağa düşmek. Dalmak. Gece çökmek. Sonbahar. Aşağı sallanmak. Vurmak. Azalmak. Hastalanmak.

Raising ingilizce tanımı, definition of Raising

Raising kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The act of lifting, setting up, elevating, exalting, producing, or restoring to life.