Rattles türkçesi Rattles nedir

  • Hırıltı yapmak.
  • Çok konuşmak.
  • Hırıldamak.
  • Tıngırdamak.
  • Sinir etmek.
  • Tıkırdatmak.
  • Veterinerlik alanında kullanılır.
  • Dırdır etmek.
  • Bozmak (birini).
  • Bebek çıngırakları.
  • Hırıltı hastalığı.
  • Rhodococcus equi enfeksiyonu.
  • Şaşırtmak.
  • Vırvır etmek.
  • Takırdamak.

Rattles ile ilgili cümleler

English: Ali was bitten by a rattlesnake.
Turkish: Ali bir çıngıraklı yılan tarafından ısırıldı.

English: A rattlesnake's bite is filled with poison.
Turkish: Bir çıngıraklı yılanın ısırığı zehirle doludur.

English: Watch out. There are rattlesnakes and scorpions.
Turkish: Dikkat et. Çıngıraklı yılanlar ve akrepler var.

Rattles ingilizcede ne demek, Rattles nerede nasıl kullanılır?

Rattlesnake : Çıngıraklıyılan. Çıngıraklı yılan.

Rattlesnakes : Çıngıraklıyılan. Çıngıraklı yılan.

Timber rattlesnake : Çıngıraklı yılan.

Prattles : Saf saf konuşmak. Çene çalmak. Saçma sapan konuşmak. Çocukça konuşma. Önemsiz konuşma. Laflamak. Çene çalma. Gevezelik etmek. Gereksiz konuşma. Çocuk gibi konuşmak.

Rattle away : Habire konuşmak. Cır cır konuşmak.

Rattle on : Durmadan konuşmak. Cır cır konuşmak. Cırcır konuşmak. Cır cır ötmek. Habire konuşmak. Saçmalamak.

Rattle the saber : Savaş tehdidinde bulunmak.

Saber rattle : İhtilaf. Tartışma. Münakaşa. Kılıç tıkırtısı. Savaş hazırlıkları. Hazır olma.

 

Rattle through : Yapıvermek. Bitirivermek.

Rattle : Dırdır etmek. Şıngırdamak. Şıngırdatmak. Şakırdatmak. Şaşırtmak. Tangırdamak. Bozmak (birini). Şakırdamak. Çatırdamak. Tıngırdatmak.

İngilizce Rattles Türkçe anlamı, Rattles eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Rattles ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Engagement : Birbirine geçme. Randevu. Yükümlülük. Taahhüt. Vuruşma duruşunda, savutların uçlarını karşılıklı olarak uygun görülen çelgi doğrultusunda çaprazlama. Çatma. Görev. Çarpışma. Nişan.

Jangles : Uyumsuz ses çıkarmak. Çıngırdatmak. Atışmak. Tartışmak. Ahenksiz ses çıkarmak. Çalmak. Çekişmek. Kavga etmek. Çıngırdamak.

Jangled : Tartışmak. Çıngırdayan. Çalmak. Çıngırdatmak. Çıngırdamak. Atışmak. Tıngırdayan.

Ting : Çınlama. Tıngırdatmak. Çınlamak. Çınlatmak. Çınlama sesi. Çan sesi.

Addlings : Kokmak. Kafa karıştırmak. Bozulmak. Bozmak. Cılk. Çürük. Çürütmek. Çürümek. Kokuşturmak.

Abdominal distention : Karın duvarının gergin olması, abdominal gerginlik. Karın gerginliği. Abdominal gerginlik.

Clacks : Laklak etmek (argo terim). Tıkırtı. Laklak etmek. Çatırtı. Tıkırdamak. Gıcırdamak. Çatırdamak. Gevezelik etmek.

A crochordon : Akrokordon. Köpeklerde küçük, kılsız, hiperplastik bir epidermisle damardan zengin kollajen dokudan ibaret, saplı veya sapsız, deri eklentileri içermeyen, deri sarkmalarıyla belirgin iyicil tümör, fibrovasküler papillom, yumuşak fibrom, pendilöz yumuşak fibrom.

 

Red poll : İspinoz kuşu.

Nettle : Sabırsızlandırmak. Sinirlendirmek. Isırgan otugiller (urticaceae) familyasından, yakıcı tüyler taşıyan bir ya da çok yıllık otsu bitkiler. Isırgan. Isırganotu. Isırgan gibi batmak. Kızdırmak. Ballıbaba.

Rattles synonyms : stirk, bos taurus, genus bos, moo cow, boeuf, armed combat, devon, abdomen, abaxial, baffles, clanged, hassle, growls, baffle, bullock, bull, purred, addles, calf, clinks, a clay, discomfits, nattered, abattoir, snore, abamectin, dairy cow, groused, beef, clicks, yabber, snarls, clink.