River türkçesi River nedir

  • Akış.
  • Akarsu.
  • Nehir.
  • Okyanus.
  • Çoğunlukla denize dökülen, özellikle genişliği ve taşıdığı su niceliği bakımından en büyük akarsu, nehir.
  • Irmak.
  • Deniz veya göle akan büyük ölçekli akarsu.

River ile ilgili cümleler

English: A river divides the town.
Turkish: Bir nehir kasabayı bölüyor.

English: A river separates the city into east and west.
Turkish: Bir nehir şehri doğuya ve batıya ayırır.

English: A clean river flows through our town, and we can see many carp swimming in it.
Turkish: Temiz bir nehir kasabamızda akar ve onun içinde yüzen bir sürü sazan görebiliriz.

English: A river flows.
Turkish: Bir nehir akar.

English: A river runs down through the valley.
Turkish: Vadi boyunca bir nehir akmaktadır.

River ingilizcede ne demek, River nerede nasıl kullanılır?

River basin : Havza. Nehir havzası. Bir anaırmağın tüm kollarıyla yayıldığı ve komşu akarsu teknesinden «su bölümü çizgisi»yle ayrıldığı alan. Akarsu teknesi. Irmak bölgesi. Irmak havzası.

River bed : Bir nehrin altı veya dibi. Irmak yatağı. Nehir yatağı. Akımlık. Akak. Talveg.

River blindness : Oküler onkoserkozis. Nehir körlüğü. İnsandan insana kara sineklerle taşınan onchocerca volvulus’un neden olduğu göz enfeksiyonu. Onkoserkozis.

 

River capture : Kapma. Bir nehrin yatak aşındırması vasıtasıyla başka bir nehri kendine katması. Geriye aşındırma ile bir akarsuyun komşu bir derenin sularını alması.

River deflection : Irmak sapması. Bir ırmağın lığlaşma, buzullarıma, yanardağ etkisi, deprem, yanal aşındırma vb. ile dirsek yaparak yatağının yönünü kendiliğinden değiştirmesi.

River system : En küçük dereden anaırmağa değin, bir akarsuyun beslenme teknesi içinde tüm kollarıyla birlikte oluşturduğu suyolu örgüsü. Nehir sistemi. Akarsu şebekesi. Akarsu ağı.

River gravel : Dere çakılı. Nehir çakılı.

River mussel : Irmak midyesi. Yumuşakçalar (mollusca) dalının, yassı solungaçlılar (lamellibranchiata) sınıfından, kabuk parçaları uzunca ve kalın çeperli olan bir cins.

River terrace : İki yakasının yukarılarında, nehrin kazmasıyle basamak biçiminde kalmış eski bir koyak tabanı. Akarsu taraçası. Akarsu sekisi.

River rat : Irmak hırsızı.

İngilizce River Türkçe anlamı, River eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak River ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Estuary : Özellikle gelgit olayının büyük ölçüde görüldüğü kıyılarda, akarsuların ağızlarında oluşan huni biçiminde derin, az çok geniş ve uzun doğal suyolu. Gelgit olaylarından etkilenen kıyılarda, az çok huniye benzer dere ağzı. Gün ışığında kullanılan. Ağzı. Nehir ağzı. Gel-git olayından etkilenen geniş ırmak ağzı. Mansap. Haliç. Irmak ağzı.

Horn : Bolluk simgesi. Uyaraç. İçindeki bir zarın titremesiyle ses çıkaran, çevreyi uyarma aygıtı. Boru. Duyarga. Boynuzdan yapılmış eşya. Kap burnu. Kalkmış penis. Anten.

 

Drifty : Sürüklenmeyle ilgili. Akma. Akıntı. Sürüklenmeyle oluşmuş. Sürüklenmeye özgü.

Flighting : Kaçma. Uçmak. Uçakla seyahat. Böcek sürüsü. Basamak. Kuş sürüsü. Yağmur (kurşun, ok vb). Sürü. Uçuş.

Brooking : Dayanmak. Dere. Tahammül etmek. Kaldırmak. Katlanmak. Çekmek. Su. Çay.

Flight : Yağmur (kurşun, ok vb.). Geri çekilme. Uçuş. Kazağı. Böcek sürüsü. Atletizm, madencilik alanlarında kullanılır. Firar. Uçakla seyahat. Kaçış. Kuş sürüsü.

The deep : Enginler. Deniz.

Flights : Kaçış. Yağmur (kurşun, ok vb.). Kaçma. Böcek sürüsü. Kuş sürüsü. Uçuş. Uçma. Geri çekilme. Firar.

Brines : Deniz. Salamura suyu. Turşu suyu. Deniz suyu. Salamura. Tuzlu su.

River synonyms : rivered, waterfall, water system, rapid, efflux, lotic, effluxes, course, oceanic, falls, main, tributaries, arteries, affluxes, major river, effluence, driftier, flighted, tributary, horns, brook, effluences, brooked, artery, running water, ocean, sea, fluvial, runoffs, watercourse, runoff, afflux, driftiest.

River ingilizce tanımı, definition of River

River kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To hawk by the side of a river. A large stream of water flowing in a bed or channel and emptying into the ocean, a sea, a lake, or another stream. A stream larger than a rivulet or brook. One who rives or splits. To fly hawks at river fowl.