Akarsu nedir, Akarsu ne demek
- Yeryüzünde, yer altında belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan su

- Tek sıra elmastan gerdanlık.
Yerel Türkçe anlamı:
Altın veya gümüş üzerine elmas işlemeli gerdanlık.
İnci ile işlenmiş bir baş süsü.
Eskiden kullanılan bir çeşit kadın kumaşı.
Altın veya gümüşten yapılmış bilezik.
Coğrafya'daki terim anlamı:
En yüksek dereden, anaırmağa değin belirli bir yatak içinde ve eğim boyunca sürekli ya da dönemli olarak akan sular.
Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:
Yeryüzünde, yer altında belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan su.
Akarsu isminin anlamı, Akarsu ne demek:
Erkek ismi olarak; Yeryüzünde, yer altında belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. Tek sıra elmastan gerdanlık. Kız ismi olarak; Yeryüzünde, yer altında belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. Tek sıra elmastan gerdanlık.
İngilizce'de Akarsu ne demek? Akarsu ingilizcesi nedir?:
running water
Osmanlıca Akarsu ne demek? Akarsu Osmanlıca'da ne anlama gelir?:
ma-i câri
Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:
İçel ilinde, Tarsus ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Erzincan ili, Akarsu nahiyesine bağlı bir yer. Rize kenti, Gündoğdu nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Balıkesir ilinde, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer. Trabzon ili, Maçka ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Mardin şehrine bağlı bir yer. Şırnak şehrinde, Beytüşşebap ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Erzurum kenti, Karayazı ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge. Artvin ilinde, Ardanuç ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
Akarsu hakkında bilgiler
Akarsu, yeryüzünde, yer altında belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. Çoğunlukla tatlı sudan oluşan akarsular, tatlı su gölleriyle birlikte insanlığın temel su ihtiyacını karşılamak için kullanılırlar. Bunun yanında gıda, enerji ve turizm sektörleri tarafından da kullanılırlar.
Türkçe'de akarsular adlandırılırken akarsuyu belirtmek için çay, dere ya da ırmak gibi sözcükler getirilir. Bu konuda adı Türkçeleştirilen yabancı kökenli Fırat ırmağı bu sözleri içermezken, Türkçe kökenli olan Kızılırmak, Bakırçay gibi adlar kendiliğinden bu sözleri içerir.
Akarsuları sınıflandırmakta birçok kategorik yol izlenebilir. Aşağıda bazı sınıflandırmalar verilmiştir.
Sürekli akarsular ve süreksiz akarsular (mevsimlik akarsular) adlandırmaları, yılın tüm dönemi akış gösteren sürekli akarsular ile genellikle yarı kurak ya da kurak bölgelerde görülen kısa yağış dönemlerine akışın gözlenebildiği akarsuları birbirinden ayırmak için kullanılır. Haritalarda süreksiz akarsular kesikli mavi çizgilerle gösterilir. Sel rejimli akarsular:. Uzun süre yatağı kuru olup, yağıştan sonra su taşıyan çöl akarsularıdır.
Akarsu ile ilgili Cümleler
- Ali akarsuyu birkaç kilometre izledi.
- Bir akarsu geçerken atları asla takas etme.
- Ali elektrik ve akarsu olmadan ormanda yaşıyor.
Akarsu anlamı, kısaca tanımı:
Yeryüzü : Dünya. Yer kabuğu.
Altın : Bu elementten yapılmış. Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,9 olan, 1064 °C'de eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz element, zer (simgesi Au). Altından yapılmış sikke. Üstün nitelikli, değerli.
Yatak : Yün, pamuk, kuş tüyü vb. maddelere kılıf geçirerek yapılmış olan şilte. Maden veya fosil ocaklarında birbirini izleyen iki maden, taş veya kömür tabakası arasında uzanan damar. Katmanlaşmış herhangi bir madde yığını. Çanak biçimindeki bir havzada veya buna benzer bir oluşumda toplanmış petrol birikintisi. Fideleri gömmek için toprakta açılan çukur. Makinelerde hareketli bölümleri içine alan hareketli veya sabit parça. Gizli barınak veya bir suçluyu gizlice barındıran yer. Uyuma, dinlenme vb. amaçlarla üzerine veya içine yatılan eşya, döşek. Irmak, çay, dere vb.nin, içinde aktıkları yer, akak, mecra. Bir şeyin çok bulunduğu yer. Turunçgilleri ve yumurta vb. ürünleri korumak üzere saman vb.nden yararlanılarak yapılmış olan yer. Üzerine şilte konulan karyola, somya, kerevet vb. Katmanlı bir kaya bütününde maden filizi veya taş döküntüsünden oluşan çok ince tabaka.
Eğim : Bir yüzeyin yatay düzleme doğru eğilmesi, eğiklik, meyil. Eğilmiş olma durumu.
Boyun : Dağ sırtlarında geçmeye elverişli alçak yer. Testi, şişe, güğüm gibi kaplarda dar olan üst kısım. Gövdenin başla omuz arasında kalan bölgesi.
Sürek : Satmak için pazara götürülen hayvan sürüsü. Süren, devam eden zaman. Hızlı süren, hızlı giden.
Zaman : Dönem, devir. Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit. Belirlenmiş olan an. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit. Çağ, mevsim. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri. Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit. Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram.
Akarsu çukurunu kendi kazır : "bir şeyi yapma isteği ve gücü bulunan kimse, uygun bir çalışma yönü ve alanı bulur" anlamında kullanılan bir söz.
Akarsu gibi : Aralıksız, kesintisiz.
Akarsu pislik tutmaz : "bir insan ne kadar çok çalışırsa o kadar kötü düşünceden ve kötülük yapmaktan uzak olur" anlamında kullanılan bir söz.
Akarsu santrali : Bir gölü veya barajı olmayan, enerji dönüşümü yapılmış olan hidroelektrik santrali.
Akarsuya inanma eloğluna dayanma : "akışı ne kadar yavaş olursa olsun akarsuya girmek tehlikelidir, eloğluna güvenmek de doğru değildir, insanı zarara sokabilir" anlamında kullanılan bir söz.
Elmas : Yerin derinliklerinde bulunan, billurlaşmış arı karbon. Mücevher olarak kullanılan, saydam, değerli taş. Bu taşlarla yapılmış. Elmastıraş.
Gerdanlık : Çoğu değerli taş ve madenlerden veya altın paradan yapılmış, boyna takılan takı.
Çoğunluk : Sayı üstünlüğü, ekseriyet, azınlık karşıtı.
Sudan : Baştan savma, inandırıcı olmaktan uzak olan.
Birlik : Bağlılık, benzerlik, bağlantı, vahdet. Belli bir topluluğun yararlarını korumak için kurulmuş dernek. En büyük değerdeki nota, dört dörtlük. Bölünmezliği içeren yalın bütün. Konunun bir ana düşünce çevresinde toplanması. Bir taneden oluşmuş, bir tane alabilen. Tek, bir olma durumu, vahdaniyet. Bölük, tabur, alay vb. bir bütün sayılan topluluk. Bir arada olma durumu, vahdet.
İnsan : Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı. Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse). Âdemoğlu, âdem evladı.
Temel : Bir şeyin gelişimi için gereken ilk ögeler. En önemli, belli başlı, ana, taban, esas, asıl, baz. Bir yapının toprak altında kalan ve yapıya dayanak olan duvar, taban vb. bölümlerinin tümü. Bu bölümleri yapmak için kazılan çukur.
Tek : Birbirini tamamlayan veya aynı türden olan nesnelerden her biri. Yalnızca. İki ile bölünemeyen (sayı). Sessiz, hareketsiz, uslu. Hiç, hiçbir. Eşi olmayan, biricik, yegâne. Kadeh içinde belirli ölçüde olan (içki). Önüne getirildiği cümleye istek ve özlem kavramı katar.
Sıra : Belirli bir düzene ve niteliğe göre dizilme durumu. Yan yana, art arda olan şey veya kimselerin tümü, dizi. Düzen. Tahtadan oturak. Bu biçimdeki topluluğun durumu. Nöbet. Dershane, meclis vb. yerlerde kullanılan ve oturup yazı yazacak biçimde yapılmış olan mobilya. Bir şeye ayrılan, uygun görülen veya rastlayan zaman. Ardı, arkası, önü ve yanı kelimelerinden sonra gelerek tamlamalar kuran ve "ardından, arkasından, önünden, yanından, beraberinde" anlamlarında kullanılan bir söz.
Akarsu ağı : En küçük dereden anaırmağa değin, bir akarsuyun beslenme teknesi içinde tüm kollarıyla birlikte oluşturduğu suyolu örgüsü.
Akarsu ağzı : Akarsuların göl veya denizlere açıldığı bölgelerde akarsuyun etkisi altında kalan, su ürünleri üretimine elverişli alanlar, mansap.
Akarsu aşındırması : Akarsuların yataklarını, su gücü ve taşıdığı katı öğeler yardımıyla kıyıdan ve dipten kemirmesi olayı. Sel suları, dere ve nehirlerin yaptığı aşındırma.
Akarsu bilimi : (coğrafya)
Akarsu çığırı : Akarsuyun kaynaktan ağza değin içinde aktığı, ağza doğru eğimli, dar; ancak, çok uzun oluk biçimli yol.
Akarsu kavşağı : İki akarsuyun birbirine karıştığı, birinin ötekine eklendiği yer.
Akarsu kıyısı : Akarsu yüzü ile yatak yanlarının dokunum çizgisi.
Akarsu ortamı : Nehir yatakları ve su basan ovalar ortamı.
Akarsu oyulgusu : (coğrafya)
Akarsu sekisi : Gençleşmeyle güç kazanan akarsuların yataklarını yeniden derinleştirerek koyak tabanı içine gömülmeleri sonunda oluşan ve bu yeni yatağın iki yanında kalan az eğimli, asılı düzlük, bk. gençleşme. İki yakasının yukarılarında, nehrin kazmasıyle basamak biçiminde kalmış eski bir koyak tabanı.
Diğer dillerde Akarsu anlamı nedir?
İngilizce'de Akarsu ne demek? : adj. potamic
n. stream, river
Fransızca'da Akarsu : cours d'eau
Almanca'da Akarsu : das Gewässer, das Rinnsal

Bu kısımda Akarsu nedir? Akarsu ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Akarsu tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Akarsu hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.