Stream türkçesi Stream nedir

  • Uzanmak.
  • Akıtmak.
  • Dereden büyük, ırmaktan küçük akarsu.
  • Uçuşmak.
  • Genellikle yazın kuruyan küçük akarsu.
  • Akarsu.
  • Bilgisayar, uzay alanlarında kullanılır.
  • Bir topluluğun (yıldız ya da cisimler) belli bir doğrultudaki devinmesi.
  • Akıntı.
  • Çay.
  • Akıp gitmek.
  • Dalgalanmak (saç veya bayrak).
  • Dalgalanmak.
  • Sel gibi akmak.
  • Akmak.
  • Akın halinde gitmek.
  • Sürmek.
  • Aralıksız sürmek.
  • Akım.
  • Dere.

Stream ile ilgili cümleler

English: Ali followed the stream for a couple of kilometers.
Turkish: Ali akarsuyu birkaç kilometre izledi.

English: The stream is not very swift.
Turkish: Akıntı çok hızlı değil.

English: I'll try to jump over this stream on a horse.
Turkish: Bir at üstünde bu dereyi atlamaya çalışacağım.

English: A stream flows into the lake.
Turkish: Bir dere göle akmaktadır.

English: The stream flows into the pond.
Turkish: Dere göle akar.

Stream ingilizcede ne demek, Stream nerede nasıl kullanılır?

Stream bed : Nehir yatağı. Dere yatağı. Akarsu yatağı.

Stream editor : Linux'ta metin editörü. Duraksız düzenleyici. Metin editörü. Akım düzenleyicisi. Akım düzenleyici.

Stream erosion : Sel suları, dere ve nehirlerin yaptığı aşındırma. Akarsu aşındırması.

Stream of consciousness : Bilinçakışı. Bilinç akımı. Bilinç akışı. Bilinçlilik akışı.

 

Stream of consciousness novel : Bilinç akışı romanı. Sözle dışarıya vurulan fikir ve duyguları ve onlarla birlikte içten geçenleri de bir arada alarak bilinç akışını kesiksiz ve eksiksiz bir şekilde anlatan, yirminci yüzyıl roman türü.

Data stream : Veri katarı. Veri ırmağı. Veri akısı. Veri akışı. Veri dizgisi.

Bit stream : Bit katan. Bit akıntısı. İkil akıntısı. Bir komünikasyon kanalı aracılığıyla aktarılan karakterler arasında parçalanmadan gerçekleştirilen devamlı veri akışı (bilgisayar). Bit katarı.

Gulf stream : Gulf sıtrim. Gulf strim. Florida boğazından çıkıp kuzey atlas anadenizini güneybatı - kuzeydoğu yönünde aşan, genel coğrafyada özgün bir örnek olarak ele alınan sıcak su akıntısı. Meksika körfezi'nden kuzey atlantiğe uzanan sıcak su akıntısı. Körfez akıntısı. Meksika'dan avrupa'ya akan ve geçtiği bölgelerin iklimini etkileyen atlantik okyanusu'nda su kütlesi. Golfistrm akıntısı. Florida eyaletinde yerleşim yeri. Golfstrim.

Avi compressed stream : Avı sıkıştırılmış akış.

Air stream : Hava akışı. Hava cereyanı. Uçuş esnasında bir nesnenin etrafında gerçekleşen hava akımı. Tenek akımı. Hava akımı.

İngilizce Stream Türkçe anlamı, Stream eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Stream ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Applies : Müracaat etmek. Kullanmak. Uygun olmak. Yapıştırmak (bant). Uygulamak. Gitmek (birine). İlgisi olmak. İlgili olmak. Başvurmak.

Extend : Yardım eli uzatmak. Yayılmak. Tevsi etmek. Büyütmek. Daha uzun ya da büyük bir hale getirmek. Devam ettirmek. Sağlamak. Sunmak. Uzatmak.

 

Drains : Kurutmak. Suyu çekilmek. Yarayı temizlemek. Suyunu çekmek. Kanalizasyon şebekesi. Boşaltmak. Pansuman yapmak. Süzmek.

Driftiest : Akış. Sürüklenmeyle oluşmuş. Sürüklenmeye özgü. Akma. Sürüklenmeyle ilgili.

Effluences : Dışarı akma. Atık madde. Seyelan. Akma. Atık su. Dışa akma. Akış.

Flood in : Yığılmak. Akın akın gelmek. Güruh halinde gelmek. Sel gibi gelmek. Sel basmak.

Drips : Damlamak. Sızdırmak. Damlalıkla sıvı verme. Sevimsiz kimse. Damla damla akmak. Damlatmak. Damla.

Creek : Koy. Küçük körfez. Med-cezir kolu. Irmak kolu. Küçük bir körfez veya liman.

Runoffs : Akan. Bir seçim veya müsabakadaki son etap. Akma. Akış. Taşan veya derelere akan aşırı sıvı. Toprak tarafından emilmemiş yüzey suyu. Yüzeysel akış. Seçimde son etap. Yüzey akışı.

Flourish : Abartılı jestler yapmak. Yıldızı parlamak. Sallamak. Süslü konuşmak. Sağlıklı bir biçimde büyümek. Hava. Büyümek. El sallamak. Savurmak.

Stream synonyms : tidewater river, body of water, tidal stream, tidewater stream, bourne, abrupt, blow, tidal river, flew, rivered, river, bourn, jut, range, effluence, discharges, fluctuates, currents, flourished, effluent, circulation, be in progress, bedaubed, coursed, bud, banished, billow, reed, dale, flowvolume, creeks, drain, streams.

Stream zıt anlamlı kelimeler, Stream kelime anlamı

Motionlessness : Hareketsizlik.

Stream ingilizce tanımı, definition of Stream

Stream kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Gas and steam came from the earth in streams. A current of water or other fluid. To cause to flow. As, his eyes streamed tears. Specifically, any course of running water. A stream of molten lead from a furnace. A liquid flowing continuously in a line or course, either on the earth, as a river, brook, etc., or from a vessel, reservoir, or fountain. As, many streams are blended in the Mississippi. To pour. A stream of lava from a volcano. As, tears streamed from her eyes. To issue or flow in a stream. To flow freely or in a current, as a fluid or whatever is likened to fluids. To send forth in a current or stream.