Runoff türkçesi Runoff nedir

  • Yüzey akışı.
  • Bir seçim veya müsabakadaki son etap.
  • Taşan veya derelere akan aşırı sıvı.
  • Akma.
  • Yüzeysel akış.
  • Akış.
  • Toprak tarafından emilmemiş yüzey suyu.
  • Akarsu.
  • Şerbet.
  • Seçimde son etap.
  • Taşma.
  • Akan.

Runoff ingilizcede ne demek, Runoff nerede nasıl kullanılır?

Annual runoff : Yıllık akım.

Runoffs : Akış. Yüzey akışı. Taşan veya derelere akan aşırı sıvı. Toprak tarafından emilmemiş yüzey suyu. Yüzeysel akış. Taşma. Akan. Akma. Seçimde son etap. Akarsu.

Runout : Aşınma. Eksik döküm. Salgı.

Runouts : Eksik döküm. Aşınma. Salgı.

Bearing runout : Yatak gezinti boşluğu. Yatak gerinti boşluğu.

Run a business : İşi yönetmek. İşi çekip çevirmek. Bir işi yönetmek. Çekip çevirmek.

Bruno : Saskatchewan'da (kanada) bir kasaba. Nebraska eyaletinde yerleşim yeri. Minnesota eyaletinde şehir. Bir soyadı. Erkek ismi. Bir erkek adı.

Run across : Rast gelmek. Tesadüf etmek. -in bir kenarından öbür kenarına koşmak. İle karşılaşmak. Tesadüfen karşılaşmak. Karşılaşmak. -e rastlamak. Rastlaşmak. Koşarak geçmek. Rastlamak.

Run a blockade : Bir kuşatmadan kaçmak. Ablukayı yarmak. Bir engel ve maniadan kurtulmak ve sıyrılmak. Bir ablukadan kaçınmak.

Run about : Öteye beriye koşmak. Koşuşturmak. Koşuşmak.

İngilizce Runoff Türkçe anlamı, Runoff eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Runoff ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Running : Koşan. Oynar. Dansçının dans adımlarıyla koşması. Sürekli. Çalışma. Koşu (koşma). Koşarak yapılan. İdare etme. Kaçamak.

Sirups : Melas. Şurup. Aşırı duygusal üslup. Şekerli dolgu sıvısı. Sirop. Pekmez kıvamındaki tatlı sıvı. Koyu şerbet. Şurup (ilaç olarak).

Flushing : Boşaltılıyor. Cilt kızarması. Koç katımı yemlemesi. Kızarma. Kırmızıya dönme. Kanlanması. Kabarma. Özellikle damızlık dişi koyunlarda uygulanan, koç katımından 3 hafta önce ve koç katımından 2 hafta sonrayı içine alan ve günde 2 - 5 kilogram düzeyinde enerjice zengin (arpa, mısır, yulaf) yemler vererek kızgınlıklarını hızlandırmak, ovulasyon oranlarını ve döl verimini artırmaya yönelik bir uygulama, koç katımı yemlemesi, flaşing. Fışkırma. Fışkırtma.

Brim : Kenar. Ağzına kadar dolu olmak. Bardak ağzı. Şapka siperi. Dolmak. Ağız (bardak). Siperlik. Silme dolu olmak. Ağız.

Sherbets : Bir çeşit meyveli dondurma. Meyveli dondurma.

Syrups : Şurup. Sirop. Aşırı duygusal üslup. Şurup (ilaç olarak). Koyu şerbet. Pekmez kıvamındaki tatlı sıvı. Şekerli dolgu sıvısı. Melas.

Creepage : Dağılma. Yayılma. Kayma. Sızıntı. Akım kaybı. Kaçak yolu.

Flow : Akıntı. Basmak. Akıp gitmek. Met halinde olmak. Dökülmek (elbise veya kumaş vb belirli bir şekilde). Dolaşmak. Akıcı olmak. Dökülmek. Yükselmek (deniz). Akmak.

Effluence : Atık su. Dışarı akma. Seyelan. Atık madde. Akıntı. Dışa akma.

Runoff synonyms : bubbling over, fluxing, driftiest, efflux, election, flowing, exudation, expulsion, brims, flux, stream, drowning, ebullitions, runoffs, sherbet, overspill, river, tributary, flight, effluences, candying, creepages, effluxes, flights, onrushing, abound with, running water, emanating, candy, flowages, affluxes, encrochment, lotic.