The deep türkçesi The deep nedir

The deep ile ilgili cümleler

English: Since Janet died, her husband has really gone off the deep end.
Turkish: Janet öldüğünden beri kocası öfkeden deliye döndü.

English: After the earthquake, people stared into the deep hole in the ground in surprise.
Turkish: Depremin ardından, insanlar şaşkınlıkla yerdeki derin çukura baktılar.

English: Under no circumstances must you swim in the deep river!
Turkish: Hiçbir koşulda derin nehirde yüzmemen gerekir!

English: We found it difficult to walk in the deep snow.
Turkish: Derin karda yürümek bize zor geldi.

English: Ali and Mary waded out into the deep water.
Turkish: Ali ve Mary derin suyu yürüyerek geçti.

The deep ingilizcede ne demek, The deep nerede nasıl kullanılır?

The : Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belgili tanımlık. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer).

Deep : Karmaşık. Ciddi. Derin. İktisadi çevrimdeki daralmanın en alt noktaya ulaşması, diğer bir ifadeyle daralmadan tekrar genişlemeye geçisi yansıtan dönüş aşaması. krş. doruk. Dip. Dalgın. Derinlik. Tok (ses). Deniz.

Go off the deep end : Aşırı sinirlenmek. Ağzını açıp gözünü yummak. Ayranı kabarmak. İntihar etmek. Gözü kapalı girişmek. Tepesi atmak. Öfkelenmek. Aşırı öfkelenmek. Kontrolünü kaybetmek. Kan başına sıçramak.

 

The 1967 borders : 1967 sınırları. Bağımsızlık savaşı sonrasında ateşkes anlaşmalarında oluşturulan sınırlar (israil tarihi). Yeşil hat.

The 2004 tsunami : 2004 tsumanisi. 000 insanın ölümüne yol açan 26 aralık 2004'te meydana gelen yıkıcı tsunami. Bir depremin tetiklediği ve iki kıtada 8 ülkede (tayland, hindistan, endonezya, malezya, maldivler, seylan, somali ve sri lanka) yaklaşık 225. 26 aralık 2004'teki büyük tsunami.

The a team : Televizyonda macera dizisi ismi. A takımı.

The ablative : Ablatif. Çıkma durumu. İsmin -den hali.

İngilizce The deep Türkçe anlamı, The deep eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak The deep ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Deep : Derinlik. Dalgın. Ciddi. Yoğun. Koyuluk. Karışık. Karmaşık. Dip. Tok (ses). Karanlık.

Brines : Tuzlu su. Turşu suyu. Deniz suyu. Salamura. Salamura suyu.

Mare : Dişi at. Aydaki karanlık düzlük. Uzay, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kadın. Kısrak. Kötü durum. Aydaki karanlık bölge. Yeryuvarlağı üzerinde su ile kaplı bölgeler; ay'daki düzlükler.

High seas : Açık deniz. Açık sular. Hukuk, uluslararası ilişkiler alanlarında kullanılır. Açık denizler. Herhangi bir ülkenin egemenliğinde olmayan sular.

Sea : Denizle ilgili. Umman. Yerkabuğunun çukur kesimlerini dolduran, bağlı olduğu anadenize göre daha az derin, karasal sahanlıkları daha yaygın ve karaların etkisine çokça açık tuzlu su alanları. Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı tuzlu su kütlesi. Derya. Dalga.

 

Brine : Balık, et, peynir, sebze, asma yaprağı gibi çeşitli yiyeceklerin bozulmaması ve muhafaza sürelerinin uzatılması için tuzlu suda tutulması işlemi. Tuzlu su. Salamura suyu. Madencilik, veterinerlik alanlarında kullanılır. Deniz suyu. Turşu suyu. Salamura. Peynir, et, balık, turşu, asma yaprağı vb. yiyeceklerin, bozulmaması için içinde tutuldukları tuzlu su. tuzlu su içinde tutulmuş yiyecek.

Maritime : Denizciliğe ait. Denize yakın. Deniz kıyısında. Denizle ilgili. Denizcilik. Denize ait. Deniz kıyısında olan. Denizciye özgü. Denizcilikle ilgili.

River : Çoğunlukla denize dökülen, özellikle genişliği ve taşıdığı su niceliği bakımından en büyük akarsu, nehir. Akarsu. Akış. Deniz veya göle akan büyük ölçekli akarsu. Irmak. Nehir.

Main : Ana kablo. Esas. Tiyatro sahnesinin ve seyir yerinin tüm ışıklarını besleyen, yüksek dirençli, dışı çok iyi yalıtılmış kalın kablo. Temel. Baş. Kuvvet. Ana.

The deep synonyms : the waves, oceans, bluest, bluer, saltwater, rivered, ocean, davyjonesslocker, mains, blue, naval, oceanic, sea row, nautical, marine.