Sınav nedir, Sınav ne demek

  • Öğrencilerin veya bir işe girmek isteyenlerin bilgi derecesini anlamak için yapılmış olan yoklama, imtihan, test.
  • Direnme, dayanışma, güç gerektiren, sonuçta bir deneyim kazandıran zor durum

"Sınav" ile ilgili cümle

  • "Evliliğin ilk yılları bir sınavdır."
  • "Annem, derslerine çalışıp eylülde sınavları başarması gerektiğini hatırlatıyordu." - A. Kutlu

Eğitim alanındaki sözlük anlamı:

Sınıf geçme, bir okulu bitirme, bir üst okula yazılma durumunda bulunan öğrencilerin ya da bir işe girmek isteyenlerin anıklık, yetenek, bilgi ve beceri derecesini anlamak için yapılmış olan yoklama, bk. sözlü sınav, yazılı sınav.

İngilizce'de Sınav ne demek? Sınav ingilizcesi nedir?:

test, examination

Sınav hakkında bilgiler

Sınav bir ölçektir; kişinin belirli bir konu hakkında edindiği bilgiyi ölçmek için kullanılan bir yöntemdir. Çoğunlukla süre kısıtlamalı olarak gerçekleştirilir. Sınav, kişinin edindiği bilgiyi/bilgi birikimini verilen kısıtlı bir zaman dilimi içerisinde en iyi şekilde ifade etmesidir. Sınavda sorulacak olan sorular öğretilen bilgiye bağlı olarak, mantıksal olarak belirli kurallar çerçevesinde oluşturulur. Kişinin veya öğretilen bilginin düzeyine göre sorular(çoktan seçmeli olduğu takdirde) üç, dört veya beş seçenek olabilir. Sınavlar görsel, bedensel, ruhsal, yazısal veya işitsel yollarla yapılabilir. Türkiye'de sınav uygulayan kurumların başında MEB, ÖSYM ve özel dershaneler gelmektedir.

 

Sınav ile ilgili Cümleler

  • Sınav bittiğinde mutlu hissettik.
  • Sınav beni sıkı çalışmaya zorladı.
  • Öğrenci kitabı sınavdan önceki gece okudu.
  • Bu sınavı geçen birini biliyor musun?
  • Ali bir sonraki sınavda daha iyi yapmak zorunda yoksa benim dersimde başarısız olacak.
  • Sınav benim için çok zordu.
  • Öğretmen, sınavın muhtemelen karmaşık olacağı konusunda bizi uyardı.
  • Sınav bitti mi? Nasıl geçti?
  • Bir sınavı geçtim ama diğerinde başarısız oldum.
  • Sınav anında Mustafa Mary'yi aldattı.
  • Sınav bittiğinde içimden avaz avaz şarkı söylemek geldi.
  • O, sınavı geçmek için her türlü çabayı sarfediyor.
  • Biz sınavdaki başarınız için endişeliyiz.
  • Sınav benim için fazla zordu.

Sınav tanımı, anlamı:

Bilgi : Bilim. İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü, bili, malumat. Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradığı temel düşünceler. Kurallardan yararlanarak kişinin veriye yönelttiği anlam. İnsan zekâsının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünce ürünü, malumat, vukuf. Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek, malumat, vukuf.

Sınavda bırakmak : Sınavda başarısız saymak.

Sınavdan geçmek : Sınava girmek. girilen sınavda başarılı olmak.

Sınav vermek : Sınavdan geçmek.

Sınava çekilmek : Birinin bilgisi ölçülmek.

Sınava girmek : Bir kimse, bir konu üzerindeki bilgisinin ölçülmesini sağlamak için yapılmış olan yoklamada hazır bulunmak.

 

Yazılı sınav : Öğrencilerin ve değişik kurumlara alınacak kişilerin bilgi ve becerilerini yazılı olarak ölçmeyi amaçlayan sınav, yazılı, yazılı yoklama, yazılı imtihan.

Ara sınav : Üniversitelerde yarıyıl içinde yapılmış olan sınav, vize, vize sınavı.

Bütünleme sınavı : Okullarda başarısız olan öğrenciler için yapılmış olan ek sınav, bütünleme, ikmal imtihanı.

Eleme sınavı : Herhangi bir eğitim kurumuna başvuran istekliler arasından belli düzeyde başarı gösterenleri seçmek için düzenlenen sınav.

Engel sınavı : Yönetmeliklerde belirtilen özürleri nedeniyle herhangi bir sınava zamanında giremeyen öğrenciler için açılan sınav.

Muafiyet sınavı : Eğitimde veya herhangi bir dalda bilgi birikiminin yeterli olup olmadığının belirlenmesi için önceden yapılmış olan sınav.

Vize sınavı : Ara sınav.

Yeterlik sınavı : Üniversitede doktora derslerini başarıyla tamamladıktan sonra doktora tezi alabilmek için girilen sınav. Devlet görevlisi olarak alınmada ve bu görevde yükselmede uygulanan sınav.

Öğrenci : Özel ders alan kimse. Öğrenim görmek amacıyla ders alan kimse, okul çocuğu, talebe, şakirt. Bir bilim veya sanat yetkilisinin gözetimi ve yol göstericiliği altında belli bir konuda çalışan kimse.

Girmek : Yüklenmek. Bir şeyin yapımında, birleşiminde yer almak. Yeni bir duruma geçmek, dönüşmek. Sulu bir şeyin veya su dolu bir yerin içine batmak veya dalmak. Dışarıdan içeriye geçmek. Almak, fethetmek. Girişmek, başlamak. Kavgaya tutuşmak. İncelemek, ayrıntılara inmek. Tecavüz etmek, geçmek. İyice anlamak, iyice bilmek. Yazılmak, başlamak. Sığmak. Katılmak. Erişmek, ulaşmak. Bulaşmak. Yemek yemek. Zaman anlamlı kavramlar için gelmek. Ağrı, sancı başlamak, saplanmak.

Derece : Ölçü aletlerinin ölçeğinde belirtilmiş bulunan başlıca bölümlerden her biri. Başarı gösterme. Denli, kadar. Sıcaklıkölçer. Bir çözeltinin yoğunluğunu ölçmede kullanılan birim. Bir süreç içindeki durumlardan her biri, basamak, aşama, rütbe, mertebe. Bir çemberin üç yüz altmışta birine eşit olan açı birimi.

Anlamak : Doğru ve yerinde bulmak. Yeni bilgileri eskileriyle bir araya getirerek sonuç niteliğinde başka bir bilgi edinmek. Birinin duygularını, istek ve düşüncelerini sezebilmek. Bir şey hakkında bilgisi bulunmak. Sorup öğrenmek. Bir şeyin ne demek olduğunu, neye işaret ettiğini kavramak. Yarar sağlamak.

Yoklama : Yoklamak işi, kontrol. Okullarda öğrencilerin bilgisini anlamak için yapılmış olan sınav. Yeter sayı tespiti. Bir topluluğu oluşturan üyelerin belli bir zaman ve yerde bulunup bulunmadığını anlamak için yapılmış olan sayma işlemi.

İmtihan : Güç, direnme, dayanışma gerektiren, sonucunda deneyim kazandıran zor bir durum. Sınav.

Test : Bir hastalığın varlığını ve niteliğini anlamak için yapılmış olan laboratuvar araştırması. Doğru cevabın seçenekler arasından bulunmasına dayanan bir sınav türü. Bir kimsenin, bir topluluğun doğal veya sonradan kazanılmış yeteneklerini, bilgi ve becerilerini ölçmeye ve anlamaya yarayan sınama. Biyolojik bir işlevi veya değişmez bir niteliği incelenen bireyin tepkisini, örnek olarak alınan normal bireyinkiyle karşılaştırarak ölçmeye ve değerlendirmeye yarayan yoklama.

Ölçek : Dört okkaya eşit ağırlık ölçüsü. Bir ölçü aletinin üzerinde çizgilerle ayrılmış bölüm, kadran. Tahıl ölçmeye yarar kap, kile. Birim kabul edilen herhangi bir şeyin alabildiği kadar ölçü. Bu ölçü miktarında olan. Bir harita veya resimde görülen uzaklıklarla bunların işaret ettiği, karşılandığı gerçek uzunluklar arasındaki oran.

Sınav denetimi : Bir okulda sınavların düzenlenmesi, yapılması, değerlendirilmesi ve sonuçlarının saptanması ile ilgili çalışmaların yönetmelik hükümlerine göre yürütülüp yürütülmediğini incelemeyi öngören denetim türü.

Sınav kurulu : Öğrencileri sınamakla görevli kimselerden oluşan kurul.

Sınav programı : Sınavların türünü, gününü, saatini ve yerini gösteren çizelge.

Sınavuç : Deneme, deney.

Diğer dillerde Sınav anlamı nedir?

İngilizce'de Sınav ne demek? : n. examination, exam, test, trial, furnace

n. push up

Fransızca'da Sınav : examen [le], test [le], concours [le], épreuve [la]

Almanca'da Sınav : n. Prüfung, Examen, Stütz

Rusça'da Sınav : n. экзамен (M), зачет (M)

adj. экзаменационный, зачетный