Sea türkçesi Sea nedir
- Derya.
- Dalga.
- Coğrafya alanında kullanılır.
- Umman.
- Deniz.
- Yerkabuğunun çukur kesimlerini dolduran, bağlı olduğu anadenize göre daha az derin, karasal sahanlıkları daha yaygın ve karaların etkisine çokça açık tuzlu su alanları.
- Okyanus.
- Denizle ilgili.
- Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı tuzlu su kütlesi.
Sea ile ilgili cümleler
English: Betty went to the sea yesterday.
Turkish: Betty dün denize gitti.
English: After the storm, the sea was calm.
Turkish: Fırtınadan sonra, deniz sakindi.
English: Aren’t they on the sea during the night?
Turkish: Geceleyin denizde değiller miydi?
English: After the storm, the sea was quiet again.
Turkish: Fırtınadan sonra deniz tekrar sakinleşti.
English: As Jesus passed along the Sea of Galilee, he saw Simon and his brother Andrew casting a net into the lake.
Turkish: İsa, Galilee Denizi boyunca geçerken, Simon ve kardeşi Andrew'in göle bir ağ attıklarını gördü.
Sea ingilizcede ne demek, Sea nerede nasıl kullanılır?
Sea air : Denizde bulunan taze tuzlu hava. Deniz havası.
Sea anchor : Denizdeyken bir gemiyi bir yerde tutmak için kullanılan cihaz. Sürüklenmesini engellemek amacıyla gemiden atılan aygıt. Açık deniz demiri. Deniz demiri. Deniz çapası.
Sea anemon : Sölenterler (coelenterata) alt bölümünden, knidliler (cnidaria) filumunun, mercanlar (anthozoa) sınıfından, çok sayıda, uzun, dokunaçları bulunan, akdeniz'de yaşayan türleri içine alan bir cins. Denizşakayığı.
Sea anemone : Deniz anemonu. Deniz şakayığı. Deniz şakayıkı. Denizgülü. Denizşakayığı. Sölenterlerden knidliler (cnidaria) filumunun, mercanlar (anthozoa) sınıfından dokunaçları oldukça kısa, kırmızı, mavi, yeşil renkli, yalnız yaşayan türleri içine alan bir cins. Taçyaprağı şeklinde dokungaçları ve jelatinimsi gövdesi olan deniz polipi. Anemon.
Sea ape : Deniz su samuru. Deniz maymunu.
Sea bird : Denizkuşu. Denizde veya deniz kenarında yaşayan kuşlar. Deniz kuşu.
Sea boots : Ayakları üzerinde yükselen lastik bot. Deniz botu.
Sea blockade : Deniz kuşatması. Deniz üzerinde inşa edilen barikat veya kapama. Deniz ablukası.
Sea biscuit : Deniz bisküvisi. Sert bisküvi (eskiden denizciler tarafından yenen). Peksimet.
Sea blubber : Denizanası (gayrı resmi).
İngilizce Sea Türkçe anlamı, Sea eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Sea ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Thingumabob : Adı anımsanmayan şey. Ne derler. Zırıltı. Zımbırtı. Ivır zıvır. Zamazingo. Şey.
Crimp : Yapağı lifinin doğal dalgası. Asker toplamak. Lüle lüle saç. Engellemek. Kıvrım. Mani. Engel. Katlamak.
Corrugation : Kırışma. Kırıştırma. Yiv. Kırışık. Ondülasyon. Ondüle. Oluk. Buruşturma. Kıvrık.
Naval : Bahri. Deniz kuvvetlerine ait. Denize ait. Savaş gemileri ile ilgili. Savaş gemilerine ait. Savaş gemileriyle ilgili. Deniz harp. Savaş gemisi. Denizcilik.
Aluvial coast : Genellikle alçak kıyılarda, dalga ve akarsuların ortaklaşa oluşturdukları birikinti düzlüğü. Lığ yığıntılı kıyı.
Aluvial terrace : Gençleşmeyle güç kazanan akarsuların yataklarını yeniden derinleştirerek koyak tabanı içine gömülmeleri sonunda oluşan ve bu yeni yatağın iki yanında kalan az eğimli, asılı düzlük, bk. gençleşme. Akarsu sekisi.
South sea : Büyük okyanusun güney kısmına özgü. Büyük okyanus. Pasifik okyanusu'nun güney kesimi. Güney denizi.
Nautical : Denizsel. Gemi. Denizciliğe ait. Gemicilik ile ilgili. Bahri. Denizcilikle ilgili. Gemiciliğe ait. Denizciler veya denizcilikle ilgili. Denizel.
Ocean : Okyanus denizi. Açık deniz. New jersey eyaletinde yerleşim yeri. Anadeniz.
Profounds : Şiddetli. Çok derin. İçten. Adamakıllı. Derin. Etkili. İçe işleyen. Bilgili. Engin.
Sea synonyms : large indefinite quantity, body of water, large indefinite amount, age pyramid, adventife cone, profound, deep, aboriginal population, affair, crimps, embayment, thingummy, brines, abandoned meander, omani, air route, jigger, mains, afforestation, ageing of the population, oman, mare, main, agricultural production, saltwater, the wave, maritime, gulf, a large body of water, agricultural co operative, abrasion platform, water, the deep.
Sea zıt anlamlı kelimeler, Sea kelime anlamı
Achromatic : Renközü olmayan. (siyah, beyaz ve gri, renksemezdir). renkserin karşıtı. Biyoloji, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Renk değişikliği yapmayan, ışığı renklerine ayırmadan kıran, akromatik, akromatoz. Akromatik. Renksiz; renk meydana getiren en küçük uyartıya duyarsız. Renksemez. Renksiz. Perdesi değişmeyen.
Upland : Dağlık bölgede bulunan. Yayla. Yüksek yer. Yüksek arazi. İndiana eyaletinde yerleşim yeri. Bir ülkenin iç kesimlerinde bulunan. Yüksek bölgede bulunan. Kaliforniya eyaletinde şehir. Yüksek. Nebraska eyaletinde yerleşim yeri.
Sea ingilizce tanımı, definition of Sea
Sea kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The North Sea. The Carribean Sea. As, the Mediterranean Sea. The Sea of Marmora. A body of salt water of second rank, generally forming part of, or connecting with, an ocean or a larger sea. One of the larger bodies of salt water, less than an ocean, found on the earth`s surface.

Bu kısımda Sea kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Sea ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Sea anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Sea ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.