Ocean türkçesi Ocean nedir

Ocean ile ilgili cümleler

English: A wind from the ocean blows at this time of the year.
Turkish: Okyanustan gelen bir rüzgâr, yılın bu zamanında eser.

English: A severe ocean storm hit the West Indies.
Turkish: Şiddetli bir okyanus fırtınası Batı Hint adalarını vurdu.

English: After the storm, the ocean was calm.
Turkish: Fırtınadan sonra, okyanus sakindi.

English: Ali sailed across the ocean in five days.
Turkish: Ali beş günde okyanusu geçti.

English: Charles Lindbergh made the first solo flight across the Atlantic Ocean in 1927.
Turkish: Charles Lindbergh, Atlantik Okyanusu'nda, 1927 yılında ilk tek kişilik uçuşunu yaptı.

Ocean ingilizcede ne demek, Ocean nerede nasıl kullanılır?

Ocean bed : Okyanus yatağı. Okyanus dibi.

Ocean bottom : Deniz tabanı. Okyanus dibi. Denizin dibi.

Ocean current : Okyanus akıntısı. Okyanus akimi.

Ocean currents : Okyanus akıntıları. Anadeniz ve denizlerde suların çeşitli nedenlerle ve büyük uzaklıklar boyunca yer değiştirmeleri. Deniz akıntıları.

Ocean deeps : Okyanus derinlikleri.

Ocean food chain : Okyanusta besin zinciri.

Ocean lane : Okyanus sefer güzergahı. Okyanus gemilerinin rotası. Okyanusta gemilerin sefer yaptığı güzergah.

 

Ocean exploration : Okyanus keşfi.

Ocean going vessel : Okyanusta sefer yapan gemi. Açık deniz gemisi.

Ocean greyhound : Hızlı giden okyanus gemisi.

İngilizce Ocean Türkçe anlamı, Ocean eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Ocean ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

The open sea : Engin deniz.

High seas : Herhangi bir ülkenin egemenliğinde olmayan sular. Açık sular. Hukuk, uluslararası ilişkiler alanlarında kullanılır. Açık denizler. Enginler.

Water : Kimyasal formulü h2o olan, 4o c’de maksimum yoğunluğa ulaşan, sıvı, gaz veya buz olarak dünya yüzeyinin % 70,8’ini kaplayan bileşik. Suluboya. Su vermek. Ağız sulanmak. Sulandırmak. Göz sulanmak. H2o; yer yüzeyinin en büyük bölümünü oluşturan, kimyaca çok kalımlı, renksiz, kokusuz, tatsız sıvı. Kedi köpek vb'ne su vermek. Harelemek.

Sea : Dalga. Denizle ilgili. Deniz. Yerkabuğunun çukur kesimlerini dolduran, bağlı olduğu anadenize göre daha az derin, karasal sahanlıkları daha yaygın ve karaların etkisine çokça açık tuzlu su alanları. Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı tuzlu su kütlesi.

The wave : Deniz.

The waters : Deniz.

Oceanic : Okyanusta bulunan. Okyanusa ait. Okyanus ile ilgili. Okyanusla ilgili. Okyanussal. Okyanus gibi.

 

Open sea : Alarga. Kara sularının dışında hiçbir devletin egemenliğinde olmayan denizler. Okyanus veya denizlerin karasuları dışında kalan kıyıdan uzak bölgesi. Açık. Denizin kara ile çevrilmiş olmayan tarafı.

Profoundest : Adamakıllı. İçten. Çok derin. Etkili. İçine işleyen. Derin. Şiddetli. İçe işleyen. Engin.

Ocean going : Okyanusta işleyen. Uzak yol. Okyanusa uygun.

Ocean synonyms : body of water, large indefinite quantity, large indefinite amount, rivered, profounder, depth, main, deep, offing, seagoing, brines, deep sea, mains, profounds, the deep, river, offshore, brine, oceans, oman, profound, blue water, offings, a large body of water, the open, hydrosphere, seas, omani.

Ocean ingilizce tanımı, definition of Ocean

Ocean kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Called also the sea, or great sea. The whole body of salt water which covers more than three fifths of the surface of the globe. As, the ocean waves. Of or pertaining to the main or great sea. An ocean stream.