Oceanic türkçesi Oceanic nedir

  • Okyanusa ait.
  • Okyanus ile ilgili.
  • Okyanusla ilgili.
  • Okyanus.
  • Okyanussal.
  • Okyanusta bulunan.
  • Okyanus gibi.

Oceanic ingilizcede ne demek, Oceanic nerede nasıl kullanılır?

Oceanic zone : Okyanus kuşağı. Pelajik ortamın kıta sahanlığı dışında kalan açık suları kapsayan bölgesi. Oseanik bölge.

Interoceanic : Okyanuslararası. Okyanuslar arası. Okyanusları bağlayan.

Transoceanic : Okyanusaşırı. Okyanusötesi. Deniz aşırı. Okyanus geçen.

Oceania : Okyanusya avustralya. Mikronesya ve polinezya dahil olmak üzere orta ve güney pasifik'teki adalar. Güney ve orta pasifik okyanusu adaları (polenezya, mikronezya, melanezya, avustralya ve yeni zellanda'nın dahil olduğu). Okyanusya. Melanezya. Yeni zelanda.

Oceanian : Okyanusya. Okyanusya'ya özgü. Okyanusyalı.

Ocean exploration : Okyanus keşfi.

Ocean current : Okyanus akimi. Okyanus akıntısı.

Ocean going : Okyanusta işleyen. Uzak yol. Okyanusa uygun. Açık deniz.

Ocean currents : Anadeniz ve denizlerde suların çeşitli nedenlerle ve büyük uzaklıklar boyunca yer değiştirmeleri. Deniz akıntıları. Okyanus akıntıları.

Ocean bottom : Deniz tabanı. Okyanus dibi. Denizin dibi.

İngilizce Oceanic Türkçe anlamı, Oceanic eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Oceanic ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Pelagic : Kıyıdan açıkta yüzen canlılar. Derin denizlerle ilgili. Paljik. Pelajik. Deniz veya göllerde zemine veya yüzeye bağlı olmaksızın suda asılı olarak kalan veya aktif olarak hareket edebilen canlı. Serbest su kütlesi.

Ocean : Umman. Derya. Açık deniz. New jersey eyaletinde yerleşim yeri. Anadeniz. Okyanus denizi.

Main : Ana. Zor. Tiyatro sahnesinin ve seyir yerinin tüm ışıklarını besleyen, yüksek dirençli, dışı çok iyi yalıtılmış kalın kablo. Horoz dövüşü. Kuvvet. Esas. Asıl. Ana kablo. En önemli. Baş.

Sea : Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı tuzlu su kütlesi. Yerkabuğunun çukur kesimlerini dolduran, bağlı olduğu anadenize göre daha az derin, karasal sahanlıkları daha yaygın ve karaların etkisine çokça açık tuzlu su alanları. Deniz. Dalga. Derya. Umman. Denizle ilgili.

Oceans : Derya.

Mains : Ana kablo. Şehir şebekesi. Elektrik şebekesi. Şebeke girişi. Deniz. Ana boru. Zor. Kentlerde belirli bir merkezden bir elektrik ağıyla dağıtılan elektrik akımı. Horoz dövüşü. Ana besleme.

Rivered : Nehir. Akarsu. Irmak. Akış. Deniz veya göle akan büyük ölçekli akarsu.

Brine : Salamura. Turşu suyu. Tuzlu su. Deniz. Peynir, et, balık, turşu, asma yaprağı vb. yiyeceklerin, bozulmaması için içinde tutuldukları tuzlu su. tuzlu su içinde tutulmuş yiyecek. Balık, et, peynir, sebze, asma yaprağı gibi çeşitli yiyeceklerin bozulmaması ve muhafaza sürelerinin uzatılması için tuzlu suda tutulması işlemi. Salamura suyu. Deniz suyu. Madencilik, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Unlimited : Limitsiz. Sınırlanmamış. Şartsız. Sınırsız. Sayısız. Sonsuz. Kısıtlamasız. Hadsiz. Kayıtsız.

 

Brines : Turşu suyu. Deniz. Salamura. Tuzlu su. Deniz suyu. Salamura suyu.

Oceanic synonyms : the deep, limitless, thalassic, river.

Oceanic zıt anlamlı kelimeler, Oceanic kelime anlamı

Limited : Kıt. Sınırlı sorumlu (şirket). Ekspres. Kısıtlı. Belirli. Mahsur. Sınırlı. Sayılı. Belirlenmiş. Hudutlarla sınırlı.

Oceanic ingilizce tanımı, definition of Oceanic

Oceanic kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Of or pertaining to the ocean. Frequenting the ocean, especially mid- ocean. Found or formed in or about, or produced by, the ocean.