Pelagic türkçesi Pelagic nedir

  • Kıyıdan açıkta yüzen canlılar.
  • Deniz veya göllerde zemine veya yüzeye bağlı olmaksızın suda asılı olarak kalan veya aktif olarak hareket edebilen canlı.
  • Derin denizlerle ilgili.
  • Serbest su kütlesi.
  • Paljik.
  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Pelajik.

Pelagic ingilizcede ne demek, Pelagic nerede nasıl kullanılır?

Pelagic deposit : Derin deniz çökeltisi. Denizlerin kıyıdan uzak diplerine çökelen ve çoğunlukla bitki artıklarından ve hayvanların silisli ya da kireçli kavkılarından oluşan yığınlar.

Pelagic egg : Pelajik yumurta. Özgül ağırlıkları ortam suyundan daha hafif olan ve tabana batmayıp suyun hareketleriyle yer değiştiren yumurtalar.

Pelagic living : Pelajik canlı. Su kütlelerinde zemine veya herhangi bir yüzeye bağlı olmaksızın suda asılı olarak kalan veya aktif olarak hareket edebilen canlı.

Pelagic zone : Pelajik zon. Peljik zon. Derin deniz zonu. Su ortamında (göl, deniz gibi) kıyılardan uzak serbest su bölgesi.

Coastal pelagic : Açık denizlerden daha çok okyanusun kıyısı boyunca göç eden sığ bölge hayvanları. Kostal pelajik.

Epipelagic : Denizlerde, yüzeyle 200 m derinlik arasındaki bölge. Denizlerde 200 m derinliğe kadar olan bölge. Epipelajik.

Epibathypelagic : Oksijen eksikliği, nitrat ve fosfat fazlalığı olan, su yüzeyinden 200-100 m derinliği kapsayan bölge. Epibatipelajik zon.

 

Epipelagic egg : Su yüzeyine yakın olarak ayrı ayrı veya jelatinli torbalar içinde yüzen pelajik yumurtalar. Epipelajik yumurta.

Bathypelagic egg : Batipelajik yumurta. Denizlerin orta tabakalarında bulunan yumurtalar.

Hadopelagic : Hado-pelajik. Denizlerin 6000 metreden daha derin kısmında yaşayan. Hadopelajik.

İngilizce Pelagic Türkçe anlamı, Pelagic eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pelagic ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A chromosome : A kromozomu. Diploit bir kromozom takımındaki normal kromozomlar, b kromozomunun zıddı ve normalden fazla olan kromozomlar.

Aardwolf : Bir sırtlanın özelliklerine sahip ve esas olarak böceklerle özellikle termitlerle beslenen güney ve doğu afrika yerlisi çizgili memeli. Etçiller (carnivora) takımının, sırtlangiller (hyaenidae) familyasından, 80 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, bütün sırtı boyunca uzanan bir yelesi olan, kuzey afrika'da yaşayan bir tür. Yeleli sırtlan.

A protein : Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri. A proteini.

Abiotic factor : Abiyotik faktör. Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen, iklim faktörleri, toprağın özellikleri ve suyun kimyasal yapısı gibi faktörler. Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen iklim faktörleri, toprağın özellikleri, suyun kimyasal yapısı gibi faktörler.

 

Oceanic : Okyanus. Okyanussal. Okyanusta bulunan. Okyanus gibi. Okyanus ile ilgili. Okyanusla ilgili. Okyanusa ait.

Aardvark : Karınca yiyen. Yerdomuzu. Borudişli. Damarlı dişliler (tubulidentata) takımının, yer domuzugiller (orycteropodidae) familyasından, 100 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, afrika'da kazdığı inlerde yaşayan bir tür. Yer domuzu.

A cells : Alfa hücreleri. A hücresi. Pankreasın langerhans adacıklarında glukagon salgılayan, içlerinde özel boyalarla boyanan, fevkalade parlak, alkolde çözünmeyen, kırmızı renkli granüller bulunan, az sayıdaki hücre. a hücreleri. hipofiz bezinin ön lobunda (pars distalis) yer alan, içlerinde asidofil granüller taşıyan, boyayı emen, büyüme hormonunu salgılayan bez hücreleri. asidofil hücreler. 3.mayalarda eşeyli üreme sırasında a hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre.

Abacus bodies : Dişteki odontoblast hücrelerinde içleri muntazam dizilmiş kalsiyum granülleri ve kollagen öncülerini içeren golgi kesecikleri. Abacus cisimcikleri.

Abambulacral area : Abambulakral bölge. Derisi dikenlilerin tüp ayak taşımayan ve genellikle madreporitin de yer aldığı vücut bölgesi.

Acacia : Salkım ağacı. Akasya sakızı. Arap zamkı. Mimoza. Küstüm otugiller (mimosaceae) familyasından, parçalı yapraklı, sarı çiçekli, çanak ve taç yaprakları 4-5 parçalı, park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, ülkemizde doğal olarak yayılış gösteren çalı ya da ağaç formundaki bitkiler. Akasya.

Pelagic synonyms : a cell, abiotic environment, a site, aardvarks, abductor muscle, abramis zone, abo blood groups system.

Pelagic ingilizce tanımı, definition of Pelagic

Pelagic kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Applied especially to animals that live at the surface of the ocean, away from the coast. Of or pertaining to the ocean.