The open sea türkçesi The open sea nedir

The open sea ile ilgili cümleler

English: After the wind has stopped, let's sail the boat off to the open sea.
Turkish: Rüzgar durduktan sonra, tekneyle açık denize yelken açalım.

The open sea ingilizcede ne demek, The open sea nerede nasıl kullanılır?

The : Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belgili tanımlık. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır.

Open : Ferah. Fora etmek. Kısık olmayan (ses). Açık (kapı). Bilgisayar, gitar alanlarında kullanılır. Açmak. Geniş. Yarılmak. İçten. Dürüst.

Sea : Dalga. Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı tuzlu su kütlesi. Denizle ilgili. Yerkabuğunun çukur kesimlerini dolduran, bağlı olduğu anadenize göre daha az derin, karasal sahanlıkları daha yaygın ve karaların etkisine çokça açık tuzlu su alanları. Deniz. Okyanus. Umman. Derya.

The open : Açıklık. Açık turnuva. Açık deniz. Açık hava. Açık yer.

The open bridges : Açık köprüler. Ürdün nehri üzerine iki köprü inşa etmek suretiyle yaratılan ürdün israil ve batı şeria arasındaki bağlantı.

Open sea : Açık deniz. Okyanus veya denizlerin karasuları dışında kalan kıyıdan uzak bölgesi. Açık. Alarga. Kara sularının dışında hiçbir devletin egemenliğinde olmayan denizler. Denizin kara ile çevrilmiş olmayan tarafı.

 

The open bridges policy : Ürdün nehri üzerine iki köprü inşa etmek suretiyle yaratılan ürdün israil ve batı şeria arasındaki bağlantı konusundaki politika. Açık köprüler politikası.

Under the open sky : Açık havada. Gök kubbe altında.

In the open : Malum. Açık. Açıkta. Gizli kapaklı değil. Bilinen. Ortada. Meydanda. Açık havada. Saklı değil.

Open search : Arama aç.

İngilizce The open sea Türkçe anlamı, The open sea eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak The open sea ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Offshore : Yabancı ülkeden. Kıyıdan uzakta. Denizlerin kıyıdan uzak bölümü. Kıyıdan esen. Kıyıdan denize doğru. Kıyıdan uzak. Denizde. Açıklarında. Kıyıdan (deniz yönünde) açıkta bulunan.

Ocean going : Okyanusta işleyen. Okyanusa uygun. Uzak yol.

Seagoing : Açık denizlerde seyre uygun. Açık denize çıkmaya elverişli. Açık denize çıkmaya elverişli (gemi). Açık denize giden (gemi). Açık denize uygun.

Blue water : Mavi su. Derin sular.

Open sea : Alarga. Kara sularının dışında hiçbir devletin egemenliğinde olmayan denizler. Okyanus veya denizlerin karasuları dışında kalan kıyıdan uzak bölgesi. Denizin kara ile çevrilmiş olmayan tarafı. Açık.

Offing : Engin.

Offings : Engin.

Ocean : Okyanus denizi. Derya. Okyanus. Anadeniz. Umman. New jersey eyaletinde yerleşim yeri.

High seas : Herhangi bir ülkenin egemenliğinde olmayan sular. Enginler. Hukuk, uluslararası ilişkiler alanlarında kullanılır. Açık sular. Açık denizler.

The open : Açık yer. Açık hava. Açık turnuva. Açıklık.

The open sea synonyms : deep sea.