Open sea türkçesi Open sea nedir

  • Açık.
  • Açık deniz.
  • Denizin kara ile çevrilmiş olmayan tarafı.
  • Alarga.
  • Kara sularının dışında hiçbir devletin egemenliğinde olmayan denizler.
  • Okyanus veya denizlerin karasuları dışında kalan kıyıdan uzak bölgesi.

Open sea ile ilgili cümleler

English: After the wind has stopped, let's sail the boat off to the open sea.
Turkish: Rüzgar durduktan sonra, tekneyle açık denize yelken açalım.

Open sea ingilizcede ne demek, Open sea nerede nasıl kullanılır?

Open : Kısık olmayan (ses). Geniş. Açık (kapı). Genişletmek. Yarılmak. Fora etmek. Bildirmek. Açık. Hiçbir perdeye basılmaksızın tellerin açık bırakıldığı veya tüm tellerin herhangi bir perdeden tek parmakla kapatıldığı durumlarda bile sık kullanılan akorların elde edilebildiği akortlama biçimi. Bilgisayar, gitar alanlarında kullanılır.

Sea : Deniz. Okyanus. Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı tuzlu su kütlesi. Derya. Denizle ilgili. Dalga. Yerkabuğunun çukur kesimlerini dolduran, bağlı olduğu anadenize göre daha az derin, karasal sahanlıkları daha yaygın ve karaların etkisine çokça açık tuzlu su alanları. Umman.

Open search : Arama aç.

Open season : Avcılığa izin verilen zaman. Açık sezon. Av mevsimi. Av sezonu.

The open sea : Açık deniz. Engin deniz.

 

Open a bank account : Bankada hesap açmak. Banka hesabı açmak.

İngilizce Open sea Türkçe anlamı, Open sea eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Open sea ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bleakish : İçi karartıcı. Korunmasız. Örtüsüz. Bunaltıcı. Üzüntü verici. Meydanda. Çıplak.

Bare : Yalın. Süssüz. Gözle görülür hale getirmek. Çıplak. Açılmak. Boş. Açmak. Açığa çıkartmak. Soymak.

Seagoing : Açık denize uygun. Açık denize çıkmaya elverişli. Açık denizlerde seyre uygun. Açık denize giden (gemi). Açık denize çıkmaya elverişli (gemi).

Avowed : Beyan edilmiş. Belli. Bariz. Açıkça ilan edilmiş olan.

Bares : Açmak. Açılmak. Gözle görülür hale getirmek. Soymak. Açığa vurmak. Çıplak. Çıkarmak.

Offshore : Ofşor. Kıyıdan (deniz yönünde) açıkta bulunan. Denizlerin kıyıdan uzak bölümü. Kıyıdan denize doğru. Açıklarında. Kıyıdan esen. Yabancı ülkeden. Dış. Yabancı.

Bawdies : Açık saçık. Seksle ilgili. Müstehcen. Fuhşiyata dair. Sekse ilgi. Terbiyesiz.

Barer : Tüysüz. Sade. Çıplak. Bomboş. Yapraksız. Tamtakır. Azıcık. Yalın. Daha çıplak.

Apparent : Görünüşteki. Kolaylıkla görülür. Görünüşte olan. Belirgin. Aşikar. Görünüşte. Görünür. Anlaşılır. Ortada. Bariz.

Blue water : Derin sular. Mavi su.

Open sea synonyms : the open sea, above board, blankest, ocean going, offing, ocean, offings, barest, deep sea, the open, blanker, aperture, keep away, aboveboard, high seas, bawdy, apparentness, aboveground.