Deep türkçesi Deep nedir

  • Dip.
  • Karanlık.
  • Karmaşık.
  • Koyuluk.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Tok (ses).
  • Deniz.
  • Derinlik.
  • Derin.
  • İktisadi çevrimdeki daralmanın en alt noktaya ulaşması, diğer bir ifadeyle daralmadan tekrar genişlemeye geçisi yansıtan dönüş aşaması. krş. doruk.
  • Yoğun.
  • Karışık.
  • Dalgın.
  • Ciddi.
  • Aşırı.

Deep ile ilgili cümleler

English: After the earthquake, people stared into the deep hole in the ground in surprise.
Turkish: Depremin ardından, insanlar şaşkınlıkla yerdeki derin çukura baktılar.

English: Ali acted happy, but deep inside he was sad.
Turkish: Ali mutlu gibi davranıyordu fakat derinlerde üzgündü.

English: A great ship needs deep waters.
Turkish: Büyük bir gemi derin sulara ihtiyaç duyar.

English: Ali and Mary waded out into the deep water.
Turkish: Ali ve Mary derin suyu yürüyerek geçti.

English: After a deep sleep I feel very good.
Turkish: Derin bir uykudan sonra çok iyi hissediyorum.

Deep ingilizcede ne demek, Deep nerede nasıl kullanılır?

Deep acid etching : Asitli derin dağlama.

Deep blue : Koyu mavi. Masmavi.

Deep breath : Derin nefes.

Deep brown : Koyu kahverengi.

Deep case : Kalın doku. Derin kabuk.

Deep concern : Derin kaygı. Büyük endişe.

Deep drawing : Derin sıvama. Derin çekme.

Deep down : Bilincinin derinliklerinde. Kalbinin derinliklerinde. İçinde. Duygularının derinliklerinde. Yüreğinde. Yüreğinin derinliklerinde. Beyninin derinliklerinde. Aslında. Esasında. Düşüncelerinin derinliklerinde.

 

Deep draw : Derin çekmek.

Deep dish pie : Meyveli pay.

İngilizce Deep Türkçe anlamı, Deep eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Deep ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Crass : Hissiz. Duygusuz. Aptal. Kaba. Densiz. Galiz. Dangalak (argo terim). Dangalak. Ahmak.

Capital : Tecimsel bir kuruluşa ilişkin varlıkların tümü. varlıklar toplamından borçlar düşüldükten sonra geriye kalan katkısız varlık. Kapital. Başmal. Coğrafya, iktisat, tarih, ekonomi, sosyoloji alanlarında kullanılır. Kar. Önemli. Cezası ölüm olan. Kusursuz. Mühim. Ölüm.

Abstracted : Ayrılmış. Zihni meşgul. Soyutlanmış. Düşünceli.

Fervid : Gayretli. Hiddetli. Tutkulu. Ateşli. Hırslı. İhtiraslı. Atılgan. Şiddetli. Ateş gibi.

As black as pitch : Zifiri karanlık. Kapkara. Kapkaranlık. Zifir gibi. Zift gibi. Kömür gibi kara. Çok koyu renkli. Kör karanlık. Simsiyah.

Labyrinthic : Labirent gibi. Çapraşık. Labirentik. Dolaşık.

Clouded : Gölgeli. Bulutlanmış. Tartışma yaratan. Bulutlu. Bulanık. Belirsiz. Lekeli. Tartışmalı. Donuk.

 

Checkered : Kareli. Baklavalı. Ekoseli. Kabarıntılı desenli. Ekose. İnişli çıkışlı. Değişik olaylarla dolu. Damalı. Karelerle süslenmiş.

In disarray : Belli bir düzeni olmayan. Karman çorman. Düzensiz.

Absentminded : Boş kafalı. Şaşırmış. Kafası karışmış (aklını kaçırmış).

Deep synonyms : busier, profoundness, a pass through certificate, depths, consistencies, main, anarchial, background, earnest, breakneck, acutes, darkness, contemplative, acutest, demure, deep rooted, blue, depth, absenting, befuddled, consistence, grave, brines, cogitative, forbidding, busy, crazier, encyclopediac, perspective, plummier, involuted, bluest, absent minded.

Deep zıt anlamlı kelimeler, Deep kelime anlamı

Shallow : Sığlaşmak. Yüzeysel. Sığ yer. Üstünkörü. Sığlık. Düzlemek. Derin olmayan. Basit. Sığ. Derine inmeyen.

Superficial : Superfisyal. Derin olmayan. Dış. Yüzeysel. Yüzeyde olan. Üstünkörü. Sathi. Sığ. İki boyutlu.

Deep ingilizce tanımı, definition of Deep

Deep kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Deeply. Far to the bottom. Extending far below the surface. That which is deep, especially deep water, as the sea or ocean. A great depth. With depth. Having a certain depth. An abyss. As, a deep sea. Profoundly. To a great depth. Far down. Of great perpendicular dimension (measured from the surface downward, and distinguished from high, which is measured upward).