Rosin türkçesi Rosin nedir

  • Reçine (katı).
  • Reçine sürmek.
  • Kalofan.
  • Reçinelemek.
  • Reçine.
  • Kolofan.
  • Kolofan reçine.

Rosin ingilizcede ne demek, Rosin nerede nasıl kullanılır?

Rosinante : Bitkin at. Aşırı yorgun at.

Rosined : Reçinelenmiş. Reçine sürmek. Reçine uygulanmış veya sürülmüş. Reçinelemek.

Rosines test : Safra renkli maddelerin varlığını belirlemede kullanılan bir deney. Rosin deneyi.

Rosiness : Pembelik. Gül pembesi olma.

Rosining : Reçine. Kolofan reçine. Kolofan. Reçine sürmek. Reçinelemek. Kalofan. Reçine (katı).

Kerosine : Kerosin. Gazyağı. Parafin. Gaz.

Acrosin : Akrozin. Dölleme esnasında ovumun zona pellucida tabakasının delinip geçilmesine yardımcı olan sperm başının ön tarafında bulunan tripsin benzeri bir enzim. Akrosin.

L tyrosine : Sentetik bir amino asit. L-tirozin.

Rosins : Kolofan reçine. Kolofan. Reçinelemek. Reçine (katı). Reçine. Reçine sürmek. Kalofan.

Aerosinusitis : Hava basıncındaki değişiklikler nedeniyle oluşan sinüsler iltihabı. Aerosinüzit. Hava sinüziti.

İngilizce Rosin Türkçe anlamı, Rosin eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Rosin ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Damar : Ağaç reçinesi. Kansas eyaletinde şehir. Vernik ve yağlıboya yapmak için kullanılan sert reçine.

 

Resins : Sakız. Çamsakızı.

Rosined : Reçine uygulanmış veya sürülmüş. Reçinelenmiş.

Synthetic resin : Yapay reçine. Sentetik reçine.

Gum : Yapıştırıcı. Sakız. Yapıştırmak. Pıhtılaşmak. Zamklamak. Dişeti. Çiklet. Çapak. Reçine (çam reçinesinden başka herhangi bir).

Rub : Sürmek. Ovalama. Klişe çıkarmak. Sürtünme. Zımparalamak. Ovma. Kazımak. Geçinip gitmek. Sürtmek. Ovuşturmak.

Resinous : Çıralı. Sakızlı. Reçineli. Resinöz. Reçine özelliğinde olan.

Organic compound : Canlı maddeden eldi edilen bileşik. Canlı organizmanın özelliklerini gösteren ve karbon kapsayan bileşikler. Organik bileşik.

Rosin synonyms : east india kino, natural resin, kino gum, malabar kino, rosins, rosining, colophony, resin, gamboge.

Rosin ingilizce tanımı, definition of Rosin

Rosin kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The hard, amber-colored resin left after distilling off the volatile oil of turpentine. To rub with rosin, as musicians rub the bow of a violin. Colophony.