Rubescence türkçesi Rubescence nedir
- Kızarma özelliği.
- Kızarıklık.
- Kırmızılaşma vasfı.
- Kırmızılık.
Rubescence ingilizcede ne demek, Rubescence nerede nasıl kullanılır?
Erubescence : Erubesans.
Rubescent : Kırmızıya dönen. Kızaran. Kırmızılaşan. Kızartılı. Kızarık.
Erubescent : Kızaran. Yüzü kızaran. Kırmızı olan. Kızarmış. Kırmızı.
Erubescite : Erübesit. Erubesit.
İngilizce Rubescence Türkçe anlamı, Rubescence eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Rubescence ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Floridity : Çiçeklerle kaplı olma özelliği. Çok süslü olma. Kızıllık.
Chilblain : El veya ayak parmağındaki şişkinlik (soğuktan dolayı). Şişlik. Soğuktan el ve ayaklarda oluşan kızarıklık. Soğuktan meydana gelen şiş. Soğuk şişliği. Mayasıl.
Floridness : Süslülük. Cafcaflılık. Gösterişlilik.
Dormancy : Uyku. Dinlenme. Tohumun ana bitkiden ayrılıp çimleninceye kadar geçen, embriyonik faaliyetlerin sıfıra yakın olduğu dönem. bitkilerde ışık, ısı ve su gibi maddelerin yetersiz olduğu dönemlerde gelişmelerini yavaşlattıkları ya da durdurdukları dönem. Uyku hali. Uyuşukluk. Hareketsizlik. Dormansi. Metabolizmanın çok yavaşlatıldığı sakinlik ya da istirahat durumu.
Estivation : Bazı hayvanların çok sıcak yaz günlerini uyku veya uyuşukluk arasında bir dinlenme halinde geçirmesi, estivasyon. Çiçek tomurcuğundaki taçyaprak ve sefallerin dizilişi. Yaz aylarında hareketsiz veya pasif olma durumu (zooloji). Yaz mevsiminin belirli bir yerde geçirilmesi (ayrıca aestivation). Yaz uykusu. Estivasyon. Bazı hayvanların çok sıcak yaz günlerini uyku ya da uyuşukluk arası bir dinlenme halinde geçirmesi. estivasyon. Yaz aylarında bazı hayvanlarda görülen uyuşukluk. Yaz mevsimini geçirme.
Inactiveness : Ağrı bir şekilde hareket etme durumu. Halihazırda kullanılmama durumu. Etkin olmama durumu. Durgunluk. Pasiflik. Tembellik. Durağanlık. Aktif olmama durumu. Hareketsizlik.
Dormant : Uykuda. Sönmüş (yanardağ). Sabit. Uyuşuk. Uyku halinde. Hareketsiz. Etkin olmayan. Keşfedilmemiş. Uyuyan. Etkisiz.
Quiescency : Uyuşukluk. Uyku hali. Sessizlik.
Erythema : Ciltte kızarıklık yapan ışın miktarı. Ciltte kızarıklık. Eritem. Derinin kızarıklığı, doku boşluklarına giren alyuvarlara bağlı olarak yangı sırasında oluşan kızarıklık, kızartı. hiperemiden ileri gelen büyük, geniş sahalara yayılan lekeler. Deri kızarıklığı. İltihaptan kızarma. Deri üzerinde oluşan kızarıklık, kızartı. Kızartı.
Slumber : Uyuma. Hafif uyumak. Pinekleme. Hafif uyku. Uyuklama. Uyku. Pineklemek. Uyuklamak. Uyumak.
Rubescence synonyms : puberty, rubicundity, rash, adolescence, blotch, ruddiness, flushness, inactivity, inactive, inaction, redness, aestivation, sanguineness, time of life, blotches, hibernation, blotching.
Rubescence zıt anlamlı kelimeler, Rubescence kelime anlamı
Active : Enerjik. Bilgisayar, fizik, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Aktif. Faal. Canlı. Etkin. Üretken. Muvazzaf. Çalışkan. Etken.
Action : Yangıyla ilgili olaylarda; akyuvarların uygun koşullar altında yapılarındaki miyozin ve aktin gibi kontraksiyonu sağlayan proteinleri vasıtasıyla etkin olarak damarlardan dışarı çıkma hareketi veya bu hareketi gösterebilme gücü, lokomosyon. bir yerden diğer yere gitme hareketi veya bu hareketi gösterebilme gücü. atın bacaklarının hareketi. Yapılan şey. Devinme. Eylem: bir iş, hareket yapmak, bir davranışta bulunmak. davranış: bir değişiklik getirebilecek etki uyandırabilecek düşünce ya da hareket. bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi; bu hareketten ortaya çıkan gelişim. baş olgu: oyunun temasını geliştiren başlıca olay, öykü, gelişim. sıra olaylar: bir oyunun metninde yer alan arka arkaya sıralanmış durumlar ve olaylar. iç aksiyon: oyunun havasını kuran gelişim. dış aksiyon: oyunun olaylarında var olan hareket ve durumların gelişimi. konuşma aksiyonu: oyunun konuşmalarında var olan devingenlik. oyunu ileriye götüren anlatımdaki itici güç. Yönetmenin oyunculara bir çevirimin başında verdiği komut; oyuna başlama komutu. Bir amaç çevresinde örüntülü işlevsel ve karmaşık bir edimler dizgesi. Yükselti. Bir film kuşağında sese karşı görüntü bölümünü belirtmekte kullanılan genel terim. tv. televizyon yayınında sese karşı görüntüyü belirtmekte kullanılan genel terim. Amel. Hareket biçimi.
Activity : Etkin olma durumu, bazı etkileri oluşturma yeteneği. ilaç veya zehirli maddelerin vücuda alındıktan sonra etkisini gösterme durumu, aktivite, ilaç molekülünün almaçları uyarma veya baskılama yeteneğinin bir ölçüsü. İnsanın, çevresiyle arasındaki ilişkileri kuran, düzenleyen ve denetleyen eylemleri. Yapılan işler. Hareketlilik. Gaz karışımında ya da sıvı çözeltide bulunan bir özdeğin etkin derişimi. bir ışınetkin özdekte birim zamandaki parçalanma sayısı. Eyleyim. Etkinlik. Hareket. İşlem. Eylem.
Rubescence antonyms : activeness.
Rubescence ingilizce tanımı, definition of Rubescence
Rubescence kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A reddening. The quality or state of being rubescent. A flush.

Bu kısımda Rubescence kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Rubescence ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Rubescence anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Rubescence ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.