Rubicon türkçesi Rubicon nedir

  • Wisconsin eyaletinde yerleşim yeri.
  • Rubicon nehri.

Rubicon ingilizcede ne demek, Rubicon nerede nasıl kullanılır?

Cross the rubicon : Geri dönülmeyecek bir şey yapmak. Dönüşü olmayan bir şey yapmak. Dönülmeyecek bir karar vermek.

Pass the rubicon : Dönüşü olmayan bir şey yapmak.

Rubicelle : Rubisel.

Rubicund : Kıpkırmızı yanaklı. Kolay kızaran. Al yanaklı. Kırmızı. Kırmızı suratlı. Al.

Rubicundity : Kızıl veya kırmızı bir renge sahip olma özelliği. Kızıllık. Kırmızılık.

Doxorubicine cardiotoxicity : Adriyamisin kardiotoksisitesi. Doksorubisin kardiyotoksisitesi.

Doxorubicin : Adriyamisin. Doksorubisin. Doksurubisin. Bir kemoterapötik ilaç.

Cherubic : Nur topu gibi. Masum yüzlü. Melek gibi.

Rubify : Kızartmak (cilt).

Rubies : Kırmızı. Yakut. Koyu kırmızı cam. Wisconsin eyaletinde yerleşim yeri. Saat taşı. Bir kadın ismi. Kırmızı şarap. Yakut rengi. Lal.

İngilizce Rubicon Türkçe anlamı, Rubicon eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Rubicon ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Contrast : Kontrastı olmak. Karşılaştırmak. Tezat oluşturmak. Zıtlık. Sertlik. Bir görünçlüğün doğadaki, filmdeki ya da görüntülükteki aydınlık ve karanlık bölümleri arasındaki başkalık, ilişki. Kıyas etmek. Karşıtlık. Öznel olarak özelikle, mekan ya da zaman içinde (aynı anda ya da art arda - gecikmiş-karşıtlık) yan yana duyumsal uyartılarda nicel ya da nitel bir karşı olma etkisi. Ortaya sürülen bir tutuma karşı olma durumu. bir anlamı daha iyi belirtebilmesi için kullanılan karşıt kavram.

 

Line : Doldurmak. Sahne yukarısındaki palangalar yoluyla sarkıtılıp çekilebilen, genellikle çelikten yapılmış halat. Sürütme oltaları. Bir sokaktaki yapıların, birbirine bakarak içerde ve dışarda yerleşmelerini önlemek, sokağa koşut ve sokaktan eşit uzaklıkta yer almalarını sağlamak üzere, önyüz çizgilerinin çakışması ya da koşut gitmesi istenen varsayımsal çizgi. İçini kaplamak. Oyun alanını sınırlamak, belirli ölçü ve bölgeleri göstermek amacıyla yapılan ayırıcı doğru. (genellikle kireçli su ile çizilir.). Kaplamak. Çizmek. Sıralamak. Satır.

Demarcation : Ayırma. Demarkasyon. Sınırını belirleme. Sınır. Çizgi. Sınır çizme. Hudut. Sınır çekme. Hudut çizme. Sınırlarını belirtme.

Dividing line : İki objeyi (alanlar saat dilimleri vs) birbirinden ayıran çizgi. Bölme hattı. Ara hattı. Ara hat. Ayırma çizgisi.

Point of no return : Dönüşü olmayan çekit. Geri dönülmez nokta. Geri dönülemez nokta. Dönüş sınır noktası. Dönüşü olmayan nokta. Geri dönülemeyecek nokta.

Rubicon ingilizce tanımı, definition of Rubicon

Rubicon kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A small river which separated Italy from Cisalpine Gaul, the province alloted to Julius Cæsar.