Rucks türkçesi Rucks nedir

Rucks ile ilgili cümleler

English: The street behind my house is too narrow for delivery trucks.
Turkish: Evimin arkasındaki sokak, dağıtım kamyonları için çok dar.

English: Pickup trucks are popular in North America, but not in Europe.
Turkish: Kamyonetler Kuzey Amerika'da popüler ama Avrupa'da değil.

English: The construction trucks are noisy.
Turkish: İnşaat kamyonları gürültülü.

English: Keep distance from trucks and other vehicles when driving.
Turkish: Araba sürerken kamyonlardan ve diğer araçlardan uzak durun.

English: A lot of people around here drive trucks.
Turkish: Buralarda birçok insan kamyon sürer.

Rucks ingilizcede ne demek, Rucks nerede nasıl kullanılır?

Rucksack : Sırt çantası. Arka çantası.

Rucksacks : Arka çantası. Sırt çantası.

Motortrucks : Yük taşımak için kullanılan motorlu kamyon.

Trucks : Bostan sebzesi. Değersiz eşya. Yük vagonu. Pılı pırtı. Direk şapkası (gemi). İlişki. Trampa. Takas. Değiş tokuş. El arabası.

Ruck up : Buruşmak. Kırışmak. Kırıştırmak. Buruşturmak.

Be struck : İsabet almak. Vurulmak.

Ruckus : Kargaşa. Karışıklık. Çıngar. Hengame. Gürültü. Şamata. Velvele. Patırtı. Kıyamet. Arbede.

Awe struck : Hayret kalmış. Ağzı açık kalmış. Hayran kalmış.

 

Ruck : Buruşmak. Kırışmak. Kırıştırmak. Örselenmek. Örselemek. Kırışıklık. Sıradan insanlar. Nal toplayanlar. Buruşturmak. Geride kalan atlar.

Awestruck : Korkmuş. Huşu içinde. Korkulu. Hayran kalmış. Meraklı. Dehşet içinde. Dehşete kapılmış.

İngilizce Rucks Türkçe anlamı, Rucks eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Rucks ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cockle : Dalgalandırmak. Delice. Bir tür midye. Tarak kabuğu. Küçük sandal. Kabuk (midye vb.). Küçük kayık.

Contort : Burmak. Burma. Saptırmak. Kıvırmak. Çarpıtmak. Eğme. Bükmek. Eğmek.

Bat the eyes : Flört etmek. Göz kırpmak. Kur yapmak. Elde etmeye çalışmak.

Flurry : İki ayağını bir pabuca sokmak. Heyecan. Sinirlendirmek. Heyecanlanmak. Telaşlandırmak. Sağanak. İki ayağını bir pabuca koymak. Telaşa düşürmek. Telaşlanmak. Ani canlılık.

Multitude : Kalabalık. Halk yığını. İzdiham. Çok sayı. Kat. Çokluk.

Throng : Toplanmak. Doldurmak. Kalabalık bir halde gelmek. Kalabalık halinde gitmek. Üşüşmek. Kalabalık bir halde toplanmak. Kalabalık bir halde gitmek. Kalabalık. Kalabalık bir halde beklemek. İzdiham yaratmak.

Disturbance : Bozukluk. Rahatsız etme. Doğrusal regresyon çözümlemesinde y ile x arasındaki gerçek ilişki modelinde, (a+bx) ile hesaplanan tahmini ana kitle değeriyle gerçek ana kitle y değeri arasındaki fark. Oynama. Üzüntü. Bozulma. Kargaşa. Fesat. Kayaçların bir kırık boyunca yerlerinden oynaması, dizilişlerinin bozulması. Hata payı.

Tumult : Heyecan. Dağdağa. Gürültü. Karışıklık. Kıyamet. Patırtı. Arbede. Hengame. Kargaşa. Kargaşalık.

 

Commotion : Zürzavar. Kargaşa. Heyecan. Velvele. Keşmekeş. Koşuşturma. Patırtı. Telaş. Karmaşa. Ayaklanma.

Contorts : Kıvırmak. Eğme. Burmak. Eğmek. Çarpıtmak. Saptırmak. Bükmek. Burma.

Rucks synonyms : crumple up, crumple, ado, crinkles, crease, corrugates, crisped, stir, ruction, contract, crumpled up, crinkle, crinkling, bunch, crinkled, corrugating, carry on, bunching, creases, rumpus, cockled, become wrinkled, herd, concourse, din, hustle, contorting, carry on with, crisp, fuss, bustle, corrugate.