Sömür nedir, Sömür ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Kömür.

Sömür ile ilgili Cümleler

  • Zimbabve bir zamanlar İngiliz sömürgesiydi.
  • Patronlar bazen işçilerini sömürürler.
  • Gazze dünyanın en aşırı kalabalık ve fakir sömürgelerinden biridir.
  • Bu sömürüdür!
  • Kıbrıs, bir İngiliz sömürgesiydi.
  • Bu sömürge 1700 yılında kuruldu.
  • Anne, sen bir sömürücüsün!
  • Sömürgenlere karşı niçin sesiniz çıkmıyor?
  • Öyle ironik ki, tüm zamanların en sömürgeci ülkelerden biri, Buenos Aires'i sömürgeci olmakla suçluyor.
  • Abd sömürgesi olduğundan beri Porto Riko'nun devlet başkanı Abd devlet başkanıdır ama Porto Riko sakinlerinin Abd devlet başkanlığı seçimlerinde oy kullanmasına izin verilmez.
  • Sömürge şimdiye kadar bağımsızlık ilan etmedi.
  • Antigua ve Barbuda eski İngiliz sömürgesidir.

Sömür ile ilgili Atasözü veya Deyim

duygu sömürüsü yapmak : istediğini yapmasını sağlamak amacıyla karşısındaki kişinin kendisine acımasını sağlamak.

Sömür anlamı, tanımı

Hastalık sömürüsü : Gerçek ya da uydurma hastalıklar yoluyla yarar ya da kazanç sağlama

Sömürebilme : Sömürebilmek işi.

Sömürebilmek : Sömürme imkânı veya olasılığı bulunmak.

Sömürge borç belgiti : Sömürge yönetimince çıkarılan borç belgiti.

Sömürge budunbilimi : Budunbilimin sömürgelerle Batılı sömürgeciler arasındaki sorunlara çözüm yolları arayan özel bir araştırma alanı.

 

Sömürtkon : Asık yüzlü, somurtkan.

Sömürtme : Sömürtmek işi.

Sömürtmek : Sömürtme işini yaptırmak.

Sömürü içmek : Ağız dolusu içmek, bir defada içmek.

Sömürü işbirlikçisi : Yabancı ortaklıklar hesabına iş sözleşmesi yapan yerli aracı.

Yarı sömürge : Marksist kuramda, resmi olarak bağımsız olmakla birlikte gerçekte emperyalist bir ülkeye bağımlı olan ve sömürülen ülke.

Yeni sömürgecilik : Gelişmiş ülkelerin, İkinci Dünya Savaşı sonrasında bağımsızlığını kazanan az gelişmiş ülkeler üzerindeki kontrollerini, iktisadi güçlerini kullanarak sürdürdükleri emperyalizmin dolaylı bir türü. Eski sömürgelerin ulusal bağımsızlıklarına kavuşması üzerine sömürgeci toplumların, açık siyasal egemenlik kurmaksızın, uluslararası ticaret ve ekin ilişkileri yoluyla bu toplumlar üzerindeki sömürülerini sürdürmeleri olgusu.

Duygu sömürüsü : Karşısındaki kişinin kendisine acımasını ve istediğini yapmasını sağlamak amacıyla sergilenen davranışlar bütünü.

Sömürge : Bir devletin kendi ülkesinin sınırları dışında egemenlik kurarak yönettiği ekonomik veya siyasal çıkarlar sağladığı ülke, sömürülen ülke, müstemleke, koloni.

Sömürgeci : Sömürgesi olan, sömürge elde etmek amacında olan kimse veya ülke, müstemlekeci, kolonyalist. Sömürgecilikle ilgili olan.

Sömürgecilik : Genellikle bir devletin başka ulusları, devletleri, toplulukları, siyasal ve ekonomik egemenliği altına alarak yayılması veya yayılmayı istemesi, müstemlekecilik, kolonyalizm.

 

Sömürgeleşme : Sömürge durumuna gelme, müstemlekeleşme.

Sömürgeleşmek : Sömürge durumuna gelmek, müstemlekeleşmek.

Sömürgeleştirme : Sömürgeleştirmek işi, müstemlekeleştirme.

Sömürgeleştirmek : Sömürge durumuna getirmek, sömürge yapmak, müstemlekeleştirmek.

Sömürgen : Sömürücü.

Sömürgenlik : Sömürgen olma durumu.

Sömürme : Sömürmek işi.

Sömürmek : Üretim araçları sahipleri, başkalarının emeğine ve onların yarattıkları değerlere el koymak. Dudaklarını yapıştırarak soluğu ile çekip içmek. Bir kimseden veya bir şeyden haksız ve sürekli çıkarlar sağlamak. Bir ulus veya devlet, diğer bir ulusun veya devletin doğal kaynaklarından, ekonomik değerlerinden çıkar sağlamak. Yiyecek içeceğin hepsini birden yiyip bitirmek, silip süpürmek.

Sömürü : Sömürme işi.

Sömürücü : Sömürüyü gerçekleştiren (kimse), sömürgen, istismarcı.

Sömürücülük : Sömürücü olma durumu.

Sömürülme : Sömürülmek işi.

Sömürülmek : Sömürme işine konu olmak.

Sömürüş : Sömürme işi.

Diğer dillerde Sömek anlamı nedir?

İngilizce'de Sömek ne demek ? : corncob