Sürük nedir, Sürük ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Azgın.

Sürülmüş.

Sürük ile ilgili Cümleler

  • Kadınları ömür boyu mutsuzluğa, çaresizliğe ve yıkımlara sürükleyen üç şey aşırı naz, kuru inat ve yersiz gururudur.
  • Akıntının kuvveti köprüyü sürükledi.
  • Seni buna sürüklediğim için üzgünüm.
  • Sabahleyin seni bu kadar erken yataktan dışarıya sürüklediğim için üzgünüm.
  • Ali bişeyler sürükledi.
  • “Kız kardeşini kötü yola sürükledi diye babası reddetmişti.”
  • Tekne denizde sürüklendi.
  • Tom'u yatağın dışına sürüklemek zorunda kaldım.
  • Beni buna sürükleme.
  • Seni buna sürüklememeliydim.
  • Rüzgar kumu sürükledi.
  • “Değişen, baş döndürücü bir hızla değişen değişiş iki ayakları topal olanları bile sürükler peşinden.”

Sürük ile ilgili Atasözü veya Deyim

arkasından sürüklemek : arkasından gelmesini sağlamak.

kötü yola sürüklemek : yasa dışı, uygunsuz veya hoşa gitmeyen bir yaşayış içine sokmak.

peşinden sürüklemek : birinin veya birçoklarının arkasından gelmesini sağlamak.

Sürük anlamı, kısaca tanımı

Sürü : Evcil hayvanlar topluluğu. Bir insanın bakımı altındaki hayvanların tümü. Birlikte yaşayan hayvan topluluğu. Yönlendirilebilen insan topluluğu

Sürükge : Kağnı fireni. (Yukarıdinek Şarkikaraağaç Isparta).

 

Sürükkü : Çiftçinin tohum ekerken tohumları kapatmak için arkasına taktığı yaş ağaç dalı.

Sürükleme ağları : Gemiye bağlı olarak deniz dibinde veya su içinde sürüklenen, genellikle mekanik olarak atılıp toplanan, torbasında su ürünlerini toplayan av araçları.

Sürükleme ilkesi : Bir ülke veya dünya ekonomisindeki büyümenin sürükleyici bir kesimin veya ülkenin büyümesine bağlı olması.

Sürükleme kuramı : Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği, Japonya ve Çin gibi dünya ekonomisinde büyük payı olan veya ödemeler dengesi fazla veren ülkelerdeki büyüme ve/veya genişletici politikaların dünyanın geri kalanındaki ülkelerde büyümenin motoru olacağını ileri süren kuram.

Sürüklenebilme : Sürüklenebilmek işi.

Sürüklenebilmek : Sürüklenme imkânı veya olasılığı bulunmak.

Sürüklenim : Bir nesne ile ağdalı bir akışkan, bağıl devinim içinde bulunduğunda nesnenin devinime karşı gösterdiği direnim.

Sürükleyebilme : Sürükleyebilmek işi.

Sürükleyebilmek : Sürükleme imkânı veya olasılığı bulunmak. Sürüklemeye gücü yetmek.

Sürükleyici kesim : İleriye doğru bağlantısı ve geriye doğru bağlantısı yüksek olan ve diğer kesimleri etkileyip yönlendiren kesim.

Sürükleyici sanayi : İleriye doğru bağlantısı ve geriye doğru bağlantısı yüksek olan ve diğer kesimleri etkileyip yönlendiren sanayi kesimi.

Sürükmek : Sürüklenmek. Sürülmek, uzaklaştırılmak, ayak altına düşmek, sürünmek.

Sürüktürmek : Sürüp çıkarmak.

Sürükleme : Sürüklemek işi.

Sürüklemek : Bir şeyi yerden kaldırmadan iterek veya çekerek götürmek. İlgi uyandırarak bırakamayacak duruma getirmek, çok ilgilendirmek. Bir kimseyi, bir işi yapmaya zorlamak. Akarsu alıp götürmek. İstekli olmayan birini bir yere götürmek, getirmek. Kötü bir duruma, sona doğru götürmek.

 

Sürüklendirme : Sürüklendirmek işi.

Sürüklendirmek : Sürüklenmesine yol açmak.

Sürükleniş : Sürüklenme işi.

Sürüklenme : Sürüklenmek işi.

Sürüklenmek : Sürükleme işi yapılmak veya sürükleme işine konu olmak. Tekne, akıntı ve rüzgârın etkisiyle gelişigüzel hareket etmek, ilerlemek veya yol almak. Kendi kendini sürüklemek. Bir iş, sonuçlanıncaya kadar boş yere gecikmelere uğramak.

Sürükletme : Sürükletmek işi.

Sürükletmek : Sürükleme işini yaptırmak.

Sürükleyici : Sürükleme niteliği veya gücü olan, dinamo. İlginin sürmesini sağlayan.

Sürükleyicilik : Sürükleyici olma durumu.

Sürükleyiş : Sürükleme işi.

Diğer dillerde Sürücü yeri anlamı nedir?

İngilizce'de Sürücü yeri ne demek ? : driver cab