Sına nedir, Sına ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Araba tekerleğinin çemberi.

Yaşıt, akran.

Sına ile ilgili Cümleler

  • Biz sınavdaki başarınız için endişeliyiz.
  • Sınava çalışmalıyım.
  • Sınavlarda başarı onun için bir şey ifade etmiyor.
  • Bu sınavı geçen birini biliyor musun?
  • Sınavlar gelecek hafta pazartesi günü başlayacak.
  • Bir sınavı geçtim ama diğerinde başarısız oldum.
  • Ali sınavı geçemeyecek.
  • O, sınavı geçmek için her türlü çabayı sarfediyor.
  • Sınavı geçmek istiyorsanız, ciddi bir şekilde çalışmalısınız.
  • Sınavı geçeceğini düşündüğüm arkadaş başarısız oldu.
  • Sınavı kaçırmak istemiyorum.
  • Sınav gerçekten zordu.
  • Öğretmen, sınavın muhtemelen karmaşık olacağı konusunda bizi uyardı.
  • “Evet, bir sınavdan geçeceksin. Ben de sınav amirin tayin edildim.”

Sına ile ilgili Atasözü veya Deyim

sınav vermek : sınavdan geçmek.

sınava çekilmek : birinin bilgisi ölçülmek.

sınava girmek : bir kimse, bir konu üzerindeki bilgisinin ölçülmesini sağlamak için yapılan yoklamada hazır bulunmak.

sınavda bırakmak : sınavda başarısız saymak.

sınavdan geçmek : sınava girmek girilen sınavda başarılı olmak.

Sına tanımı, anlamı

Ardışık sınama : (İstatistiksel sınamalar) Bir istatistiksel önsavın ardışık çözümleme yöntemleri kullanılarak yapılan anlamlılık sınaması. Örneğin ardışık olasılık oran sınaması

 

Bakışımlı sınama : [Bakınız: iki-yanlı sınama].

Bakışımsız sınama : [Bakınız: Tek-yanlı sınama].

Bartlett sınaması : (İstatistiksel sınamalar) Bağımsız olağan dağılım gösteren örneklemlerden elde edilen değişkelerin türdeş olup olmadıklarını anlamak üzere Bartlett'in önerdiği yaklaşık bir sınama.

Belge sınavı : Belge alarak okulla ilişkileri kesilen öğrencilerden bir üst sınıfa devam hakkını kazanmak isteyenlerin, bir yıl sonra resmi bir okulda girmek zorunda bulundukları sınav.

Bildik sınar : Anlak ölçerlerinde bireyin eğitim ve yetişme koşullarına bağlı olan ve ancak belli bir bilgi ve kavrayış düzeyine vardığında yanıtlayabileceği varsayılan sınar. bk. bilinmedik sınar.

Birleşmiş milletler sınai kalkınma örgütü : Sanayinin geliştirilmesi ve modernizasyonu için belli projelere finansman bulunması, yeni yatırımlar, mevcut tesislerin işletilmesi, beşeri kaynakların geliştirilmesi, teknoloji transferi ve bilimsel kadroların yetiştirilmesi gibi konuları kapsayan teknik yardımlarla az gelişmiş ülkelerin kalkınma sorunlarını uluslararası düzeyde çözümlemek amacıyla 1966 yılında kurulan ve merkezi Viyana olan Birleşmiş Milletler Örgütünün uzmanlık kuruluşlarından biri.

Bitirme sınavı : Belli öğretim basamaklarında bulunan okulları bitirme durumunda olan öğrencilerin, bir diploma ya da derece almak için girdikleri sınav.

Bölünmüş sınama yöntemi : [Bakınız: bölünmüş öğeler yöntemi].

Cochran sınaması : (İstatistiksel sınamalar) Bağımsız değişke kestirimleri kümesinin türdeş olup olmadığını saptamak için yapılan bir sınama. En büyük değişke kestiriminin tüm kestirimler toplamına oranı yardımıyla yapılır.

 

Dayanıklılık sınavı : Filmin dış etkilere karşı direncini ölçmek amacıyla yapılan deneyler.

Değişke oran sınaması : [Bakınız: F-sınaması].

Doktor sınaması : Ağırlıkların ölçülmesinden önce bütün yumrukoyuncularının yetkili bir doktorca muayene edilmesi.

Duncan sınaması : (İstatistiksel sınamalar) n sayıda ortalamanın ikili karşılaştırmalarını yapmak için geliştirilmiş bir anlamlılık sınaması.

Durbin watson sınaması : Durbin-Watson katsayılarından hareketle istatistiksel olarak hata terimleri arasında ilişkinin bulunup bulunmadığını anlamaya yarayan sınama yöntemi. (bağlanım çözümlemesi) Artıklar arasında özilişki olup olmadığını araştırmak için geliştirilmiş bir sınama.

Edimli sınar : Bir ölçerde parçalar, kesimler, görünüler gibi çeşitli gereçlerin bir araya getirilerek düzenlenmesini öngören başarganlık sınan.

En güçlü sınama : (İstatistiksel sınamalar) Önsavların yalın olduğu durumda, a-yanılgısının belli bir değeri için gücü en büyük yapan sınama.

En uygun sınama : (İstatistiksel sınamalar) Bir önsav sınamasında, gücü en büyük olan sınama.

F sınaması : (İstatistiksel sınamalar) Olağan dağılım gösteren evrenlerden çekilen iki örneklemin değişkelerinin oranına dayalı sınama, anlamdaş değişke-oran sınaması.

Fisher behrens sınaması : [Bakınız: Behrens-Fisher sınaması].

Geçerlik sınaması : Bir ölçme aracıyla elde edilen ölçümlerin, gerçekten ölçüm konusuna ilişkin ya da uygun olup olmadığını sınama işlemi.

Genel sınama : Alıcının, ışık kaynaklarının, sestopların devinimlerini, oyuncuların devinimlerine göre düzenlemek için yapılan ışıklı, giysili son sınama.

Gerçeklik sınama işlemleri : Bir gözlem yordamıyla elde edilen bilgileri, ikincil kaynaklara, içgerçekleme işlemine, usalırlık ölçütüne dayanarak ve sapmaları önleyici önlemler alarak en aza indirme yolları, bk. usasığar.

Gerçeklik sınaması : Herhangi bir eylem ya da çözümün gerçekler karşısında işe yarayıp yaramayacağını kestirmek için yapılan sınama.

Giriş sınavı : Birtakım orta dereceli okullar ile yüksek okul ve üniversitelere girmek isteyen öğrencilerin yetişme durumlarını, yetenek ve anıklıklarını saptamak amacıyla düzenlenen yazılı, sözlü ya da hem yazılı hem sözlü sınav. Herhangi bir tiyatroda oyuncu olarak çalışmak üzere yapılan sınav, ya da tiyatro okuluna oyuncu olmak için yapılan seçme sınavı.

Görgül sınama : İktisadi kuramların olaylarla sınanması.

Güvenirlik sınaması : Bir ölçme aracıyla elde edilen sonuçların süreğenlik ya da tutarlılık düzeyini araştıran sınama işlemi.

Ilımlı sınar : Bir tutum sürekliliğinin uç değerlerini oluşturan aşırı sınarlar arasında yer alan ortalama tutumlara ilişkin sınar.

Işık sınaması : Işıkların yerleştirilmesi, görünçlüğün gereklerine göre devindirilmesi, yeğinliklerinin düzenlenmesi amacıyla yapılan sınama.

İki yanlı sınama : (İstatistiksel sınamalar) Sınama örneklemdeğerine ilişkin dağılımın her iki ucundaki geri çevirme bölgeleri üzerinden yapılan sınama. Her iki uçtaki geri çevirme olasılıkları birbirine eşit alınırsa sınamanın bakışımlı olduğu söylenir.

İm sınaması : (İstatistiksel sınamalar) Niceliklerin imlerine göre yapılan anlamlılık sınaması.

İstatistiksel sınama : Evrendeğerli ya da evrendeğersiz önsav sınamalarına verilen genel ad. anlamdaş sınama.

İşlikte sınama : Sınama salonunda değil düzlükte yapılan, böylelikle oyuncuların ve uygulamanların, izlencenin gerçekleştirileceği yere göre hazırlanabilmelerini sağlayan sınama.

K sınaması : (İstatistiksel sınamalar) Bir dizideki eğilimi sınamak için yapılan dağılımdan bağımsız bir sınama.

Kayma sınaması : (İstatistiksel sınamalar) k sayıdaki örneklemde, bu örneklemlerden bir ya da birkaçının ötekilerden ayrı olduğu önsavma karşı ortalamaların türdeşliği için yapılan anlamlılık sınaması.

Kesin ki üstiki sınaması : (İstatistiksel sınamalar) Göze sıklıklarından en az birinin 5'ten küçük olduğu 2x2 çizelgelerinde bağımsızlık sınaması için kullanılan ki-üstiki yöntemi, anlamdaş Fisher-Yates sınaması.

Kolmogorov smirnov sınaması : (İstatistiksel sınamalar) Gözlenmiş değerlerden elde edilen birikimli dağılım işlevinin kuramsal dağılım işlevine uygunluğunu araştıran sınama.

Konulu algılama sınarı : İlk biçimiyle özcel tanı aracı olarak kullanılan ve bireye konulu görünüler sunarak bu uyaranlar çerçevesinde kurduğu imgeler ve tasarladığı öykülerle kişiliğini ya da tutumunu açığa vurmasını sağlayan çıkarıma yordam, bk. görünülü yordam.

Koşullu sınama : (İstatistiksel sınamalar). Sınama örneklemdeğerinin dağılımı bilinmeyen bazı değiştirgeler içerdiğinde uygulama güçlüğünü gidermek amacıyla örnekleme dağılımına kısıtlamalar getirerek yapılan anlamlılık sınaması.

Köşe sınaması : (İstatistiksel sınamalar) İki olasılıksal değişken arasındaki birlikteliğin çizgesel anlatımında eksenler arasında kalan alanların her birindeki öğelerin dışlanmasına dayalı bir sınama.

L sınaması : (İstatistiksel sınamalar) Bir örneklem değişkeleri kümesinin türdeşliğini araştırmak amacıyla yapılan olabilirlik oranlarına dayalı sınama.

Mann whitney sınaması : (İstatistiksel sınamalar) Sıralı özelliklere dayalı iki örneklemin, dağılımdan bağımsız türdeşlik sınaması.

Nesnel sınav : Değerlendirici durumda olan kimselerin özel kanı ya da yargılarının hiç bir biçimde sonucu etkilemediği ve değerlendirici sayısı çok olsa bile değişik sonuçlar elde etmenin söz konusu olmadığı sınav türü.

Olabilirlik oran sınaması : (İstatistiksel sınamalar) İki olabilirlik işlevinin oranına dayalı bir sınama, anlamdaş olasılık oran sınaması.

Olağanlık sınaması : (İstatistiksel sınamalar) Bir gözlemler kümesinin, olağan dağılım gösteren bir evrenden rasgele örneklemeyle elde edilip edilmediğini anlamak için kullanılan sınama.

Olasılık oran sınaması : [Bakınız: olabilirlik oran sınaması].

Olgunluk sınavı : Liseyi bitirip de yüksek öğrenim yapmak isteyenlerin akademik olgunluğunu anlamak için düzenlenen ve uygulanan sınav.

Ortanca sınaması : İki değişken arasındaki birlikteliğin çizgesel sınaması. Bu sınama, değişkenlerin ortancalarından geçen eksenlerin artı yanına düşen gözlem ikililerinin sayısına göre yapılır.

Önsav sınaması : (İstatistiksel sınamalar) Bir önsavı geri çevirip çevirmeme için verilen kural da yöntem.

Örneğin sınanması : Yazışmalı soruşturuda soru çizinliğini yanıtlayarak geri göndermeyenlerin örnekte yaratabileceği yanlılığın denetlenmesi.

Pitman sınamaları : (İstatistiksel sınamalar) İki örneklem ortalaması arasındaki çıkarımı ya da birkaç örneklem ortalamasının türdeşliğini sınamak için geliştirilmiş sınamalar. Bu sınamalar dağılımdan bağımsızdırlar.

Quenouille sınaması : (Zaman dizileri) Bir özbağlanımsal örnekbiçimin bir zaman dizisine uyumunu incelemede kullanılan bir uyum iyiliği sınaması.

Satış etkililiği sınaması : Pazarlamada kullanılan bir araç veya tekniğin ne kadar etkili olduğunu saptamak için yapılan sınama.

Ses sınaması : Ses niteliğinin saptanması için yapılan sınama.

Sınah : Denenmiş.

Sınai haklar : Buluş, ticari marka, ticaret ve hizmet markaları, ticaret unvanı ve işletme adı, köken imi, endüstriyel tasarım gibi fikir ürünlerine ulusal ve uluslararası yasalara dayanarak verilen koruma hakkı.

Sınai yapı çözümlemesi : Bir bölgeye ilişkin en uygun kalkınma projelerini belirleyebilmek için, farklı sanayi etkinliklerinin çeşitli bileşimlerinin maliyet üstünlüklerini öngörmeye yönelik çözümleme.

Sınak : Denenmiş.

Sınaka : Atasözü.

Sınakalı : Deneyi yapılmış, denenmiş.

Sınama etkeni : Çokdeğişken çözümlemesinde sağlanıklığı sınanan bir bağıntıdan sorumlu olabileceği tasarlanan ve etkileri çıkarılan değişken.

Sınama katsayısı : [Bakınız: etken yükü].

Sınama oyunluğu : Sınama çalışmalarını kolaylaştırmak amacıyla, gereksiz ayrıntılardan arınmış, söyleşmeleri, devinimleri, yeri, zamanı belirten oyunluk çeşidi.

Sınama örneklemdeğeri : (İstatistiksel sınamalar) İstatistiksel bir önsavı sınamak için kullanılan bir örneklemdeğer. Örneğin, ki-üstiki örneklemdeğeri.

Sınama salonu : Düzlükte çalışılmadığı vakit sınamaların gerçekleştirildiği salon.

Sınama sorusu : Yanıtlayıcıların belli sorulara verdikleri yanıtların dürüstlük düzeylerini saptamak üzere sorulan dolaylı ve olgusal yoklama sorusu.

Sınama ve yanılma : Yeni sorunlar ve durumlar karşısında düşünme, plan yapma ve yöntemli biçimde hareket etme yerine denemelere girişerek çözüm ve uyma yolları arama davranımı.

Sınama ve yanılma yoluyla öğrenme : Yeni öğrenme durumları karşısında öğrencinin, başarılı sonuç alıncaya, ya da hoşnut oluncaya değin kimi tepkileri hemen hemen rasgele yinelemesi ve sınaması temeline dayalı öğrenme.

Sınama yanılma öğrenmesi : Deneğin nasıl çözümlenebileceği konusunda bilgi ve becerisi bulunmadığı bir sorun ya da durum karşısında, türlü davranışları deneyerek çözüme yaramayanları bir yana bırakıp yararlı ve etkili olanları seçmeyi öğrenmesi.

Sınama yeniden sınama güvenirliği : Bir testin kısa bir aralıkla aynı kümeye iki kez uygulanmasından elde edilen puanlar arasındaki bağlılaşma.

Sınama yeniden sınama yordamı : Bir ölçme aracının, aynı evrene ardı ardına iki kez uygulamasıyla elde edilen ölçümler arasındaki bağıntıya bakarak güvenirliğini sınama, bk. güvenirlik kestirim yolları.

Sınamah : Denemek, sınamak.

Sınamamış : Tecrübesiz.

Sınanabilme : Sınanabilmek işi.

Sınanabilmek : Sınanma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Sınanan : Tütün yaprağı, pastal.

Sınangı : Deneme, deney. Deney.

Sınangılı : 1.Denenmiş, denemeden geçmiş 2.Denemiş, bilgili, tecrübeli. Deneyi yapılmış, denenmiş.

Sınangın : Denenmiş, denemeden geçmiş. Denemiş, bilgili, tecrübeli. [Bakınız: sınangılı].

Sınangi : Deneme, deney.

Sınangu : Deneme, deney.

Sınangul : Denenmiş, denemeden geçmiş.

Sınangullu : Denemiş, bilgili, tecrübeli.

Sınangulu : Denenmiş, denemeden geçmiş.

Sınanğı : Deneme, deney.

Sınanğılı : Denenmiş, denemeden geçmiş.

Sınanğın : Deneme, deney.

Sınanmış : Yaşlı, büyük: Sınanmış ağaç kesmek günahtır.

Sınap : 1.Dolandırıcı. 2.Söz dinlemeyen, dikkafalı kimse. Küçük yapılı bir çeşit elma.

Sınar : 1.Akraba, yakın. 2.Eşdeğer, denk. 3.Sıra, dizi: Dağ sınarı çok hoştur. Benzer. Bir ölçüm boyutu ya da konusuna ilişkin çeşitli konum ya da dizilleri dile getiren ve ölçme araçlarını oluşturan sözcük, tümce, anlatım, ayrıç ya da işlemlerden her biri.

Sınar çözümlemesi : Bir ölçer ya da ölçeği oluşturan sınarların kendi aralarında ve tüm ölçme aracının verdiği toplam sayılla olan bağıntısını araştırma.

Sınar seçimi : Bir ölçeği oluşturmak üzere ölçüm boyutuna ilişkin olduğu saptanan çeşitli sınarlar arasında en uygun olanları yeğlemek üzere bir örnek evren ya da bir yargıçlar kümesinin değerlemelerine başvurarak ya da salt mantıksal çözümlemeler yoluyla yapılan ayıklama.

Sınardaş : Akran, emsal.

Sınarı : Aşağılık, bayağı, yoksul, akıl yoksulu. Kendisi gibi, benzeri, arkadaş, hemhâl, akran, emsâl.

Sınarlamak : Horlamak.

Sınarlanmak : Barınmak. Saklanmak, sığınmak.

Sınarlı değerleme ölçeği : Ölçüm konusu olan tutum, kanı ya da görüşün değişik konumlarını ya da dizillerini dile getiren çeşitli sözcük ve anlatımlar arasından seçmeler yapılmasını ya da uygun olanının belirtilmesini öngören değerleme ölçeği.

Sınaşık : Alışkın.

Sınaşmak : 1.Alışmak : Çocuk mektebe sınaştı. 2.Kullanmak. 3.Tanışmak, dost olmak. Karşılıklı kuvvet denemek. Birbirini denemek, karşılaşmak. Birbirini sınamak.

Sınaştırmak : Alıştırmak.

Sınat : 1.Sonbaharda bitkileri vuran soğuk. 2.Don vurma, don çalma.

Sınav denetimi : Bir okulda sınavların düzenlenmesi, yapılması, değerlendirilmesi ve sonuçlarının saptanması ile ilgili çalışmaların yönetmelik hükümlerine göre yürütülüp yürütülmediğini incelemeyi öngören denetim türü.

Sınav kurulu : Öğrencileri sınamakla görevli kimselerden oluşan kurul.

Sınav programı : Sınavların türünü, gününü, saatini ve yerini gösteren çizelge.

Sınavuç : Deneme, deney.

Sınayabilme : Sınayabilmek işi.

Sınayabilmek : Sınama imkânı veya olasılığı bulunmak.

Smirnov sınamaları : (İstatistiksel sınamalar) İki dağılım işlevinin türdeşliği için geliştirilen sınamalar.

Soğuk sınama : Oyuncuların her çekimdeki devinimleri yinelemesi, uygulamanların bu devinimleri izlemesi, yönetmenin bunlarla ilgili açıklama ve düzeltmeleri yapmasına dayanan sınama.

Sözlü sınar : Bir ölçek ya da ölçerde sözlü olarak yanıtlanması istenen sınar. bk. edimli sınar.

Sözlü sınav : Bir öğrencinin bilgi, yetenek ve beceri derecesini anlamak için soru-yanıt yönteminden yararlanılarak genellikle bir kurulca yapılan yoklama.

T sınaması : (İstatistiksel sınamalar) Küçük örneklemlerde anlamlılık sınamalarında kullanılan t-dağılımına dayalı sınama.

Tek sınama öğrenimi : (Guthrie) Belirli bir uyaranla sınanan ilk tepki arasında tam bir çağrışımsal bağın kurulması. (Skinner) Uyaranla tepkinin ilk birleştirilmesinde kullanılan pekiştiricinin aynı uyaran karşısında aynı tepkinin ortaya çıkması olasılığını arttırması.

Tek yanlı sınama : (İstatistiksel sınamalar) Sınama örneklemdeğeri dağılımının, yalnızca bir ucundaki geri çevirme bölgesi üzerinden yapılan sınama. anlamdaş bakışımsız sınama.

Tutarlı sınama : (İstatistiksel sınamalar) Örneklem büyüklüğü sonsuza gittiğinde gücü 1'e yaklaşan sınama.

Tutarlılık sınaması : Bir ölçme aracının, sınarlarının tümüne alınan yanıtların birbiriyle ve toplam ölçümle bağıntısına bakarak geçerliğini belgeleme.

Türkiye sınai kalkınma bankası : Sanayi başta olmak üzere yapılacak tüm özel kesim yatırımlarını desteklemek, yabancı ve yerli sermayenin kurulmuş veya kurulacak şirketlerine iştirak etmek ve sermaye piyasasının gelişmesine yardımcı olmak gibi amaçlarla Dünya Bankası'nın desteği, T.C. Hükümeti ve Merkez Bankası ile ticaret bankalarının işbirliği sonucu 1950 yılında kurulan, Türkiye'nin ilk özel yatırım ve kalkınma bankası.

Varsayım sınama : Gözlem ya da deney yoluyla varsayımda öngörülen ilişkinin varlığını ya da yokluğunu araştırma.

Varsayım sınayıcı araştırma : Bir varsayımdan yola çıkan, gözlem ya da deney yoluyla varsayımda dile getirilen ilişkiyi gerçekleyerek genelliklere varmaya çalışan araştırma.

Wald wolfowitz sınaması : (İstatistiksel sınamalar) Büyük örneklemler için, ortalama çevresinde ölçülen bir gözlem dizisi olmak üsere, örneklemdeğerine dayalı ve dağılımdan bağımsız bir sınama.

Wilcoxon sınaması : (İstatistiksel sınamalar) Sıralanmış iki örneklemin türdeşliğini araştırmak için dağılımdan bağımsız bir sınama.

Yanlı sınama : (İstatistiksel sınamalar) Karşıt önsav doğru olduğunda, yokluk önsavını geri çevirme olasılığının, yokluk önsavı doğru olduğu zaman geri çevirme olasılığından (birinci tür yanılgıdan) daha küçük olduğu sınama.

Yarı yıl ortası sınavı : Yarı-yıllık bir öğrenim döneminin birinci bölümünün sonunda yapılan sınav.

Z sınaması : Z-dağılımma dayalı bir anlamlılık sınaması. Çoğu kez değişke oranı sınaması ile aynı anlamda kullanılır.

Ara sınav : Üniversitelerde yarıyıl içinde yapılmış olan sınav, vize, vize sınavı.

Bütünleme sınavı : Okullarda başarısız olan öğrenciler için yapılmış olan ek sınav, bütünleme, ikmal imtihanı.

Eleme sınavı : Herhangi bir eğitim kurumuna başvuran istekliler arasından belli düzeyde başarı gösterenleri seçmek için düzenlenen sınav.

Engel sınavı : Yönetmeliklerde belirtilen özürleri nedeniyle herhangi bir sınava zamanında giremeyen öğrenciler için açılan sınav.

Muafiyet sınavı : Eğitimde veya herhangi bir dalda bilgi birikiminin yeterli olup olmadığının belirlenmesi için önceden yapılmış olan sınav.

Sınaat : Zanaat.

Sınai : Sanayi ile ilgili, endüstriyel.

Sınama : Sınamak işi, deneme, tecrübe.

Sınamak : Değerini anlamak, gerekli niteliği taşıyıp taşımadığını bulmak için birini, bir nesneyi veya bir düşünceyi yoklamak, denemek, tecrübe etmek. Bilgisini, yeteneğini, yeterliliğini veya niteliğini yoklamak, imtihan etmek.

Sınanma : Sınanmak işi.

Sınanmak : Sınama işine konu olmak.

Sınatma : Sınatmak işi.

Sınatmak : Sınama işini yaptırmak.

Sınav : Öğrencilerin veya bir işe girmek isteyenlerin bilgi derecesini anlamak için yapılmış olan yoklama, imtihan, test. Direnme, dayanışma, güç gerektiren, sonuçta bir deneyim kazandıran zor durum.

Sınayış : Sınama işi.

Vize sınavı : Ara sınav.

Yazılı sınav : Öğrencilerin ve değişik kurumlara alınacak kişilerin bilgi ve becerilerini yazılı olarak ölçmeyi amaçlayan sınav, yazılı, yazılı yoklama, yazılı imtihan.

Yeterlik sınavı : Devlet görevlisi olarak alınmada ve bu görevde yükselmede uygulanan sınav. Üniversitede doktora derslerini başarıyla tamamladıktan sonra doktora tezi alabilmek için girilen sınav.

Diğer dillerde Sıksayı ölçünü anlamı nedir?

İngilizce'de Sıksayı ölçünü ne demek ? : frequency standard