Sırıklamak nedir, Sırıklamak ne demek

  • Fasulye, domates vb. bitkilerin tutunması, dallarının desteklenmesi için yanlarına sırık dikmek, hereklemek.
  • Aşırıp götürmek, çalmak

Sırıklamak anlamı, tanımı:

Sırık : Değnekten uzun ve kalınca ağaç.

Fasulye : Bu bitkinin sebze olarak yararlanılan yeşil ürünü ve kuru tohumları. Fasulyegillerden, barbunya, çalı, ayşekadın, horoz vb. türleri bulunan bitki (Phaseolus vulgaris).

Domates : Patlıcangillerden, yaprakları tüylü, çiçekleri salkım durumunda, vitamince zengin bir bitki (Lycopersion esculentum). Bu bitkinin yenilen kırmızı veya yeşil ürünü.

Bitki : Bulunduğu yere kök vb. organlarıyla tutunan, çoğunlukla fotosentez sonucu yaşam için gerekli bileşenleri oluşturan, birçoğu spor veya tohum aracılığıyla döl vererek çoğalan bir veya çok yıllık, otsu, odunsu canlıların genel adı, nebat.

Tutunma : Tutunmak işi.

Destek : Bir birlik için sağlanan yardım veya koruma. Bir vektörü taşıyan sonsuz doğru. Maddi ve manevi yardımcı, dayanak. Bir şeyin yıkılmaması için konulan eğik veya düz dayak, payanda. Kredi işlemlerinde her an sarf edilebilecek kredi. Yardım. Üzerine bir şey oturtmaya, tutturmaya, koymaya yarar araç, bindi, hamil.

Dikmek : Bardak, kadeh, testi vb. kapların içindekini bir çırpıda, bir solukta içmek. Top vb.ni oyun alanında belirli bir yere koymak. Biçilmiş veya yırtılmış kumaş, deri, yara vb.ni iğneye geçirilmiş iplikle tutturmak. Yetiştirmek için bir bitkiyi toprağa yerleştirmek. Bir cismi dik olarak durdurmak. Yapı kurmak, inşa etmek. Beklemek için birini bir şeyin başına getirmek. Top, taş vb.ni dikine havaya atmak.

 

Herek : Asma, fasulye vb. sarılgan bitkilerin tutunması için yanlarına dikilen sırık, ispalya.

Götürmek : Dayanmak, katlanmak, tahammül etmek. Öldürmek. Taşımak, ulaştırmak veya koymak. Bir sonuca vardırmak. Herhangi bir yiyeceği tek başına ve hızlı bir biçimde yemek. Kaybolmasına, yok olmasına yol açmak. Yerinden ayırıp uzağa atmak veya yok etmek. Tümüyle sahip olmak. Bir kimseyi bir yere kadar yanında yürütmek. Haksız kazanç sağlamak, mal veya para sahibi olmak. Birinin yanında yürüyüp ona bir yere kadar arkadaşlık etmek.

Çalmak : Kumaşın bir parçasını kesmek. Vurarak veya sürterek ses çıkartmak. Bozmak, zarar vermek. Benzemek, andırmak. Atmak, çarpmak, vurmak. Zamanı boşa harcatmak, ziyan edilmesine yol açmak. Bir müziği dinlemeyi sağlayan aleti çalıştırmak. Ses çıkarmak, ses vermek. Madeni oymak, kalemle işlemek. Süpürmek, temizlemek. Başkasının malını gizlice almak, hırsızlık etmek, aşırmak. Üzerine sürmek.

Diğer dillerde Sırıklamak anlamı nedir?

İngilizce'de Sırıklamak ne demek? : (-i durum ekiyle kullanılan fiil)