Sardar türkçesi Sardar nedir

  • Komutan.
  • Serdar.
  • Resmi korsan.
  • (hindistan'da) lider.
  • Sih.

Sardar ingilizcede ne demek, Sardar nerede nasıl kullanılır?

Csardas : Yavaş başlayan hızlı ve fırtınalı sonu olan bir tür macar dansı (ayrıca czardas).

Sard : Kırmızı akik taşı. Bir tür kuvars.

Sardina : Sardalye.

Sardine : Sardalye balığı. Kemikli balıklar (teleostei) takımının, dişli sazangiller (cyprinodontidae) familyasından, güney avrupa, kuzey afrika ve yurdumuzun tatlı sularında yaşayan, 5-6 cm kadar uzunlukta, büyüklerine ateş balığı da denen, konservesi yapılan, eti lezzetli bir balık. Ateş balığı. Kırmızı akik taşı. Ateşbalığı. Sardalye. Sardalya.

Sardine can : İçerisinde yağ ve su içerisinde muhafaza edilmiş sardunya bulunan konserve. Sardunya konservesi.

Sardinians : Sardinyaca. Sardinyalı. Sardinya´ya özgü. Sardinya.

Sardine sandwich : Sardalyeli sandviç.

Sardinian warbler : Kuşlar (aves) sınıfının, ötücü kuşlar (passeriformes) takımının, ötleğengiller (sylviidae) familyasından, 14 cm kadar uzunlukta, sırtı kül rengi kara ya da kül rengi kahverengi, karnı beyaz olan, akdeniz memleketlerinde fundalık ve bahçelerde yaşayan, türkiye'de trakya, marmara ve ege sahillerinde bulunan, böcek, böcek larvaları ve meyve taneleri ile beslenen bir tür. karabaş küçük ötleğen. Maskeli ötleğen.

 

Sardinia : Ohio eyaletinde yerleşim yeri. Sardinya. Sardunya. Sardinya adası. New york eyaletinde yerleşim yeri.

Sardines : Sardalya. Ateşbalığı.

İngilizce Sardar Türkçe anlamı, Sardar eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sardar ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cro : Temel bölümü eksiuç ışıtacından oluşan ve değişen elektrik niceliklerinin gözle izlenebilir görüntüsünü veren aygıt. Eksiuç ışıtacına dayanan ve değişen elektriksel nicelikleri gözle görülür biçimde vererek izlenmesini sağlayan aygıt. Eksiuçlu salınımçizer. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Salınımölçer.

Saucer : Çay altlığı. Fincan tabağı. Çay bardağı tabağı. Çay tabağı.

Zeal : Gayretkeşlik. Coşkunluk. Şevk. Azim. Heves. Çaba. Can atma. Hararet. Ateşlilik. Hamiyet.

Capt : Grup lideri. Yakala. Baş. Şef. Gemi kumandanı.

Honcho : Lider. Şef.

Commandants : Kumandan.

Keenness : Şiddet. Düşkünlük. Keskinlik. Acılık. Gayret. İncelik. Merak. Heves. Heveslilik. Zekilik.

Scope : Mikroskop. Amaç. Genişlik. Niyet. Saha. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Konu. Olağan sinema görüntülüğünden daha büyük olan, filmin çerçeve oranına bağlı olarak değişen görüntülük. Araştırmak. İncelemek.

Measuring device : Ölçme aygıtı. Ölçüm cihazı. Ölçek. Ölçme aleti. Ölçü tesisi. Ölçü aleti.

Eagerness : Arzu. Sabırsızlık. Canlılık. Heveslilik. İstek. İsteklilik. Açgözlülük. Can atma. Heves. Şevk.

Sardar synonyms : dish aerial, three dimensional radar, radio detection and ranging, early warning radar, 3d radar, commander, wave guide, commandant, cathode ray oscilloscope, ardour, cmdr, sikh, oscilloscope, generals, duces, measuring system, waveguide, elan, microwave radar, radiolocation, avidness, sirdar, honchos, imperator, pulse generator, dish antenna, weather radar, commanders, measuring instrument, avidity, general, doppler radar, dish.