Sau türkçesi Sau nedir

  • Yazılı reklem endüstrisinde kullanılan temel ebat birimi (bir sau eşittir bir gazete sütunu x 2 1/16).

Sau ile ilgili cümleler

English: A good appetite is a good sauce.
Turkish: İyi bir iştah iyi bir sostur.

English: Ali bought some apples and made apple sauce.
Turkish: Ali bir miktar elma aldı ve elma sosu yaptı.

English: "What did you have for lunch?" "Roast beef and chicken with teriyaki sauce on rye bread."
Turkish: "Öğle yemeğinde ne vardı?" "Çavdar ekmeği üzerine teriyaki sosu ile biftek ve tavuk."

English: A typical Bavarian breakfast consists of white sausage, wheat beer and pretzels.
Turkish: Tipik Bavyera kahvaltısı beyaz sosis, buğday birası ve tuzlu krakerden oluşmaktadır.

English: "Give me a sandwich with sauerkraut," said Cicero.
Turkish: Çiçero "Bana lahana turşulu bir sandviç ver" dedi.

Sau ingilizcede ne demek, Sau nerede nasıl kullanılır?

Sauce : Salça ilave etmek. Sos. Salça. Arsızlık etmek. Tepesine çıkmak. Küstahça karşılık vermek. Yüzsüzlük. Şımarıklık. Pişkinlik. Soslamak.

Sauce boat : Sos kabı. Sos servis etmek için tabak.

Sauce pan : Uzun saplı tencere. Sos tenceresi.

Sauceboat : Sos kabı. Salçalık. Sosiyer.

Saucebox : Terbiyesiz. Arsız. Cıvık. Münasebetsiz. Küstah. Şımarık ve arsız çocuk. Şımarık. Haddini bilmez. (gayrı resmi) cıvık ve terbiyesiz kimse. Yüzsüz.

 

Saucerized : Soslanmış.

Saucer : Çay altlığı. Çay tabağı. Çay bardağı tabağı. Fincan tabağı.

Saucer eyed : Gözleri faltaşı gibi açılmış.

Sauced : Sosu veya çeşnisi katılmış. Çeşni katmak. Sos katmak. Terbiyelemek. Lezzet katılmış. Tepesine çıkmak. Arsız. Sos katılmış. Şımarıklık etmek. Terbiyelenmiş.

Saucepan : Tencere. Saplı tencere. Derin tava. Uzun saplı tencere. Kaçarula. Kulplu tencere. Kuşane. Saplı küçük tencere.

İngilizce Sau Türkçe anlamı, Sau eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sau ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Announce : Anons etmek. Anons yapmak. İlan etmek. Duyurmak. Tebliğ etmek. Anons ettirmek. Beyan etmek. Okumak. Bildirmek. Yüksek sesle bildirmek.

Represent : Simgelemek. Açıklamak. Oynamak. Tasvir etmek. Canlandırmak. Resmetmek. Adına davranma. -in adına hareket etmek. Belirtmek. Sonucu olmak.

Remark : Demek. Dikkat çekmek. Yorum yapmak. Düşüncesini söylemek. Düşünce. Yorum. Dikkat etme. Görüş. Dikkat etmek.

Vocalise : Ses üretmek. Bir ünlü olarak ünsüz bir harfi telaffuz etmek. Vokal yapmak. Bir duygu veya düşünceyi yüksek sesle ifade etmek. Dillendirmek. Türkü söylemek. Şarkı söylemek. Ağızlamak. Ünlüye dönüştürmek. Sesli duruma getirmek.

Utter : Su katılmadık. Bütün. Basmak. Söylemek. Basmak (çığlık). Tüm. Kesin. Buyurmak. Açığa vurmak. Çıkarmak (inilti veya ses).

Declare : Haber vermek. Söylemek. Deklarasyon yapmak. İfade vermek. Beyan etmek. Fikrini belirtmek. Açıklamak. İlan etmek. Bildirmek. Deklare etmek.

 

Summarise : Kısaltmak. Özetlemek. Hulasa etmek. Toparlamak. Özet çıkarmak.

Allege : Kanıt olarak göstermek. (kanıt olmadan) iddia etmek. Mazeret olarak göstermek. İtham etmek. Bahane etmek. İddia etmek. İleri sürmek. Söylemek.

Reply : Yanıtlamak cevap vermek. Cevaba cevapla karşılık vermek. Yanıtlamak. Cevap vermek. Yanıt. Karşılık vermek. Cevap. Cevaba cevap. Cevaplamak. Cevaplandırmak.

Summarize : Kısaltma. Özetlemek. Hulasa etmek. Kısaltmak. Özetle. Toparlamak. Özet çıkarmak. Bir yapıtı, belirli bir amaca uygun olarak kısaltma.

Sau synonyms : give tongue to, note, give, lay out, maintain, present, articulate, sum up, tell, observe, state, enunciate, introduce, answer, plead, append, mention, add, vocalize, verbalize, sum, explain, precede, verbalise, assert, misstate, asseverate, supply, aver, get out, respond, premise, preface.

Sau zıt anlamlı kelimeler, Sau kelime anlamı

Lack : Yokluk. Olmamak. Yoksun kalmak. Eksik olmak. -den yoksun olmak. Eksiklik. -sizlik çekmek. -e sahip olmamak. -sizlik. Yoksun olmak.

Glad : Hoşnut. Sevinçli. Mutlu. Memnun. Memnun edici. Mutluluk verici.