Scarcely türkçesi Scarcely nedir

Scarcely ile ilgili cümleler

English: After the disaster, there was scarcely any water left on the island.
Turkish: Afet sonrasında adada hiç su kalmadı.

English: Ali scarcely ever gets any exercise.
Turkish: Ali hemen hemen hiç egzersiz yapmaz.

English: Ali could scarcely breathe.
Turkish: Ali güçlükle nefes alabildi.

English: Ali scarcely recognized Mary.
Turkish: Ali güçlükle Mary'yi tanıdı.

English: Ali could scarcely believe it.
Turkish: Ali buna güçlükle inanabildi.

Scarcely ingilizcede ne demek, Scarcely nerede nasıl kullanılır?

Scarcely ever : Hemen hiç. Hemen hemen hiçbir zaman.

Scarce book : Zor bulunur kitap. Nadir kitap.

Scarce commodity : Nadir bulunur mal.

Scarce goods : Kıt mallar.

Scarce supply : Kıt ihtiyaç maddesi. İhtiyaç maddelerinden yoksun olma durumu. Zor bulunur ihtiyaç maddesi.

Scarceness : Azlık. Zor bulunurluk. Kıtlık. Nadirlik.

Scarce : Zoraki. Sınırlı. Az bulunur. Zor bulunur. Az. Nadir. Kıt. Seyrek. Eksik.

Make oneself scarce : Toz olmak. Çabucak kaybolmak. Sırra kadem basmak. Tüymek. Ortadan kaybolmak. Yok oluvermek.

Scarcity : Kıtlık. Seyreklik. Sınırsız insan isteklerini karşılayacak kaynakların yetersizliği. Kesat. Nadirlik. Yetersizlik. Bir oluşumun ortaçlığını yitirerek yayılma ve dağılma göstermesi. Nedret. Az bulunurluk.

 

Food is scarce : Yiyecek kıt bir kaynaktır. Besin miktarı sınırlıdır. Yiyecekler kıttır.

İngilizce Scarcely Türkçe anlamı, Scarcely eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Scarcely ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Little or nothing : Ya az ya hiç. Hiç denecek kadar az. Hiç denecek kadar.

Just now : Şimdi. Daha şimdi. Şu tapta. Demin. Daha demin. Az önce. Derhal. Demincek. Şu anda.

Hardly : Acımasızca. Güçbela. Hiç. Güçlükle. Sertçe. Zorla.

Inappreciable : Küçücük. Ufacık. Azıcık. Belirsiz. Takdir edilemez. Değer biçilemeyecek kadar küçük.

Strongly : Kuvvetlice. Hızlı. Fazlasıyla. Kuvvetle. Son derece. Fazla. Şiddetle. Çok. Sertçe.

Laboredly : Anormal şekilde. Yapmacık şekilde. Doğal olmayan bir şekilde. Güçlükle. Zor bir şekilde. Zor bir biçimde. Doğal olmayan. Çok çalışarak. Büyük çaba ile. Yapay şekilde.

Rattling : Tıkırtı. Çok. Hareketli. Takırdayan. Zangır zangır. Tıkırdayan. Şakır şakır. Son derece. Vızır vızır.

A near miss : Kılı kılına. Kılpayı.

Flounderingly : Çabalayarak. Debelenerek. Güçlükle. Beceriksizce. Mücadele ederk. Acemice.

Nearly : Nerede ise. Az daha. Az kalsın. Yaklaşık olarak. Aşağı yukarı. Takriben. Sanki. Az kaldı.

Scarcely synonyms : solely, a lot, ill, just in time, more or less, much, practically, give or take, beans, highly, a modicum of, next to, however, as good as, rattlings, end to end, in any moment, almost never, as yet, scarce, nip and tuck, half, newly, scanty, close to, purely, insignificant, deja, once in a blue moon, stiff, ere long, only just, nothing else.