Scarce türkçesi Scarce nedir

Scarce ile ilgili cümleler

English: After the disaster, there was scarcely any water left on the island.
Turkish: Afet sonrasında adada hiç su kalmadı.

English: Apples are scarce this year.
Turkish: Elmalar bu yıl az.

English: Oil is scarce in this country.
Turkish: Bu ülkede petrol sınırlıdır.

English: Rain is scarce in this country.
Turkish: Yağmur bu ülkede seyrektir.

English: Water is scarce in this area.
Turkish: Su, bu alanda azdır.

Scarce ingilizcede ne demek, Scarce nerede nasıl kullanılır?

Scarce book : Nadir kitap. Zor bulunur kitap.

Scarce commodity : Nadir bulunur mal.

Scarce goods : Kıt mallar.

Scarce supply : İhtiyaç maddelerinden yoksun olma durumu. Zor bulunur ihtiyaç maddesi. Kıt ihtiyaç maddesi.

Food is scarce : Yiyecek kıt bir kaynaktır. Besin miktarı sınırlıdır. Yiyecekler kıttır.

Scarcely ever : Hemen hemen hiçbir zaman. Hemen hiç.

Make oneself scarce : Yok oluvermek. Çabucak kaybolmak. Sırra kadem basmak. Ortadan kaybolmak. Tüymek. Toz olmak.

Scarcely : Pek. Anca. Neredeyse hiç. Güç bela. Pek az. Hemen hemen. Henüz. Zar zor. Ucu ucuna. Ancak.

Scarcity of food : Besin kıtlığı.

Scarcity rent : Kıtlık rantı. Toprak sunumunun sabit olması nedeniyle, tarımsal ürünlere yönelik toplam istemin artmasına bağlı olarak en verimsiz toprakların da üretime açılması sonucu tüm toprak sahiplerinin elde ettiği kazanç. krş. farklılık rantı (quota rents) dışalım mallarına getirilen miktar kısıtlamalarının yurtiçi piyasada dışalım malının kıtlığına neden olarak fiyatını yükseltmesi sonucu çoğunlukla dışalımcının elde ettiği kazanç.

 

İngilizce Scarce Türkçe anlamı, Scarce eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Scarce ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Out of the ordinary : Olağan dışı. Farklı. Alışılmışın dışında. Olağandışı. Garip. Olağanüstü. Sıradışı. Alışılmamış. Ender.

Forced : Zorlanmış. Termal. Zorlama. Mecbur. Cebri. Mecburi. Rıza dışı. Basınçlı. Zorunlu.

Deficiency : Yoksunluk. Sakatlık. Gerilik. Kusur. Yetmezlik. Eksilme. Bir kromozomun bir parçasının ya da bir genin yokluğu ile ortaya çıkan durum. Eksiklik, noksanlık. Açık. Noksan.

Scant : Kısıtlamak. Özensiz çalışmak. Dikkatsiz bir biçimde çalışmak. Sınırlamak. Yetersiz. Kifayetsiz. Dar. Kısıtlı.

Dumb : Sessiz. Suskun. Halter. Kalın kafalı. Dilini yutmuş. Dilsiz. Dili tutulmuş. Aptal. Sözsüz.

Limiteds : Sınırlı sorumlu (şirket). Ekspres tren. Hudutlarla sınırlı. Sayılı. Ekspres. Belirli. Kısıtlı. Mahsur. Belirlenmiş.

Fewer : Daha küçük bir miktar. Daha az.

Sparsest : Aralıklı.

Ghastly : Ölü gibi solgun. Feci. İğrenç. Sarı benizli. Çok kötü. Sapsarı. Soluk. Berbat. Dehşetle.

Uncommon : Olağandışı. Olağanüstü. Fevkalade. Alışılmamış. Sıra dışı. Yaygın olmayan. Acayip.

 

Scarce synonyms : far between, unique, confined, droughty, limitative, limited, rarer, bounded, absenting, few and far between, absent, rare, esoterics, a bit, hypo, stiffest, defective, far fetched, finites, ghastliest, littler, measurable, destituent, sparser, low, inconsiderable, closer, insufficiently, exiguous, meagerly, scrimpy, leanest, in short supply.

Scarce zıt anlamlı kelimeler, Scarce kelime anlamı

Abundant : Gür (saç). Verimli. Bol. Bereketli. Külli. Dolu. Gani. Feyizli. Dolu (bol). Çok.

Ample : Gerektiğinden çok. İri. Heybetli. Etraflı. Yeterli. Bol. Bol bol yetecek kadar. Çok. Kafi. Büyük.

Scarce ingilizce tanımı, definition of Scarce

Scarce kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : But just. Not easily to be procured. In small quantity in proportion to the demand. Scantly. Hardly. Not plentiful or abundant. With difficulty. Uncommon. Barely. Rare.